Londra'da bir otelde düzenlenen ve İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'da yer alan yasadışı yerleşim birimlerinde arazi ve mülk satışını teşvik eden bir etkinlik, yüzlerce protestocunun gösterisine sahne oldu. Göstericiler, etkinliğin uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve iki devletli çözümün önündeki en büyük engellerden biri olduğunu savundu. Polis, etkinlik alanının çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alırken, protestocular 'İsrail apartheidı' ve 'Filistin'e özgürlük' sloganları attı.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail'in 1967'den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da inşa ettiği yerleşim birimleri, uluslararası toplumun büyük çoğunluğu tarafından yasadışı kabul ediliyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı, bu yerleşimlerin 'uluslararası hukukun bariz ihlali' olduğunu teyit ediyor. Buna rağmen İsrail hükümeti, özellikle sağcı koalisyonlar döneminde yerleşim faaliyetlerini hızlandırarak Filistin topraklarında fiili bir ilhak süreci yürütüyor.
Londra'da düzenlenen etkinlik, bu yerleşimlerde arsa ve konut satışını teşvik eden bir emlak fuarı niteliğindeydi. Organizatörler, etkinliğin 'Yahudi halkının tarihi topraklarına dönüşünü' desteklediğini iddia ederken, eleştirmenler bu tür girişimlerin uluslararası hukukun yanı sıra Birleşik Krallık'ın da iki devletli çözüme verdiği resmi desteğe aykırı olduğunu vurguladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Protestolar, yalnızca Londra'da değil, Avrupa genelinde İsrail'in yerleşim politikalarına yönelik artan tepkinin bir yansıması. Geçtiğimiz aylarda Paris, Berlin ve Madrid'de de benzer etkinlikler protestolarla karşılaştı. Bu durum, İsrail-Filistin sorununda Avrupa kamuoyunun giderek daha kritik bir pozisyon aldığını gösteriyor.
Öte yandan, ABD'nin yeni yönetimi, İsrail'in yerleşim politikalarına karşı daha önceki Trump dönemine kıyasla daha mesafeli bir duruş sergilese de, İsrail'e verilen askeri ve diplomatik desteğin devam etmesi, Filistin tarafında hayal kırıklığı yaratıyor. Hamas ve Filistin Yönetimi, bu tür satış etkinliklerinin İsrail'in 'sömürgeci projesinin' bir parçası olduğunu belirterek uluslararası toplumu daha somut adımlar atmaya çağırıyor.
Birleşmiş Milletler verilerine göre, Batı Şeria'da 250'den fazla yerleşim birimi ve karakol bulunuyor ve bunlarda yaklaşık 700 bin İsrail yerleşimcisi yaşıyor. Uluslararası hukuka göre, bu yerleşimlerin kurulması ve genişletilmesi savaş suçu kapsamına girebiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını uzun süredir güçlü şekilde desteklemekte ve İsrail'in yasadışı yerleşim faaliyetlerini kınamaktadır. Ankara, bu tür satış etkinliklerini uluslararası hukukun ihlali olarak değerlendirmekte ve Filistin devletinin başkentinin Doğu Kudüs olduğu iki devletli çözüm modelini savunmaktadır. Son dönemde Türkiye'nin İsrail ile diplomatik ilişkilerini normalleştirme çabalarına rağmen, yerleşim politikaları hassas bir konu olmaya devam etmektedir. Bu protestolar, Türkiye'nin Filistin yanlısı duruşunu pekiştiren ve uluslararası kamuoyunda daha fazla baskı oluşturulmasını teşvik eden bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Ayrıca, Türkiye'nin İslam İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler platformlarında yerleşim karşıtı inisiyatifleri desteklemesi, bu tür olayların diplomatik gündemde kalmasını sağlamaktadır.