Bloomberg'in haftalık "Real Yield" programının 3 Eylül 2026 tarihli bölümünde küresel tahvil getirilerindeki yükseliş ve Fed Guvernörü Christopher Waller'ın açıklamaları öne çıktı. Programda JPMorgan Asset Management Field Income Portföy Yöneticisi Kelsey Berro, Federated Hermes Kıdemli Portföy Yöneticisi Deborah Cunningham, Invesco Kuzey Amerika Yatırım Derecesi Kredi Başkanı Matt Brill ve BNP Paribas'tan bir yetkili konuk olarak yer aldı. Tahvil piyasalarındaki hareketlilik, yatırımcıların merkez bankalarının faiz politikalarına ilişkin beklentilerini yeniden şekillendiriyor.
Piyasa Dinamikleri ve Fed'in Etkisi
Küresel tahvil getirileri, özellikle ABD Hazine tahvilleri, son dönemde yükseliş eğilimini sürdürüyor. Fed Guvernörü Christopher Waller'ın enflasyon ve para politikasına dair yaptığı açıklamalar, piyasa katılımcıları tarafından dikkatle izlendi. Waller, enflasyonun hedefe doğru ilerlediğini ancak faiz indirimleri konusunda aceleci olunmaması gerektiğini vurguladı. Bu mesaj, tahvil getirilerindeki artışı destekleyen bir faktör oldu.
Programda konuşan uzmanlar, tahvil piyasasındaki bu hareketin arkasında yatan nedenleri değerlendirdi. JPMorgan'dan Kelsey Berro, getiri eğrisinin şekillenmesinde arz-talep dengesizliklerine ve enflasyon beklentilerine dikkat çekti. Federated Hermes'ten Deborah Cunningham ise özellikle kısa vadeli tahvillerdeki getiri artışının, yatırımcıların Fed'in faiz indirimlerini erteleyebileceği yönündeki beklentilerini yansıttığını belirtti.
Invesco'dan Matt Brill, kurumsal tahvil piyasasındaki spreadlerin ve kredi koşullarının seyrine ilişkin görüşlerini paylaştı. Brill, yatırım dereceli tahvillere olan talebin güçlü kaldığını ancak getiri volatilitesinin arttığını ifade etti. BNP Paribas temsilcisi ise Avrupa ve ABD tahvil piyasaları arasındaki farklılaşmaya işaret ederek, ECB'nin para politikasının Fed'den ayrışabileceğini öngördü.
Küresel Tahvil Piyasalarında Genel Görünüm
Tahvil getirilerindeki yükseliş sadece ABD ile sınırlı değil. Almanya, Japonya ve İngiltere gibi majör ekonomilerde de benzer bir eğilim gözleniyor. Özellikle Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) ultra gevşek para politikasından çıkış sinyalleri, Japon tahvillerinde getiri artışına yol açıyor. Bu durum, küresel sermaye akımlarını etkileyerek gelişmekte olan ülke tahvilleri üzerinde baskı oluşturabilir.
Uzmanlar, tahvil getirilerindeki artışın hisse senedi piyasaları üzerinde de baskı yaratabileceğini, zira daha yüksek getirilerin alternatif maliyeti artırarak riskli varlıklardan çıkışı teşvik edebileceğini belirtiyor. Ancak aynı zamanda, yükselen getirilerin bankalar ve sigorta şirketleri gibi finansal kurumlar için olumlu olabileceği, çünkü net faiz marjlarını iyileştirebileceği ifade ediliyor.
Programda ayrıca, Fed'in bilanço küçültme politikasının tahvil arzı üzerindeki etkisi ve Hazine'nin borçlanma ihtiyacının getiriler üzerindeki yukarı yönlü baskısı tartışıldı. Konuklar, arz artışının getirileri yukarı çekebileceğini, ancak talebin de güçlü seyrettiğini vurguladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel tahvil getirilerindeki yükseliş ve Fed'in faiz indirimlerini erteleyebileceği sinyali, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için önemli sonuçlar doğurabilir. ABD tahvil getirilerindeki artış, küresel risk iştahını azaltarak gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışına neden olabilir. Bu durum, Türk Lirası üzerinde baskı yaratabilir ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz politikasını daha da zorlaştırabilir. Ayrıca, yükselen küresel faiz ortamı, Türkiye'nin dış borçlanma maliyetlerini artırabilir. Ancak TCMB'nin son dönemde attığı adımlar ve rezervlerdeki iyileşme, bu baskıyı bir miktar hafifletebilir. Yine de jeopolitik riskler ve emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar, Türkiye ekonomisi için aşağı yönlü riskler oluşturmaya devam ediyor.