ABD yönetimi, Libya’daki siyasi krizi çözmek ve ülkeyi yeniden birleştirmek amacıyla dikkat çeken bir plan üzerinde çalışıyor. Eski Başkan Donald Trump’ın akrabası olan iş insanı Massad Boulos’un liderlik ettiği girişim, ülkenin doğusundaki ve batısındaki rakip gruplara, eğer birlikte hareket ederlerse büyük petrol yatırımları vaat ediyor. Plana göre, Libya’nın zengin petrol kaynakları, siyasi uzlaşma sağlanması halinde uluslararası şirketlere açılacak ve ülke ekonomisi canlandırılacak. Ancak girişimin başarı şansı, tarafların birbirine duyduğu derin güvensizlik ve dış güçlerin müdahalesi nedeniyle belirsizliğini koruyor.
Planın detayları ve arka planı
Massad Boulos, ABD’de Libya kökenli iş çevrelerinde tanınan bir isim. Trump ailesiyle olan bağları sayesinde Washington’da Libya dosyasına yeniden ilgi çekmeyi başardı. Boulos’un hazırladığı plan, üç aşamalı bir yol haritası içeriyor: İlk aşamada, Libya’nın doğusundaki Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi ile batıdaki Trablus merkezli Ulusal Birlik Hükümeti arasında ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve siyasi diyalog başlatılması öngörülüyor. İkinci aşamada, ortak bir petrol geliri yönetim fonu kurulması ve gelirlerin bölgeler arasında adil dağıtımı planlanıyor. Üçüncü aşamada ise, uluslararası enerji şirketlerinin Libya’ya dönüşü teşvik edilerek, ülkenin günlük petrol üretiminin 1.5 milyon varil seviyesine çıkarılması hedefleniyor.
Libya, 2011 yılında Muammer Kaddafi’nin devrilmesinin ardından iç savaşa sürüklenmişti. Ülke, doğuda General Halife Hafter’in kontrolündeki Libya Ulusal Ordusu ile batıda Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Ulusal Birlik Hükümeti arasında bölünmüş durumda. 2020’de imzalanan ateşkese rağmen siyasi birlik sağlanamadı ve ülke iki rakip hükümetle yönetiliyor. Petrol, Libya’nın en büyük gelir kaynağı; ancak siyasi istikrarsızlık nedeniyle üretim sık sık kesintiye uğruyor. ABD, bu planla hem Libya’daki istikrarı sağlamayı hem de Rusya ve Çin’in bölgede artan etkisini dengelemeyi amaçlıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Libya’daki istikrar, sadece Kuzey Afrika için değil, tüm Akdeniz ve Avrupa için kritik önem taşıyor. Ülke, Avrupa’ya yönelik göç rotalarının başlıca geçiş noktalarından biri. Siyasi kaos, insan kaçakçılığı ve terör gruplarının bölgede barınmasına zemin hazırlıyor. Ayrıca Libya’nın doğalgaz rezervleri, Avrupa’nın Rusya’ya olan enerji bağımlılığını azaltma çabalarında stratejik bir rol oynayabilir. ABD’nin planı, Libya’daki krizi çözerek bu potansiyeli harekete geçirmeyi amaçlıyor. Ancak planın başarısı, başta Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Rusya olmak üzere bölgesel aktörlerin tutumuna bağlı. Bu ülkelerin her biri Libya’da farklı grupları destekliyor ve kendi çıkarları doğrultusunda hareket ediyor.
Özellikle Rusya’nın paralı asker şirketi Wagner aracılığıyla Hafter’e verdiği destek, ABD’nin planını zora sokuyor. Moskova, Libya’daki varlığını Akdeniz’de askeri üs elde etmek için kullanıyor. Çin ise altyapı yatırımları ve petrol anlaşmalarıyla Libya’da nüfuz kazanmaya çalışıyor. ABD’nin planı, bu iki ülkenin Libya’daki etkisini kırmayı ve Washington’un bölgedeki liderliğini yeniden tesis etmeyi hedefliyor. Ancak Trump döneminde başlatılan bu girişimin, Biden yönetiminde ne kadar ilerleyeceği henüz net değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Libya’da Ulusal Birlik Hükümeti’nin en önemli askeri ve diplomatik destekçisi konumunda. 2019’da imzalanan deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşmasıyla Doğu Akdeniz’deki haklarını güvence altına alan Ankara, Libya’daki siyasi sürecin dışında bırakılmak istemiyor. ABD’nin Boulos planı, Türkiye’nin Libya’daki varlığını zayıflatabilecek adımlar içerirse Ankara’dan tepki çekebilir. Türkiye, Libya’da kalıcı barışın sağlanmasını desteklemekle birlikte, kendi çıkarlarını koruyacak bir çözümden yana. Dolayısıyla Ankara’nın, planın uygulanmasında söz sahibi olmak için diplomatik girişimlerini artırması bekleniyor.