Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şaraa, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, stratejik öneme sahip Golan Tepeleri'nin Suriye toprağı olarak kalacağını kesin bir dille ifade etti. Şaraa'nın bu açıklaması, Kolombiya'nın geçtiğimiz ay İsrail'in Golan üzerindeki egemenliğini tanıdığını duyurmasının ardından geldi. Suriye lideri, uluslararası platformda Golan'ın ilhakına yönelik her türlü girişimi reddettiklerini belirterek, toprak bütünlüğü konusundaki kararlılığını yineledi.
Golan Tepeleri'nin Tarihsel ve Hukuki Arka Planı
Golan Tepeleri, 1967'deki Altı Gün Savaşı sırasında İsrail tarafından işgal edilmiş, 1981'de ise İsrail tek taraflı olarak ilhakını ilan etmişti. Uluslararası toplum, bu ilhakı bugüne kadar tanımamış ve bölgeyi Suriye'nin bir parçası olarak görmeye devam etmiştir. Ancak 2019'da ABD Başkanı Donald Trump döneminde Washington, İsrail'in egemenliğini tanıyan ilk ülke olmuştu. Bu adım, uluslararası hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle geniş çapta eleştirilmişti. Şimdi Kolombiya'nın da benzer bir adım atması, Suriye yönetimini harekete geçirmiş görünüyor.
Kolombiya'nın kararı, Latin Amerika'da İsrail'e yönelik eleştirel tutumuyla bilinen bir ülkenin politikasında beklenmedik bir dönüşü işaret ediyor. Uzmanlar, bu değişimin arkasında ekonomik veya diplomatik bazı tavizlerin olabileceğini değerlendiriyor. Suriye Devlet Başkanı Şaraa, konuşmasında "herhangi bir girişim..." diyerek sözlerinin devamında, topraklarının işgaline asla müsaade etmeyeceklerini belirtti. Bu ifadeler, Suriye'nin BM nezdinde diplomatik girişimlerini yoğunlaştıracağının sinyalini veriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Golan Tepeleri, sadece 1.200 kilometrekarelik bir alan olmasına rağmen, su kaynakları ve askeri stratejik konumu nedeniyle Orta Doğu'da kritik bir öneme sahip. İsrail, bölgeyi kendi güvenliği için vazgeçilmez bir tampon bölge olarak görüyor. Suriye ise toprak bütünlüğü ilkesi çerçevesinde Golan'ı geri almayı hedefliyor. Kolombiya'nın kararı, İsrail'in uluslararası meşruiyetini artırma çabalarına hizmet ederken, Suriye'nin pozisyonunu zayıflatmayı amaçlıyor. Ancak bu tür tanımalar, uluslararası hukuk açısından bağlayıcı değil ve BM Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı.
BM Genel Kurulu'nda yapılan bu konuşma, Suriye'nin yeniden uluslararası arenada aktif bir aktör olma çabasının bir parçası olarak yorumlanıyor. İç savaş sonrası toparlanma sürecinde olan Suriye, dış politikada Arap Birliği'ne dönüş ve bölgesel normalleşme adımları atarken, Golan konusunu canlı tutarak İsrail karşıtı cephede destek arıyor. Diğer yandan İsrail, Kolombiya kararını memnuniyetle karşıladığını açıklamasa da, bu tür tanımaların sayısının artmasını bekliyor. ABD yönetimi de İsrail'in egemenlik iddialarını desteklemeye devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Golan Tepeleri'nin Suriye toprağı olduğu görüşünü istikrarlı bir şekilde savunmakta ve İsrail'in ilhakını tanımamaktadır. Kolombiya'nın kararı, Türkiye'nin bölgesel barış ve uluslararası hukuk ilkelerine dayalı tutumunu teyit etmektedir. Ankara, Suriye'nin toprak bütünlüğünü destekleyerek, İsrail'in genişlemeci politikalarına karşı duruşunu sürdürmektedir. Bu gelişme, Türkiye'nin Orta Doğu'da artan diplomatik ağırlığını ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda öncü rolünü pekiştirebilir. Ayrıca, Golan meselesi Türkiye-İsrail ilişkilerinde gerilim unsuru olmaya devam ederken, Ankara'nın Suriye ile yürüttüğü normalleşme sürecine de olumlu katkı sağlayabilir.