Ermenistan'ın jeopolitik konumu ve Güney Kafkasya'daki kırılgan dengeler, uzmanlar tarafından yakından takip ediliyor. Fransız-Ermeni siyaset bilimci ve stratejik ilişkiler analisti Taline Papazian, bu bağlamda Ermenistan'ın karşı karşıya olduğu zorlukları ve bölgesel dinamikleri değerlendiriyor. Papazian aynı zamanda Ermenistan Barış Girişimi Düşünce Kuruluşu'nun direktörü olarak görev yapıyor. Uzmanın son analizleri, Moskova'nın bölgedeki nüfuz mücadelesi ve Dağlık Karabağ sorununun güncel boyutlarına ışık tutuyor.
Gelişmenin arka planı
Ermenistan, bağımsızlığını kazandığı 1991 yılından bu yana Rusya ile karmaşık bir ilişki yürütüyor. Moskova, askeri üsler ve ekonomik bağlarla bölgedeki en önemli aktörlerden biri. Ancak son yıllarda Rusya'nın Ukrayna savaşı nedeniyle dikkatinin dağılması, Ermenistan'ı yeni arayışlara itti. Batı ile ilişkileri geliştirme çabaları, Moskova'nın tepkisini çekiyor. Taline Papazian'a göre, bu durum Ermenistan'ı bir denge oyunu oynamaya zorluyor. Ülkenin güvenlik ihtiyaçları ile bağımsızlık arzusu arasında sıkıştığı belirtiliyor. Dağlık Karabağ sorunu ise bu denklemin en hassas parçası olmaya devam ediyor.
Azerbaycan'ın 2020'deki askeri başarısı ve sonrasında imzalanan ateşkes anlaşması, bölgedeki statükoyu değiştirdi. Ermenistan, kaybettiği toprakların yasını tutarken bir yandan da yeni bir strateji geliştirmeye çalışıyor. Rusya'nın arabuluculuk rolü, Ankara ve Bakü'nün artan etkisi karşısında sorgulanır hale geldi. Papazian'ın analizleri, Erivan'ın Moskova'ya olan bağımlılığını azaltma çabalarına dikkat çekiyor. Ancak bu sürecin ne kadar başarılı olacağı belirsiz.
Bölgesel veya küresel boyut
Güney Kafkasya, enerji koridorları ve jeostratejik önemi nedeniyle küresel güçlerin ilgi odağı olmayı sürdürüyor. Rusya'nın yanı sıra AB, ABD ve Türkiye de bölgede nüfuz mücadelesi veriyor. Ermenistan'ın Batı'ya yönelmesi, İran ve Rusya ile ilişkilerinde yeni gerilimlere yol açabilir. Taline Papazian, bu durumun Ermenistan'ı daha kırılgan hale getirdiğini vurguluyor. Dağlık Karabağ sorununun çözümsüzlüğü, bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Türkiye'nin Azerbaycan'a verdiği destek, Ankara'yı Kafkasya'da belirleyici bir aktör haline getirdi. Bu gelişmeler, sadece Ermenistan'ı değil, tüm bölgeyi etkiliyor.
Papazian'ın düşünce kuruluşu, barış sürecine katkı sağlamayı hedefliyor. Ancak taraflar arasındaki güvensizlik, ilerlemeyi zorlaştırıyor. Uzman, uluslararası toplumun daha aktif rol alması gerektiğini savunuyor. Aksi takdirde, bölgenin yeni bir çatışmaya sürüklenebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ermenistan ve Güney Kafkasya'daki gelişmeler, Türkiye'nin bölgesel politikaları açısından yakından takip edilmelidir. Türkiye, Azerbaycan ile stratejik ortaklığı sayesinde bölgede etkili bir konumda. Ancak Ermenistan'la normalleşme süreci ve Dağlık Karabağ'ın statüsü, Ankara'nın diplomatik dengelerini etkileyebilir. Rusya'nın Ukrayna savaşı nedeniyle Kafkasya'da zayıflaması, Türkiye'ye daha fazla manevra alanı sağlarken, Batılı güçlerin artan ilgisi yeni fırsatlar ve riskler doğuruyor. Türkiye, hem Bakü ile ittifakını korumalı hem de bölgesel istikrara katkı sunmak için Erivan'la diyaloğu sürdürmelidir.