Fransa'da yenilenebilir enerji sektörü, gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde hareketli günler yaşıyor. Anketlerde önde giden aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) lideri Marine Le Pen'in iktidara gelmesi durumunda yeni projelerin durdurulabileceği korkusu, geliştiricileri devlet destekli sözleşmeleri bir an önce imzalamaya itiyor. Sektör temsilcileri, Le Pen yönetiminin yenilenebilir enerjiye yönelik politikalarını belirsizliğini koruduğunu, bunun da yatırımcılar arasında aceleci bir davranışa yol açtığını belirtiyor.
Hükümet Destekli Sözleşmelere Hücum
Fransa'da yenilenebilir enerji üreticileri, devletin uzun vadeli fiyat garantisi sağladığı sözleşmelerden (özellikle rüzgar ve güneş enerjisi için) yararlanmak için yoğun çaba sarf ediyor. Bu sözleşmeler, üreticilere sabit bir gelir akışı sağlayarak bankaların finansmanını kolaylaştırıyor. Ancak sektör, 2027 seçimlerinden sonra bu mekanizmaların kaldırılabileceği veya ciddi şekilde kısıtlanabileceği endişesini taşıyor.
Enerji danışmanlık şirketi Rystad Energy'nin analistine göre, son aylarda imzalanan sözleşme sayısında belirgin bir artış yaşandı. Özellikle açık deniz rüzgar projeleri ve büyük ölçekli güneş santralleri için ön anlaşmalar hızlandırıldı. Birçok firma, projelerini 2025 sonuna kadar finansal kapanışa ulaştırmayı hedefliyor.
Le Pen'in partisi RN, geçmişte yenilenebilir enerjiye şüpheyle yaklaşmış, nükleer enerjiye öncelik verilmesi gerektiğini savunmuştu. Parti programında rüzgar enerjisi için yeni lisansların askıya alınması ve mevcut sübvansiyonların gözden geçirilmesi gibi maddeler yer alıyor. Bu durum, sektörde uzun vadeli planlama yapmayı zorlaştırıyor.
Piyasa Tepkileri ve Yatırımcı Güveni
Fransız yenilenebilir enerji şirketlerinin hisseleri, son haftalarda dalgalı bir seyir izliyor. Piyasa analistleri, seçim belirsizliğinin yatırım kararlarını geciktirebileceğini, ancak mevcut sözleşmelerin bir kısmının yasal koruma altında olduğunu hatırlatıyor. Yine de yeni projeler için finansman bulmak zorlaşabilir.
Avrupa Birliği'nin 2030 yenilenebilir enerji hedefleri doğrultusunda Fransa'nın taahhütleri bulunuyor. Ülke, elektrik üretiminde yenilenebilirin payını artırmayı planlıyor. Ancak siyasi istikrarsızlık, bu hedeflere ulaşılmasını riske atabilir. Enerji Bakanlığı yetkilileri, mevcut hükümetin sözleşme süreçlerini hızlandırmak için idari kolaylıklar sağladığını belirtiyor.
Öte yandan, Le Pen cephesinden yapılan açıklamalarda, yenilenebilir enerjinin tamamen reddedilmediği, ancak maliyetlerin düşürülmesi ve nükleer enerjinin desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor. Yine de sektör temsilcileri, olası bir politika değişikliğinin yatırım ortamını olumsuz etkileyeceğini düşünüyor.
Küresel Enerji Dönüşümünde Fransa'nın Rolü
Fransa, Avrupa'nın en büyük nükleer enerji üreticilerinden biri olmasının yanı sıra, yenilenebilir enerji kapasitesini de artırma çabasında. Ülke, 2023'te yenilenebilir enerjiye yaptığı yatırımlarla dikkat çekmişti. Ancak siyasi belirsizlik, bu ivmeyi yavaşlatabilir. Uluslararası Enerji Ajansı'nın raporlarına göre, küresel yenilenebilir enerji yatırımları rekor seviyelerde seyrederken, Fransa'nın bu yarışta geri kalması, iklim hedefleri açısından endişe verici.
Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesinde AB ülkeleri, 2050'ye kadar karbon nötr olmayı hedefliyor. Fransa'nın bu hedefe ulaşması için yenilenebilir enerji projelerinin hız kesmeden devam etmesi gerekiyor. Le Pen'in seçilmesi halinde, AB'nin enerji politikalarıyla uyum sorunu yaşanabilir. Zira RN, geçmişte AB'nin bazı enerji düzenlemelerine karşı çıkmıştı.
Uzmanlar, seçim sonucu ne olursa olsun, enerji dönüşümünün kaçınılmaz olduğunu, ancak hızının ve yönteminin değişebileceğini belirtiyor. Yatırımcılar ise belirsizlik ortamında temkinli davranmayı tercih ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'daki siyasi belirsizlik, yenilenebilir enerji yatırımlarını etkileyerek Avrupa'nın enerji dönüşüm hızını yavaşlatabilir. Türkiye, yenilenebilir enerji potansiyeli yüksek bir ülke olarak, Avrupa'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. Fransa'nın olası bir politika değişikliği, AB'nin yeşil enerji hedeflerini zorlaştırabilir ve bu da Türkiye'nin enerji ihracatı ve işbirliği fırsatlarını etkileyebilir. Ayrıca, Türk enerji şirketleri için Fransa pazarında ortaya çıkabilecek fırsatlar veya riskler söz konusu olabilir. Ancak doğrudan bir etki sınırlı olup, daha çok Avrupa genelindeki yatırım iklimi üzerinden dolaylı yansımalar beklenebilir.