Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, 22 Temmuz Salı günü ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’da bir araya gelecek. Görüşmenin ana gündem maddesi, İran destekli Hizbullah milis grubunun silahsızlandırılması ve İsrail güçlerinin Lübnan topraklarından çekilmesini sağlayacak kapsamlı bir planın sunulması olacak. Lübnan yönetimi, bu ziyaretle ulusal egemenliğini güçlendirmeyi ve İsrail’e uluslararası baskı oluşturmayı hedefliyor.
Görüşmenin Arka Planı: Hizbullah’ın Silahsızlandırılması Meselesi
Hizbullah, 2006’daki son büyük çatışmadan bu yana İsrail sınırında önemli bir askeri güç olarak varlığını sürdürüyor. Örgüt, IŞİD’e karşı mücadelede Suriye’de faaliyet göstermiş olsa da, Lübnan iç siyasetinde de belirleyici bir aktör konumunda. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararı, Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını öngörüyor, ancak bu karar on yıllardır uygulanamadı. Aoun yönetimi, Hizbullah’ın Lübnan devletine entegre edilmesi ve silahlarının kademeli olarak bırakılması için bir takvim oluşturmayı amaçlıyor. Bu planın ABD ve uluslararası toplum tarafından desteklenmesi halinde Lübnan’ın egemenliğini pekiştirmesi bekleniyor.
İsrail ise Lübnan sınırında Hizbullah’ın olası saldırılarına karşı yüksek alarm durumunu sürdürüyor. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Hizbullah’ın hassas güdümlü füzelerle donandığını ve İsrail’in kuzeyindeki yerleşim birimleri için ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtiyor. Bu nedenle Tel Aviv yönetimi, Lübnan’da Hizbullah’ın askeri varlığının sona ermesini ve sınır ötesi güvenlik düzenlemelerinin sıkılaştırılmasını talep ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: ABD’nin Arabuluculuk Rolü
ABD, Orta Doğu’daki dengeleri yeniden şekillendirme çabası kapsamında Lübnan-İsrail arasındaki gerginliği azaltmaya çalışıyor. Trump yönetimi, İran’ın bölgedeki nüfuzunu sınırlamak için Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını öncelikli hedef olarak görüyor. Aoun’un ziyareti, Washington’un Beyrut üzerindeki diplomatik baskısını artırdığı bir döneme denk geliyor. Ayrıca Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, Hizbullah’ın Lübnan siyasetindeki rolünü sorguluyor ve İran’a bağlı grupların bölgedeki etkisini azaltma çabalarını destekliyor.
Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) de sınırda istikrarı sağlamak için varlığını sürdürüyor, ancak Hizbullah’ın faaliyetlerini denetleme konusunda sınırlı bir etkiye sahip. Aoun’un planı, UNIFIL’in yetkilerinin genişletilmesini ve Lübnan ordusunun güneyde daha etkin rol oynamasını içerebilir. Bu adım, İsrail’in çekilmesi için bir güvence mekanizması olarak da görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan’daki bu gelişmeler, Türkiye’nin bölgesel istikrar ve Filistin davasına yönelik politikaları açısından yakından takip edilmektedir. Türkiye, Hizbullah’ın meşru bir siyasi aktör olduğunu kabul etmekle birlikte, silahlı bir yapı olarak varlığının Lübnan’ın egemenliğine zarar verdiğini düşünmektedir. Ankara, İsrail’in Lübnan’dan çekilmesi ve Hizbullah’ın silahsızlandırılması sürecinde ABD’nin arabuluculuk rolünü destekleyebilir; ancak bu sürecin İran ile ilişkileri germemesi ve Filistin meselesini ikinci plana atmaması konusunda hassastır. Ayrıca, Türkiye’nin Lübnan’daki siyasi ve ekonomik çıkarları, istikrarlı bir komşu ülke ile iş birliğini gerektirmektedir.