Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, ABD Başkanı'nın kıdemli danışmanı Jared Kushner ve Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile ayrı ayrı telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Görüşmelerin ana gündem maddesi, Kasım 2024'te varılan İsrail-Hizbullah ateşkes anlaşmasının mevcut durumu ve yaşanan son ihlaller oldu. Aoun, görüşmelerde Lübnan'ın egemenliğine saygı gösterilmesi ve ateşkesin istikrarlı bir şekilde uygulanması için uluslararası garantörlerin daha aktif rol alması gerektiğini vurguladı.
Gelişmenin Arka Planı
Kasım 2024'te ABD ve Fransa arabuluculuğunda varılan ateşkes, İsrail ile Hizbullah arasında 14 aydır süren çatışmaları durdurmayı amaçlıyordu. Ancak son haftalarda, özellikle Güney Lübnan'da ateşkes ihlalleri arttı. İsrail, açık ihlal olarak kabul ettiği Hizbullah'ın hareketliliğine karşılık olarak bombardıman düzenlerken, Lübnan tarafı da İsrail'in insansız hava araçlarıyla keşif uçuşları yaptığını ve sivil altyapıyı hedef aldığını iddia ediyor. Aoun, ABD'li yetkililere yaptığı açıklamada, ateşkesin sürdürülebilmesi için tarafların anlaşma şartlarına uyması gerektiğini belirtti.
Katar Başbakanı Al Sani ile yapılan görüşmede ise iki ülke arasındaki ikili ilişkiler ve bölgesel güvenlik konuları ele alındı. Katar, Lübnan'ın yeniden yapılanmasına destek vermeye hazır olduğunu ifade ederken, Aoun da Katar'ın arabuluculuk çabalarına vurgu yaptı. Görüşmelerde ayrıca, ateşkesin denetlenmesi için BM Geçici Görev Gücü'nün (UNIFIL) kapasitesinin artırılması ve uluslararası bir izleme mekanizması kurulması fikri de masaya yatırıldı.
Bölgesel Boyut
Lübnan'daki ateşkesin geleceği, doğrudan İsrail-Filistin çatışması ve İran'ın bölgesel nüfuz mücadelesiyle bağlantılı. Hizbullah'ın İran tarafından desteklenen bir milis gücü olması, ateşkesin kalıcılığını bölgesel dinamiklere bağımlı kılıyor. ABD'nin görüşmelere doğrudan dahil olması, Washington'un Orta Doğu'da diplomasi yoluyla istikrar sağlama çabasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Öte yandan, Katar'ın arabuluculuk rolü, Doha'nın bölgesel bir güç olarak etkinliğini artırma stratejisini yansıtıyor. Lübnan'daki siyasi kriz ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin tamamlanmış olması, ülkenin yeniden toparlanma umutlarını artırırken, ateşkesin başarısızlığa uğraması halinde ülkenin tekrar iç savaşa sürüklenebileceği endişeleri de mevcut.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki ateşkesin kalıcılığı, Doğu Akdeniz'deki güç dengesi ve bölgesel istikrar açısından Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, Lübnan'la tarihi ve kültürel bağlarının yanı sıra, bu ülkede faaliyet gösteren Türk iş insanları ve sivil toplum kuruluşlarıyla önemli bir aktör. Ateşkesin bozulması halinde Lübnan'dan Türkiye'ye yönelik yeni bir göç dalgası yaşanabileceği gibi, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının güvenliği de tehlikeye girebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Katar'la yakın iş birliği içinde olduğu düşünüldüğünde, Doha'nın arabuluculuk rolü Ankara tarafından desteklenmektedir. Türkiye, bölgesel krizlerde diplomatik çözümü savunan bir pozisyonda olduğu için, ABD'nin bu sürece dahil olmasını da dengeli bir yaklaşım olarak değerlendirebilir.