İsrail muhalefet lideri ve eski Başbakan Yair Lapid, Cuma günü yaptığı açıklamada Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki hükümeti eleştirerek, İsrail'in uluslararası ilişkilerinin kilit müttefiklerle yaşanan gerilimlerin ardından hızla kötüleştiği uyarısında bulundu. Lapid, ABD merkezli sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, hükümetin izlediği politikaların İsrail'i diplomatik olarak yalnızlaştırdığını ve ülkenin küresel arenadaki konumunu zayıflattığını ifade etti. Bu açıklama, İsrail'in en yakın müttefikleriyle ilişkilerinde son dönemde artan sürtüşmelerin ardından geldi. Özellikle ABD yönetimiyle Batı Şeria'daki yerleşim politikaları ve Gazze'deki askeri operasyonlar konusunda yaşanan görüş ayrılıkları, ikili ilişkilerde gerginliğe yol açmıştı. Lapid'in uyarıları, ülke içinde de hükümetin dış politika yönetimine yönelik eleştirileri yeniden alevlendirdi.
Gelişmenin arka planı: Artan diplomatik gerilimler
Lapid'in eleştirileri, İsrail ile ABD arasında son haftalarda tırmanan gerilimin tam ortasında geldi. Biden yönetimi, Netanyahu hükümetinin Batı Şeria'da yeni yerleşim birimleri inşa etme planlarına ve yargı reformu girişimlerine sert tepki göstermişti. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamada İsrail'in yerleşim politikasının iki devletli çözümü tehlikeye attığını vurgulamıştı. Bununla birlikte, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik askeri operasyonları da uluslararası toplumda geniş çapta kınanmış, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde ateşkes çağrıları yapılmıştı. Avrupa Birliği ülkeleri de İsrail'in uluslararası hukuka aykırı eylemlerini eleştirerek, bazı diplomatik adımlar atmıştı. Lapid, paylaşımında bu gelişmelere atıfta bulunarak, "Bugün dostlarımız bize sırt çeviriyor, yalnızlaşıyoruz" ifadesini kullandı. Ayrıca, eski başbakan olarak dış ilişkilerdeki deneyimine dikkat çekerek, Netanyahu hükümetinin izlediği yolun sürdürülemez olduğunu savundu.
Bölgesel ve küresel boyut: İsrail'in itibar kaybı
İsrail'in müttefikleriyle yaşadığı bu gerilim, ülkenin bölgesel ve küresel pozisyonunu ciddi şekilde etkiliyor. Son yıllarda İbrahim Anlaşmaları ile Körfez ülkeleriyle normalleşme süreci yürüten İsrail, Filistin sorunundaki tutumu nedeniyle bu kazanımlarını riske atıyor. Suudi Arabistan gibi önemli bölgesel aktörler, İsrail'le ilişkilerini normalleştirme konusunda daha temkinli bir tutum sergiliyor. Ayrıca, İsrail'in uluslararası mahkemeler önünde savaş suçları iddialarıyla karşı karşıya kalması, itibarına darbe vuruyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) İsrail'i soruşturma süreci, hükümetin uluslararası hukuka saygısı konusundaki endişeleri artırıyor. Bu bağlamda Lapid'in uyarıları, sadece iç siyasi bir tartışma değil, aynı zamanda İsrail'in gelecekteki diplomatik ilişkilerine de ışık tutuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'de yaşanan bu iç siyasi çekişme ve dış politikadaki belirsizlik, Türkiye-İsrail ilişkileri açısından hem fırsat hem de risk barındırıyor. Türkiye, son dönemde İsrail ile diplomatik ilişkilerini normalleştirme yolunda adımlar atmış, karşılıklı büyükelçi atamaları yapmıştı. Ancak Netanyahu hükümetinin Filistin politikası, Türkiye'nin geleneksel duruşuyla çelişiyor ve Ankara'nın tepkisine neden oluyor. Ankara, iki devletli çözümü desteklerken, İsrail'in yerleşim politikalarını eleştiriyor. Bu durum, ilişkilerdeki normalleşmenin sınırlarını belirliyor. Öte yandan, İsrail'in uluslararası arenada yalnızlaşması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği ve bölgesel dengeler açısından yeni ittifak arayışlarını etkileyebilir. Türkiye, İsrail'in diplomatik açığını kendi lehine kullanmak istese de, Filistin davasına verdiği destek nedeniyle İsrail'le fazla yakınlaşması zor görünüyor. Sonuç olarak, bu gelişme Türkiye'nin bölgesel politikalarında dikkatle izlenmesi gereken bir unsurdur.