Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı ve yakın danışmanı Jared Kushner'ın Arnavutluk'un güney kıyısındaki Vjosa-Narta bölgesinde inşa ettirdiği lüks tatil köyü projesi, Avrupa'nın en değerli sulak alanlarından birini geri dönülemez şekilde tahrip ediyor. Bölgede gözlem yapan çevre gazetecileri, buldozerlerin nadir bitki ve hayvan türlerine ev sahipliği yapan bu eşsiz ekosistemi parçaladığını belgeledi. Vjosa Nehri deltası ve Narta Lagünü'nü kapsayan alan, yüzlerce kuş türü için kritik bir durak noktası ve Akdeniz foku gibi nesli tehlike altındaki canlıların yaşam alanı. Kushner'ın projesi, bölgenin doğal yapısını tamamen değiştirecek devasa bir marina, otel ve golf sahası kompleksini içeriyor.
Projenin Arka Planı ve Hukuki Süreç
Kushner'ın şirketi Affinity Partners, 2022 yılında Arnavutluk hükümetiyle Vjosa-Narta bölgesinde 370 hektarlık bir arazi için 50 yıllık kiralama anlaşması imzaladı. Projenin turizm gelirleri ve istihdam yaratacağı gerekçesiyle onaylanması, çevre örgütleri ve yerel halk arasında büyük tepkiye yol açtı. Arnavutluk Çevre ve Turizm Bakanlığı, projenin çevresel etki değerlendirmesinin (ÇED) yapıldığını ve gerekli izinlerin alındığını savunuyor. Ancak bağımsız uzmanlar, ÇED raporunun eksik ve yanıltıcı olduğunu, özellikle bölgenin biyolojik çeşitliliği ve su kaynakları üzerindeki etkilerin hafife alındığını belirtiyor. Avrupa Çevre Ajansı ve BirdLife International gibi uluslararası kuruluşlar, projenin durdurulması için kampanya başlatırken, konu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşındı.
Kushner'ın bu girişimi, Trump yönetimi döneminde başlatılan 'Balkanlar'da barış ve kalkınma' girişiminin bir parçası olarak sunuluyor. Ancak eleştirmenler, projenin aslında bölgedeki doğal kaynakların yağmalanmasına ve yolsuzluğa yol açtığını iddia ediyor. Arnavutluk'taki yolsuzluk endeksinde son yıllarda iyileşme görülse de, bu tür büyük ölçekli yatırımların şeffaflıktan uzak olduğu belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Vjosa-Narta'nın tahribatı, sadece Arnavutluk'u değil, tüm Akdeniz havzasını etkileyen bir çevre felaketi olarak değerlendiriliyor. Vjosa Nehri, 'Avrupa'nın son vahşi nehri' olarak biliniyor ve üzerinde herhangi bir baraj bulunmuyor. Delta bölgesi, her yıl binlerce göçmen kuş için bir mola yeri işlevi görüyor. Ayrıca Narta Lagünü, Akdeniz foku ve yeşil deniz kaplumbağası gibi türler için önemli bir yaşam alanı. Uzmanlar, projenin tamamlanması halinde bölgedeki ekosistemin çökebileceği ve türlerin bölgeden tamamen yok olabileceği uyarısında bulunuyor.
Bu durum, uluslararası çevre koruma anlaşmaları açısından da bir test niteliği taşıyor. Arnavutluk, Ramsar Sözleşmesi ve Bern Sözleşmesi gibi uluslararası anlaşmalara taraf olmasına rağmen, Kushner projesine izin vermesi bu taahhütlerini sorgulatıyor. Avrupa Birliği, Arnavutluk'un aday ülke statüsünde olduğu için çevre standartlarına uyumunu yakından izliyor. Ancak AB'nin bu konuda etkili bir yaptırım uygulayıp uygulayamayacağı belirsiz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz havzasının önemli bir ülkesi olarak bu tür çevre felaketlerinden doğrudan etkilenebilir. Vjosa-Narta'nın yok olması, Türkiye'nin kıyılarında da benzer tehditlerin olabileceğini hatırlatıyor. Ayrıca Türkiye, Arnavutluk ile tarihsel ve kültürel bağları olan bir ülke ve Balkanlar'da istikrarı önemsiyor. Bu tür projelerin çevresel ve sosyal maliyetleri, Türkiye'nin bölgedeki yatırım ve diplomasi politikalarını dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye'nin kendi kıyılarında benzer projelerde çevre koruma önlemlerini sıkılaştırması, uluslararası alanda sorumlu bir aktör olarak itibarını güçlendirecektir.