Endonezya'nın 10 yıllık devlet tahvili faizi, yükselen petrol fiyatları ve MSCI Inc.'in hisse senedi notunu düşürme tehdidinin yatırımcı güvenini sarsmasıyla dört yılın en yüksek seviyesine tırmandı. Rupiah ise rekor düşük seviyeye yaklaşarak 2020'den bu yana en zayıf noktasına geriledi. Ülke piyasaları, küresel risk iştahındaki bozulma ve artan dış finansman maliyetleriyle karşı karşıya.
Faiz Yükselişinin Arka Planı
Endonezya 10 yıllık tahvil faizi, son işlemlerde yüzde 7,5'in üzerine çıkarak 2020'den bu yana en yüksek seviyesini gördü. Bu yükselişte, Brent petrol fiyatlarının varil başına 90 doların üzerinde seyretmesi ve Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimlerin enerji arzına ilişkin endişeleri artırması etkili oldu. Petrol fiyatlarındaki artış, Endonezya gibi net petrol ithalatçısı ülkelerin cari açığını genişletiyor ve enflasyon baskılarını körüklüyor. Ayrıca, MSCI Inc.'in Endonezya'nın hisse senedi piyasası notunu düşürme olasılığı, yabancı yatırımcıların ülkeden çıkışını hızlandırarak tahvil satışlarını tetikledi. MSCI, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, Endonezya'daki piyasa erişilebilirliği ve düzenleyici çerçevedeki sorunlar nedeniyle ülkenin yükselen piyasalar endeksindeki konumunu gözden geçireceğini duyurdu. Bu durum, endeks fonlarının Endonezya varlıklarından çıkabileceği beklentisini doğurdu.
Rupiah ise dolar karşısında 16.000 seviyesini aşarak rekor düşük seviyeye yaklaştı. Endonezya Merkez Bankası (BI), kur istikrarını sağlamak için piyasalara müdahale ettiğini açıkladı ancak faiz artırımına gitmedi. Merkez Bankası Başkanı Perry Warjiyo, enflasyonun kontrol altında olduğunu ve para politikasının veri odaklı olacağını belirtti. Ancak analistler, rupiah üzerindeki baskının sürmesi halinde merkez bankasının önümüzdeki toplantıda faiz artırmak zorunda kalabileceğini öngörüyor. Endonezya'nın döviz rezervleri Eylül itibarıyla 134 milyar dolar seviyesinde bulunuyor ve bu, kısa vadeli dış borçları karşılamak için yeterli görülüyor. Yine de sermaye çıkışları rezervleri eritebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Endonezya'daki satış dalgası, yükselen piyasalara yönelik daha geniş bir güven kaybının parçası. ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirim döngüsüne başlamasına rağmen, petrol fiyatlarındaki yükseliş ve jeopolitik riskler, gelişmekte olan ülke tahvillerine olan talebi sınırlıyor. Benzer şekilde, Hindistan ve Brezilya gibi diğer büyük yükselen piyasalarda da tahvil faizleri yükseliş eğiliminde. MSCI'nin kararı, sadece Endonezya için değil, benzer kırılganlıklara sahip diğer ülkeler için de bir uyarı niteliğinde. Endonezya hükümeti, yatırımcı güvenini yeniden tesis etmek için düzenleyici reformlar ve mali disiplin taahhüdünde bulundu. Maliye Bakanı Sri Mulyani Indrawati, bütçe açığının GSYH'nin yüzde 3'ünün altında tutulacağını ve altyapı projelerine odaklanılacağını söyledi. Ancak piyasa oyuncuları, somut adımlar görmeden temkinli duruşlarını koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Endonezya'da yaşanan tahvil satış dalgası, Türkiye gibi benzer kırılganlıklara sahip yükselen piyasalar için önemli dersler içeriyor. Petrol fiyatlarındaki artış ve jeopolitik riskler, her iki ülkenin de cari açığını ve enflasyonunu olumsuz etkiliyor. MSCI'nin not indirim tehdidi, yabancı yatırımcı güveninin ne kadar hızlı bozulabileceğini gösteriyor. Türkiye, son dönemde attığı normalleşme adımları ve sıkı para politikasıyla risk primini düşürmeye çalışsa da, küresel koşullardaki bozulma sermaye akımlarını tersine çevirebilir. Bu gelişme, Türkiye'nin dış finansman ihtiyacı ve faiz politikası açısından dikkatle izlenmeli.