İran, ABD'nin ülke topraklarındaki hedeflere yönelik düzenlediği hava saldırılarında sekiz silahlı kuvvetler mensubunun hayatını kaybettiğini resmen açıkladı. İran resmi ajansı IRNA'nın bildirdiğine göre, ABD'nin gece geç saatlerde başlattığı operasyonlarda ağırlıklı olarak Devrim Muhafızları'na bağlı birliklerin hedef alındığı belirtiliyor. Saldırıların, ABD'nin bölgedeki askeri varlığına yönelik artan tehditlere karşılık olarak değerlendirildiği ifade ediliyor. Olay, Tahran ile Washington arasında son yılların en ciddi askeri gerilimini tetiklemiş durumda.
Gelişmenin arka planı
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) tarafından yapılan açıklamada, saldırıların İran destekli milis gruplarının ABD üslerine yönelik saldırılarına misilleme olduğu belirtildi. Son haftalarda Irak ve Suriye'deki ABD askeri varlıklarına düzenlenen çok sayıda insansız hava aracı ve roket saldırısında en az üç ABD askeri yaralanmıştı. ABD Başkanı Joe Biden, 'ABD personeline yönelik her saldırıya kararlılıkla karşılık verileceğini' söyledi. İran Dışişleri Bakanlığı ise saldırıları 'açık bir ihlal' olarak nitelerken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni acil toplantıya çağırdı. Uzmanlar, bu saldırıların İran ile ABD arasında doğrudan bir askeri çatışma riskini artırdığına dikkat çekiyor.
Bölgedeki askeri kaynaklar, saldırıların İran'ın doğu ve güneydoğu illerinde sınırlı sayıda hedefe yönelik olduğunu ancak patlamaların başkent Tahran'da da duyulduğunu aktardı. İran Devrim Muhafızları, ölen sekiz askerin arasında üst düzey bir komutanın da bulunduğunu ancak isim vermekten kaçındı. Saldırıların hedefleri arasında insansız hava aracı üsleri, lojistik depolar ve komuta merkezlerinin olduğu iddia ediliyor. İran resmi yayın organları, saldırılarda sivil kayıp yaşanmadığını duyurdu.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu saldırılar, ABD'nin İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasının askeri boyuta taşınması olarak yorumlanıyor. Özellikle İsrail'in Gazze'deki operasyonları ve Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılarıyla birlikte Ortadoğu'da tansiyon zaten yüksek seyrediyordu. ABD'nin İran topraklarına yönelik bu doğrudan saldırısı, 2020 yılında General Kasım Süleymani'nin öldürülmesinden bu yana en ciddi gerilim olarak kayıtlara geçti. Rusya ve Çin, saldırıyı kınarken, Avrupa Birliği 'endişe duyduğunu' açıkladı ve tarafları itidale çağırdı.
İran'ın misilleme yapma olasılığı ise piyasalarda tedirginlik yarattı. Petrol fiyatları yüzde 3'ün üzerinde yükselirken, altın ve dolar gibi güvenli liman varlıklarına talep arttı. Bölge ülkeleri, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidini hayata geçirmesinden endişe ediyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, gerilimin daha fazla tırmanmaması için arabuluculuk çabalarını hızlandırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve ABD arasındaki bu gerilimden doğrudan etkilenebilecek ülkelerin başında geliyor. İran sınırında güvenlik önlemlerini artıran Ankara, olası bir sığınmacı akını ve terör gruplarının hareketlenmesine karşı tedbirli. Ekonomik olarak, İran ile doğal gaz ve enerji ticaretinin sekteye uğraması Türkiye'nin cari açığını daha da büyütebilir. Ayrıca, İran üzerinden Körfez ülkelerine uzanan ticaret yollarının güvenliği tehdit altında. Türk Dışişleri Bakanlığı, tüm tarafları 'sağduyuya' davet ederken, bölgesel istikrarın korunması için diyalog çağrısında bulundu.