Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı ve Orta Doğu Özel Temsilcisi Jared Kushner, İsrail'le diplomatik ilişki kuran ülkelere maddi yatırım ve siyasi destek sağlanması fikrini ortaya attı. Kushner, bir video röportajında, "İbrahim Anlaşmaları" olarak bilinen normalleşme sürecini genişletmek için nakit teşviklerin kullanılabileceğini söyledi. Bu açıklama, Trump yönetiminin 2020'de başlattığı ve Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Sudan ve Fas'ın İsrail'le ilişki kurmasını sağlayan anlaşmaların yeniden gündeme gelmesine yol açtı. Kushner, halen bölgede aktif bir şekilde lobi faaliyetleri yürütüyor ve Suudi Arabistan gibi büyük Arap ülkelerinin de anlaşmaya dahil edilmesi için çalışıyor.
Gelişmenin arka planı
Kushner'ın önerisi, İbrahim Anlaşmaları'nın mevcut durumunu ve gelecekteki potansiyelini yeniden tartışmaya açıyor. 2020'de imzalanan bu anlaşmalar, İsrail ile Arap ülkeleri arasında diplomatik, ekonomik ve kültürel bağların kurulmasını öngörüyordu. Ancak anlaşmaların uygulanması, özellikle Filistin sorunu ve bölgesel gerilimler nedeniyle yavaş ilerledi. Kushner, röportajında, "Normalleşme karşılığında ülkelere doğrudan mali yardım veya yatırım fonları sağlanabilir. Bu, hem İsrail'in güvenliğini artırır hem de bölgesel istikrarı güçlendirir" dedi. Kushner'ın bu önerisi, ABD'deki Biden yönetiminin Orta Doğu politikasıyla da çelişiyor; Biden, İbrahim Anlaşmaları'nı desteklemekle birlikte, daha çok Filistin-İsrail barış sürecine odaklanıyor.
Kushner'ın açıklamaları, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun da normalleşme sürecini hızlandırma çabalarıyla örtüşüyor. Netanyahu, Suudi Arabistan'la ilişkilerin normalleşmesini öncelikli hedef olarak belirlemişti. Suudi Arabistan, İbrahim Anlaşmaları'na henüz katılmamış olsa da, dolaylı olarak İsrail'le temaslarını sürdürüyor. Kushner'ın önerisi, Suudi Arabistan gibi büyük oyuncuları anlaşmaya çekmek için cazip bir araç olarak görülüyor. Ancak eleştirmenler, bu tür bir "nakit karşılığı normalleşme" yaklaşımının etik sorunlar yaratabileceğini ve bölgedeki çatışmaların temel nedenlerini çözmediğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Kushner'ın önerisi, Orta Doğu'daki güç dengelerini yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. İbrahim Anlaşmaları, İran'ın bölgesel nüfuzuna karşı bir denge unsuru olarak da görülüyor. İsrail ve Arap ülkeleri arasındaki yakınlaşma, İran'ı stratejik olarak yalnızlaştırabilir. Ancak bu durum, Tahran yönetiminin daha agresif adımlar atmasına da yol açabilir. Kushner'ın önerisi, aynı zamanda ABD'nin bölgedeki rolünü de yeniden tanımlıyor. Trump döneminde başlatılan bu normalleşme süreci, Biden yönetimi tarafından daha düşük profilli bir şekilde sürdürülüyor. Kushner'ın özel girişimleri ise, ABD dış politikasında resmi olmayan aktörlerin artan etkisini gösteriyor.
Küresel boyutta ise, bu tür bir normalleşme modeli, diğer bölgelerdeki anlaşmazlıklar için de örnek teşkil edebilir. Ancak eleştirmenler, bu yaklaşımın Filistinlilerin haklarını göz ardı ettiğini ve Arap dünyasında kamuoyunda geniş bir destek bulmadığını vurguluyor. Arap Birliği, İsrail'le normalleşmeyi kınamış, Filistin Yönetimi ise anlaşmaları "ihanet" olarak nitelendirmişti. Kushner'ın önerisi, bu tür eleştirileri daha da alevlendirebilir ve bölgede yeni gerilimlere yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kushner'ın nakit karşılığında normalleşme önerisi, Türkiye'nin Orta Doğu politikasını doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, İbrahim Anlaşmaları'nı başından beri eleştiriyor ve Filistin davasına verdiği desteği sürdürüyor. Bu öneri, Türkiye'nin bölgede İsrail karşıtı pozisyonunu güçlendirebilir; ancak aynı zamanda ekonomik teşviklerle bazı Arap ülkelerinin İsrail'le ilişkilerini normalleştirmesi, Türkiye'nin bu ülkelerle olan diplomatik avantajını azaltabilir. Türkiye, özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerle son dönemde normalleşme adımları atarken, bu süreçte Filistin meselesindeki duruşunu korumaya çalışıyor. Kushner'ın planı, Ankara'nın bölgesel dengeleri yeniden değerlendirmesine neden olabilir.