Lübnan ordusu, ülkenin güneyinde ve genel olarak topraklarında artan güvenlik ihtiyaçlarını karşılamak için uluslararası toplumdan 3 milyar dolar talep etti. Ancak bu talebe verilen destek, İsrail ile Hizbullah arasındaki devam eden gerilim ve Lübnan'ın iç siyasi istikrarsızlığı nedeniyle sınırlı kaldı. Ordu kaynakları, fonların özellikle Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve güney sınırının güvenliği için kullanılacağını belirtiyor.
Lübnan ordusunun talebi ve arka planı
Lübnan Silahlı Kuvvetleri, ekonomik kriz ve artan güvenlik tehditleri karşısında acil finansmana ihtiyaç duyuyor. Ülke, 2019'dan bu yana tarihinin en derin ekonomik krizini yaşıyor; para birimi değer kaybetti, kamu maaşları eridi ve ordunun operasyonel kapasitesi ciddi şekilde zayıfladı. Ordu Komutanı Joseph Aoun, uluslararası bağışçılara yaptığı çağrıda, ordunun görevlerini yerine getirebilmesi için yıllık 3 milyar dolarlık bir bütçeye ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Bu fonların, asker maaşlarının iyileştirilmesi, ekipman modernizasyonu ve özellikle güney sınırında konuşlandırılacak birliklerin güçlendirilmesi için kullanılacağı belirtiliyor.
Ancak uluslararası toplumun bu talebe yanıtı isteksiz oldu. ABD ve Avrupa ülkeleri, Lübnan ordusuna doğrudan finansal destek sağlama konusunda çekingen davranıyor. Bunun başlıca nedeni, Hizbullah'ın Lübnan siyaseti ve güvenlik yapısı üzerindeki etkisi. Batılı yetkililer, ordunun Hizbullah'tan bağımsız hareket edip edemeyeceği konusunda şüpheli. Ayrıca, İsrail'in Hizbullah'a yönelik olası bir operasyonu durumunda ordunun nasıl bir tutum takınacağı belirsizliğini koruyor.
Lübnan hükümeti, uluslararası desteği artırmak için Birleşmiş Milletler ve Körfez ülkeleriyle temaslarını sürdürüyor. Ancak şu ana kadar somut bir taahhüt alınamadı. Fransa ve ABD, ordunun reform sürecini hızlandırması ve yolsuzlukla mücadelede daha etkin olması gerektiğini belirtiyor. Lübnan'ın iç siyasi bölünmüşlüğü, hükümetin etkili bir ekonomik reform programı uygulamasını engelliyor. Bu nedenle bağışçılar, mevcut koşullarda verdikleri fonların etkin kullanılmayacağından endişe ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan ordusunun finansman sorunu, Orta Doğu'daki güç dengeleriyle doğrudan bağlantılı. İsrail, Hizbullah'ı kendisi için en büyük tehdit olarak görüyor ve Lübnan ordusunun güçlenmesinin Hizbullah'a dolaylı olarak yarayabileceğini savunuyor. İsrail yetkilileri, uluslararası toplumun Lübnan ordusuna sağlayacağı fonların Hizbullah'ın eline geçebileceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan İran, Hizbullah üzerinden Lübnan'da nüfuzunu korumaya çalışıyor ve ordunun Batı yanlısı bir güce dönüşmesini istemiyor.
Suriye iç savaşı ve mülteci krizi, Lübnan'ın zaten kırılgan olan ekonomisini ve güvenlik yapısını daha da zorladı. Ülkedeki siyasi istikrarsızlık, hükümetin uluslararası finans kuruluşlarıyla anlaşmasını güçleştiriyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yürütülen müzakereler yıllardır sonuçsuz kaldı. Bu durum, Lübnan ordusunun ihtiyaç duyduğu kaynağı bulmasını engelliyor.
Bölgesel aktörler arasında Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Lübnan'a verdikleri desteği Hizbullah'ın silahsızlandırılması şartına bağlıyor. Ancak Hizbullah, silahlarını bırakmayı reddediyor ve Lübnan siyasetinde önemli bir güç olmayı sürdürüyor. Bu durum, uluslararası toplumun Lübnan ordusuna doğrudan destek vermesini zorlaştırıyor.
ABD ve Avrupa ülkeleri, Lübnan ordusunun istikrarın garantisi olabileceğini kabul ediyor, ancak mevcut siyasi atmosferde büyük çaplı bir finansal taahhüt vermekten kaçınıyor. Sonuç olarak, Lübnan ordusunun 3 milyar dolarlık talebi şimdilik karşılıksız kalmış görünüyor. Ülke, ekonomik ve güvenlik krizleri arasında sıkışmış durumda ve uluslararası desteğin artması için öncelikle iç siyasi uzlaşı ve reform gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan ordusunun finansman krizi, Türkiye'nin Orta Doğu'daki güvenlik ve istikrar çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Lübnan'da istikrarsızlığın derinleşmesi, Türkiye'nin güney sınırında yeni bir kaos riski anlamına gelir. Ayrıca, Hizbullah'ın güçlenmesi veya İsrail ile yeni bir çatışma, bölgesel gerilimi artırarak Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yollarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye, Lübnan'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne vurgu yaparak, uluslararası toplumun Lübnan ordusuna destek vermesi gerektiğini savunuyor. Ancak Türkiye'nin kendisi de ekonomik zorluklar yaşadığı için doğrudan finansal yardım sağlaması kısıtlı. Yine de Türkiye, bölgesel dengeyi korumak adına diplomatik girişimlerini sürdürecektir.