Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde, ülkesinin İsrail ile olan çatışmaları kalıcı olarak sonlandırmayı hedeflediğini açıkladı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamaya göre Aoun, Trump'a Lübnan'ın 'nihai amacının' İsrail ile düşmanlıkları 'sonsuza dek' bitirmek olduğunu ifade etti. Bu açıklama, iki ülke arasında son yıllarda artan gerilimin ardından geliyor. İsrail ile Lübnan arasında 2006'daki savaştan bu yana ara ara çatışmalar yaşanırken, 2023'teki Hamas saldırıları sonrası Hizbullah'ın İsrail'e yönelik saldırıları tırmanmış, Kasım 2024'te ise bir ateşkes anlaşması sağlanmıştı.
Tarihsel arka plan ve ateşkes süreci
Lübnan ile İsrail arasındaki gerilim, 1948'de İsrail'in kuruluşundan bu yana süregelen bir sorun. Özellikle Lübnan'da güçlü bir siyasi ve askeri aktör olan Şii örgüt Hizbullah'ın İsrail'e karşı yürüttüğü faaliyetler, iki ülke arasında sık sık çatışmalara yol açıyor. 2006'da 34 gün süren savaşta binlerce kişi hayatını kaybetmişti. 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e saldırmasının ardından Hizbullah da İsrail'e yönelik roket saldırılarına başladı. Bu çatışmalar, 27 Kasım 2024'te ABD ve Fransa arabuluculuğunda varılan ateşkes anlaşmasına kadar sürdü. Ateşkes kapsamında Hizbullah'ın Litani Nehri'nin kuzeyine çekilmesi, Lübnan ordusunun güneyde konuşlanması ve İsrail'in Lübnan'dan çekilmesi öngörülüyordu.
Aoun'un Trump'a yaptığı açıklama, ateşkesin kalıcı barışa dönüşmesi yönünde bir irade olarak yorumlanıyor. Ancak Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve Lübnan ordusunun ülkenin güneyinde tam kontrol sağlaması gibi konular hâlâ tartışmalı. Aoun, daha önce yaptığı açıklamada Lübnan'ın silah taşıma tekeline sahip olması gerektiğini söylemiş, ancak Hizbullah'ın direniş hakkı konusunda dolaylı bir referans yaparak grubun halk arasındaki desteğine işaret etmişti.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan-İsrail çatışmasının sona ermesi, sadece iki ülke için değil, tüm Ortadoğu bölgesi için kritik önem taşıyor. İsrail ile Lübnan arasında kalıcı bir barış, İran destekli Hizbullah'ın İsrail'e karşı kullanabileceği bir cepheyi ortadan kaldıracak. Bu da İsrail'in kuzey sınırındaki güvenlik endişelerini azaltırken, İran'ın bölgedeki etkisini zayıflatabilir. ABD, İsrail'in en önemli müttefiki olarak ateşkes sürecini destekliyor ve Lübnan hükümetinin Hizbullah üzerindeki kontrolünü artırmasını istiyor. Fransa ise Lübnan'la tarihi bağları nedeniyle arabuluculukta aktif rol oynuyor.
Öte yandan, Lübnan'ın derin ekonomik krizi ve siyasi istikrarsızlığı, barış sürecini zorlaştıran faktörler. Ülke, 2019'dan bu yana büyük bir ekonomik çöküş yaşıyor, elektrik ve temel hizmetlerde sıkıntılar var. Bu ortamda kalıcı bir barış, Lübnan'ın yeniden yapılanması ve yabancı yatırım çekmesi için elzem görünüyor. Aoun'un Trump nezdinde bu mesajı vermesi, uluslararası toplumdan destek alma çabası olarak da okunabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan-İsrail arasındaki kalıcı barış arayışı, Türkiye'nin bölgesel politikaları açısından önemli. Türkiye, Filistin davasına verdiği destek ve İsrail ile zaman zaman gerilen ilişkileriyle biliniyor. Lübnan'da istikrar, Suriye'deki iç savaşın yansımalarını da azaltabilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımı konusunda Lübnan'ın İsrail ile sınır deniz anlaşması yapması, Türkiye'nin Kıbrıs ve Doğu Akdeniz politikalarını etkileyebilir. Türkiye, Lübnan'da Sünni kesimle ilişkilerini sürdürürken, Hizbullah'a mesafeli duruyor. Ankara, Lübnan hükümetinin egemenliğini güçlendirmesini ve bölgesel dengelerin İran lehine bozulmamasını tercih eder. Sonuç olarak, bu gelişme Türkiye'nin bölgesel çıkarlarıyla örtüşen bir yönde ilerliyor, ancak İsrail'in politikaları ve Hizbullah'ın geleceği konusunda temkinli olmayı gerektiriyor.