İngiltere'nin Lancashire bölgesindeki bir PFAS (perflorlu ve poliflorlu alkil maddeler) fabrikası, hakkında olası bir hukuki talebin gündeme gelmesinin ardından kapanacağını duyurdu. AGC Chemicals Europe şirketine ait tesise yönelik kirlilik iddiaları, Guardian gazetesinin geçen hafta yayımladığı bir haberle yeniden gündeme taşınmıştı. 90'dan fazla bölge sakini, fabrikanın neden olduğu kirlilik nedeniyle tazminat davasına katılma niyetini bildirdi. Şirket, kapanış kararını ekonomik gerekçelerle açıklasa da, kararın zamanlaması dikkat çekiyor.
Gelişmenin arka planı
AGC Chemicals Europe, özellikle yapışmaz yüzeyler ve yangın söndürme köpüklerinde kullanılan PFAS kimyasallarını üretiyordu. Bu kimyasallar, çevrede kalıcı olmaları ve insan sağlığına olası zararları nedeniyle 'sonsuz kimyasallar' olarak biliniyor. Guardian'ın 10 Temmuz 2026 tarihli haberi, fabrikanın çevredeki su kaynaklarını ve toprağı kirlettiğine dair kanıtlar ortaya koymuştu. Bunun ardından, bölge sakinleri ve çevre örgütleri hukuki harekete geçmeye hazırlanırken, şirket kapanış kararını duyurdu.
Fabrikanın kapanışı, yaklaşık 200 kişinin işini kaybetmesi anlamına geliyor. Şirket yetkilileri, kararın PFAS ürünlerine yönelik azalan talep ve artan düzenleyici baskılardan kaynaklandığını belirtti. Ancak çevre aktivistleri, kapanışın hukuki süreçten kaçış olarak görülmemesi gerektiğini vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
PFAS kirliliği, dünya genelinde giderek daha büyük bir endişe kaynağı haline geliyor. ABD ve Avrupa Birliği'nde PFAS kullanımını kısıtlayan yeni düzenlemeler yürürlüğe girerken, İngiltere'de de benzer adımlar tartışılıyor. Lancashire'taki bu vaka, sanayi tesislerinin kapanmasının çevresel sorumlulukları ortadan kaldırmadığını bir kez daha hatırlatıyor.
Bu gelişme, sadece İngiltere için değil, PFAS üretimi yapan diğer ülkeler için de emsal teşkil edebilir. Hukuki taleplerin yoğunlaşması, benzer tesislerin de kapanmasına veya temizlik maliyetlerini üstlenmeye zorlanmasına yol açabilir. Bilim insanları, PFAS'ın yeraltı sularına karışmasının onlarca yıl boyunca devam eden bir tehdit oluşturduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
PFAS kirliliği, Türkiye'de henüz geniş çaplı bir kamuoyu tartışmasına dönüşmemiş olsa da, küresel düzenlemelerin sıkılaşması Türkiye'deki sanayi tesislerini de etkileyebilir. Özellikle tekstil ve yangın söndürme gibi sektörlerde PFAS kullanımı yaygındır. AB ile gümrük birliği ve ihracat bağlantıları nedeniyle Türkiye'nin AB standartlarına uyum sağlaması gerekebilir. Ayrıca, Türkiye'deki benzer kirlilik vakalarına karşı hukuki farkındalık artabilir. Bu haber, çevre mevzuatının güçlendirilmesi ve kirleten öder ilkesinin etkin uygulanması gerektiğini gösteren küresel bir örnektir.