Lübnan hükümeti, İsrail ile varılan deniz sınırı anlaşmasının ardından ülkede çıkabilecek protesto ve şiddet olaylarını önlemek için kapsamlı güvenlik tedbirleri aldı. Başbakan Necip Mikati başkanlığında toplanan Yüksek Güvenlik Komitesi, başta başkent Beyrut olmak üzere hassas bölgelerde polis ve askeri varlığın artırılması kararı aldı. Yetkililer, sosyal medyada kışkırtıcı paylaşımlara karşı dikkatli olunması çağrısında bulunurken, anlaşmanın ülke çıkarları doğrultusunda olduğunu vurguladı.
Anlaşmanın Arka Planı ve Detayları
ABD arabuluculuğunda yürütülen müzakereler sonucunda 11 Ekim 2022'de duyurulan anlaşma, yaklaşık 10 yıldır devam eden deniz sınırı anlaşmazlığını çözüme kavuşturdu. Anlaşma kapsamında Lübnan, tartışmalı Kariş sahası dışında kalan üç keşif kuyusunda arama çalışması yapabilecek. İsrail ise Kariş sahasındaki haklarını korurken, Lübnan'ın kuzey sahadaki haklarını tanıdı. Her iki ülke de anlaşmayı bir kazanım olarak nitelendirirken, Lübnanlı yetkililer özellikle ekonomik krizle mücadelede yeni enerji kaynaklarının kritik önemine dikkat çekiyor.
Ancak anlaşma, Lübnan'da Hizbullah ve müttefikleri tarafından eleştirildi. Örgüt, İsrail ile herhangi bir normalleşmeye karşı çıkarken, hükümetin ulusal çıkarları yeterince korumadığını iddia ediyor. Bu muhalif duruş, anlaşma sonrası kitlesel protestoların düzenlenebileceği endişesini artırdı. Güvenlik komitesi, bu tür eylemlerin şiddete dönüşmesini engellemek için önceden planlama yaptıklarını belirtti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu anlaşma, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımı konusunda bir dönüm noktası olarak görülüyor. ABD ve Avrupa Birliği, anlaşmayı bölgesel istikrar için önemli bir adım olarak memnuniyetle karşıladı. İsrail-Lübnan arasındaki deniz sınırının belirlenmesi, her iki ülkenin de doğal gaz arama çalışmalarını hızlandırmasına olanak tanıyacak. Uzmanlar, bu gelişmenin Doğu Akdeniz enerji piyasasında dengeleri değiştirebileceğini, ancak uzun vadeli barış için kara sınırı anlaşmazlıklarının da çözülmesi gerektiğini belirtiyor.
Öte yandan, Hizbullah'ın anlaşmaya yönelik tepkisi, örgütün Lübnan devleti üzerindeki nüfuzunu bir kez daha gözler önüne serdi. Güney Lübnan'daki silahlı varlığı ve İran ile yakın ilişkileri, bölgede yeni bir gerilim kaynağı olarak değerlendiriliyor. İsrail ise anlaşmayı stratejik bir kazanım olarak nitelendirirken, kuzey sınırında istikrarın sağlanmasını umuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan-İsrail deniz sınırı anlaşması, Doğu Akdeniz'deki enerji ve güvenlik dinamiklerini doğrudan etkileyecek bir gelişmedir. Türkiye, bölgedeki hidrokarbon kaynaklarının paylaşımı konusunda kendi çıkarlarını korumaya çalışırken, bu anlaşma ile dolaylı olarak etkilenmektedir. Doğu Akdeniz'de münhasır ekonomik bölge anlaşmazlıkları devam ederken, Lübnan-İsrail uzlaşmasının Türkiye-Yunanistan ve Türkiye-Mısır arasındaki benzer sorunlara emsal teşkil etmesi mümkündür. Ayrıca, Hizbullah'ın anlaşmaya karşı çıkışı, Türkiye'nin bölgedeki etkisini ve Lübnan ile ilişkilerini etkileyebilecek bir faktör olarak izlenmelidir.