İngiltere'nin başkenti Londra'da belediyeler, evsizlere yönelik uyguladıkları konut politikalarıyla tartışma yaratıyor. Yerel yönetimler, barınma yardımına başvuran kişilere ya sokakta kalmayı tercih etmeleri ya da şehirden yüzlerce kilometre uzaklıktaki bölgelere taşınmaları yönünde ültimatom veriyor. İnsan hakları örgütleri bu uygulamayı 'insanlık dışı' olarak nitelerken, özellikle kadın ve çocukların mağduriyeti endişe yaratıyor. Belçika ve Manchester'daki seks ticareti çetelerinden kaçan Arnavut bir kadın, iki küçük çocuğuyla birlikte batı Londra'ya sığınmıştı. Ancak belediye, aileye yalnızca 48 saat içinde konut yardımı başvurusu yapma süresi tanıdı ve ardından ülkenin kuzeydoğusundaki Middlesbrough'a taşınmalarını teklif etti. Kadın, çocuklarının eğitimini ve kendi güvenliğini düşünerek bu teklifi reddettiğinde, aile sokakta kalmak zorunda bırakıldı.
Gelişmenin arka planı
Londra'da konut fiyatlarının astronomik seviyelere ulaşması, belediyelerin barınma yardımı sağlama kapasitesini zorluyor. 2023 verilerine göre, başkentte bir evin ortalama kirası aylık 2.000 sterlinin üzerinde. Belediyeler, yasal yükümlülükleri gereği evsizlere barınma sağlamak zorunda ancak çoğu zaman uygun konut bulmakta güçlük çekiyor. Bu nedenle, başvuru sahiplerine Londra dışındaki bölgelerde konut teklif ediliyor. Ancak teklif edilen yerler genellikle sosyal altyapısı zayıf, iş imkanları kısıtlı ve suç oranlarının yüksek olduğu bölgeler oluyor. Yardım kuruluşları, bu tür uygulamaların mağdurları ikinci kez travmatize ettiğini belirtiyor. Özellikle şiddet veya istismardan kaçan kadınlar, kendilerini güvende hissettikleri bir ortamdan koparılarak yeniden risk altına sokuluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Londra'daki bu uygulama, Birleşik Krallık genelinde konut krizinin ne kadar derinleştiğini gözler önüne seriyor. Ülkede evsiz sayısı 2023'te 300 bine yaklaşırken, geçici barınma merkezlerinde kalan ailelerin sayısı 100 bini aştı. Hükümet, konut arzını artırma vaadinde bulunsa da, uzmanlar mevcut politikaların krizi çözmekte yetersiz kaldığını söylüyor. Küresel ölçekte ise benzer sorunlar büyük şehirlerde yaşanıyor. New York, Paris ve Tokyo gibi metropollerde konut fiyatlarındaki artış, düşük gelirli aileleri şehir dışına itiyor. Londra örneği, sadece konut krizine değil, aynı zamanda yerel yönetimlerin bu krizle başa çıkma yöntemlerinin insan hakları ihlallerine yol açabileceğine de işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Londra'daki bu gelişme, büyük şehirlerde konut krizinin küresel bir boyut kazandığını ve yerel yönetim politikalarının insan hakları perspektifinden sorgulanması gerektiğini ortaya koyuyor. Türkiye'de de İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerde benzer barınma sorunları yaşanıyor. Artan kira fiyatları ve kentsel dönüşüm projeleri, düşük gelirli aileleri şehir merkezlerinden uzaklaştırıyor. Türkiye'nin bu konuda uluslararası deneyimleri incelemesi ve sosyal konut politikalarını güçlendirmesi önem taşıyor. Ayrıca, İngiltere'deki gibi uygulamaların, evsiz ve mülteci gruplar üzerindeki etkileri, Türkiye'nin göçmen politikalarıyla ilgili dersler çıkarmasına da katkı sağlayabilir.