Lübnan'ın güneyindeki tarihi Sur (Tyre) kentinde Hristiyan dini liderler, İsrail ordusunun kıyı bölgesini kapsayan tahliye uyarılarının ardından kentin Hristiyan mahallesine yönelik olası bir saldırıyı önlemek için acil uluslararası müdahale çağrısında bulundu. Salı günü yayımlanan ortak bildiride, üst düzey kilise yetkilileri ve Hristiyan toplum temsilcileri, İsrail'in Lübnan'daki askeri operasyonlarının sivil alanları hedef almasından duydukları derin endişeyi dile getirdi. Bildiride, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve uluslararası insan hakları örgütlerine acilen harekete geçme çağrısı yapıldı. Liderler, Sur kentinin binlerce yıllık Hristiyan mirasına ev sahipliği yapan Eski Şehir bölgesinin korunması gerektiğini vurguladı. İsrail ordusu, Hizbullah'ın bölgedeki varlığını gerekçe göstererek Pazartesi günü Sur'un bazı bölgeleri için tahliye uyarısı yayımlamıştı.
İsrail'in Tahliye Uyarıları ve Hristiyan Toplumun Tepkisi
İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyinde yoğunlaşan hava saldırıları ve ardından gelen tahliye uyarıları, bölgedeki dini ve etnik toplulukları alarma geçirdi. Sur kentindeki Hristiyan Mahallesi, Akdeniz kıyısındaki tarihi yapıları ve ibadethaneleriyle tanınıyor. Bölgede yaşayan yaklaşık 10 bin Hristiyan'ın bulunduğu tahmin ediliyor. Liderler, İsrail'in uyarılarının ardından mahallede panik havası yaşandığını, birçok ailenin evlerini terk etmeye başladığını belirtti. Başpiskoposlar ve kilise temsilcileri, uluslararası toplumun sessizliğini eleştirerek, BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararının uygulanmasını talep etti. Söz konusu karar, Lübnan'ın güneyinde Hizbullah dışındaki tüm silahlı grupların faaliyetlerini yasaklıyor. Ancak İsrail, kararın tam olarak uygulanmadığını savunarak askeri operasyonlarına devam ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Tırmanan Gerilimin Yansımaları
İsrail ile Hizbullah arasında Ekim 2023'ten bu yana süren çatışmalar, Lübnan'ın güneyini adeta savaş alanına çevirdi. Son haftalarda İsrail'in hava saldırılarını yoğunlaştırması, sivil kayıpların artmasına ve yüz binlerce kişinin yerinden olmasına neden oldu. Sur kentindeki Hristiyan toplumun çağrısı, sadece dini bir azınlığın korunması talebi değil, aynı zamanda bölgedeki etnik ve dini çeşitliliğin korunması açısından da kritik önem taşıyor. Uzmanlar, İsrail'in operasyonlarının Hizbullah'ı hedef alsa da sivil altyapıyı ve tarihi dokuyu tahrip ettiğine dikkat çekiyor. Lübnan hükümeti, uluslararası toplumdan İsrail'e baskı yapmasını istiyor. ABD ve Fransa'nın arabuluculuk çabaları ise henüz somut bir sonuç vermedi. Bu gelişme, Orta Doğu'da yeni bir insani krizin habercisi olarak değerlendiriliyor. Bölgede yaşayan Hristiyan nüfus, son yıllarda siyasi istikrarsızlık ve çatışmalar nedeniyle zaten azalmış durumda. Sur'un Hristiyan mahallesine yönelik olası bir saldırı, bu azınlığın tamamen bölgeden göç etmesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki Hristiyan toplumun yaşadığı bu dram, Türkiye'nin bölgesel istikrar politikaları açısından doğrudan önem taşıyor. Türkiye, Lübnan'daki dini ve etnik grupların korunmasına yönelik hassasiyetini daha önce defalarca dile getirmişti. İsrail'in operasyonlarının sivil alanları hedef alması, Ankara'nın İsrail'e yönelik eleştirilerini güçlendirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı Hristiyan mülteci toplulukları göz önüne alındığında, bu kriz Türkiye'ye yeni bir göç dalgası getirme potansiyeli taşıyor. Türkiye'nin BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda Lübnan'ın toprak bütünlüğü ve sivil halkın korunması için daha aktif bir diplomasi yürütmesi beklenebilir. Ayrıca, İsrail-Hizbullah çatışmasının genişlemesi, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının güvenliğini de tehdit ederek Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını etkileyebilir.