JPMorgan Asset Management sabit getirili portföy yöneticisi Kelsey Berro, Federal Reserve (Fed) üyesi Christopher Waller'ın merkez bankasının sekiz seçicisi için bir vekil olduğunu söyledi. Bloomberg Real Yield programında Michael McKee'nin konuğu olan Berro, Waller'ın açıklamalarının piyasalarda Fed'in faiz politikasına ilişkin beklentileri şekillendirdiğini vurguladı. Programda ayrıca Federated Hermes'ten Deborah Cunningham da yer aldı.
Piyasalar Fed'in Mesajlarını Değerlendiriyor
Berro'nun değerlendirmeleri, Fed'in para politikası duruşunun piyasa katılımcıları tarafından yakından izlendiği bir dönemde geldi. Waller, Fed'in yönetim kurulu üyesi olarak, Başkan Jerome Powell'ın yanı sıra faiz kararlarında oy hakkına sahip. Ancak Berro'ya göre Waller'ın söylemleri, Fed'in genel eğilimini yansıtması açısından daha geniş bir gösterge niteliği taşıyor. Zira Waller, hem güvercin hem de şahin kanada hitap edebilen dengeli bir iletişim tarzı benimsiyor.
Berro, "Waller, aslında sekiz Fed seçicisinin bir vekili gibi. Piyasa onun söylediklerini, diğer üyelerin de benzer düşündüğü şeklinde yorumluyor" dedi. Bu durum, Fed'in iletişim stratejisinde Waller'ın kilit bir figür haline geldiğini gösteriyor.
Programda konuşan Deborah Cunningham ise küresel likidite piyasalarındaki gelişmelere dikkat çekti. Cunningham, tahvil piyasalarındaki hareketliliğin Fed'in faiz indirimine ne zaman gideceğine dair belirsizlikten kaynaklandığını belirtti. "Piyasalar her veri açıklamasında yön değiştiriyor. Fed'in net bir yol haritası çizmemesi, oynaklığı artırıyor" ifadelerini kullandı.
Tahvil Getirileri Düştü, Hisse Senetleri Yükseldi
Berro ve Cunningham'ın konuşmalarının ardından piyasalarda hareketlilik arttı. Hisse senetleri yükselirken, tahvil getirileri geriledi. Bu gelişme, yatırımcıların Fed'in faiz artırım döngüsünün sonuna yaklaşıldığına dair beklentilerini güçlendirdiği şeklinde yorumlandı.
Özellikle ABD 10 yıllık tahvil faizi, gün içinde belirgin bir düşüş gösterdi. Borsa endeksleri ise bankacılık ve teknoloji hisseleri öncülüğünde prim yaptı. Analistler, Waller'ın açıklamalarının ardından gelen alımların, Fed'in şahin duruşunu yumuşatacağı beklentisinden kaynaklandığını belirtiyor.
Berro, tahvil piyasasındaki bu hareketin geçici olabileceği uyarısında bulundu. "Getirilerdeki düşüş, Fed'in faiz indirimi konusunda aceleci olmayacağı gerçeğini değiştirmiyor. Enflasyon hâlâ hedefin üzerinde ve işgücü piyasası güçlü" dedi.
Öte yandan, Fed'in bilanço küçültme politikası da piyasaların odağında. Cunningham, bilançonun daraltılmasının likidite koşullarını sıkılaştırdığını ve bunun özellikle gelişmekte olan piyasalar üzerinde baskı oluşturabileceğini söyledi. "Likidite bolluğu dönemi sona eriyor. Bu, tüm varlık sınıflarında yeniden fiyatlamaya yol açabilir" diye ekledi.
Fed'in İletişim Stratejisi ve Piyasa Beklentileri
Fed yetkilileri, son dönemde faiz oranlarını sabit tutarken, gelecekteki adımlar için kapıyı açık bırakıyor. Piyasa katılımcıları, Fed'in 2024'ün ikinci yarısında faiz indirimine gitmesini bekliyor. Ancak Berro, bu beklentinin verilere bağlı olduğunu ve zamanlamanın belirsizliğini koruduğunu vurguladı.
Berro, "Fed'in faiz indirimi için enflasyonun sürdürülebilir bir şekilde yüzde 2'ye yaklaştığını görmesi gerekiyor. Şu an için bu henüz gerçekleşmedi" dedi. Waller'ın da benzer bir görüşü dile getirdiğini hatırlatan Berro, piyasanın Fed'in iletişimine aşırı tepki verebileceğini söyledi.
Bloomberg Real Yield programında ayrıca, Fed'in gelecek toplantılarına ilişkin beklentiler masaya yatırıldı. Katılımcılar, Fed'in faiz kararlarında veri odaklı yaklaşımını sürdüreceğini ve jeopolitik riskleri de göz önünde bulunduracağını belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in para politikası ve Waller'ın açıklamaları, Türkiye ekonomisi için de önemli sonuçlar doğurabilir. ABD'de faiz indirimi beklentilerinin güçlenmesi, küresel risk iştahını artırarak gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını destekleyebilir. Bu durum, Türk Lirası üzerindeki baskıyı hafifletebilir ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz politikasında manevra alanı yaratabilir. Ancak Fed'in şahin duruşunu koruması halinde, TL'de değer kaybı ve enflasyon üzerindeki yukarı yönlü riskler devam edebilir. Ayrıca, ABD tahvil getirilerindeki düşüş, Türkiye'nin dış borçlanma maliyetlerini olumlu etkileyebilir. Yine de Fed'in bilanço küçültmesi, küresel likidite koşullarını sıkılaştırarak Türkiye gibi dış finansmana ihtiyaç duyan ülkeler için risk oluşturabilir. Bu nedenle, TCMB'nin Fed'in adımlarını yakından izlemesi ve para politikasını buna göre ayarlaması bekleniyor.