Dünya genelinde kömürle çalışan elektrik santrallerinin sayısı geçen yıl on yılın en yüksek seviyesine ulaşırken, bu santrallerden üretilen toplam elektrik miktarında düşüş yaşandı. Yeni bir analize göre, 2023'te küresel çapta düzinelerce yeni kömür santrali devreye alındı. Ancak, mevcut santrallerin daha az kullanılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının devreye girmesi nedeniyle kömürden elde edilen elektrik üretimi azaldı. Bu paradoks, iklim değişikliğiyle mücadelede kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor.
Rekor Seviyede Yeni Santral, Düşen Üretim
Küresel Enerji İzleme (Global Energy Monitor) tarafından yayımlanan rapora göre, 2023 yılında 52,5 gigawatt kapasiteli yeni kömür santrali faaliyete geçti. Bu rakam, 2015'ten bu yana en yüksek yıllık artış olarak kayıtlara geçti. Yeni santrallerin büyük çoğunluğu Çin'de (47,4 GW) ve Hindistan'da (4,5 GW) inşa edildi. İki ülke, dünya kömür tüketiminin yaklaşık üçte ikisinden sorumlu. Ancak aynı dönemde, küresel kömürle elektrik üretimi %0,5 oranında azalarak 10.000 terawatt-saatin altına indi. Bunun başlıca nedeni, mevcut santrallerin kapasite kullanım oranlarının düşmesi ve yenilenebilir enerji kaynaklarının (özellikle güneş ve rüzgar) üretimdeki payının artması.
Çin ve Hindistan'ın Enerji İkilemi
Çin, dünyanın en büyük kömür tüketicisi olmasına rağmen, aynı zamanda yenilenebilir enerji yatırımlarında da lider konumda. Ülke, 2023'te 300 GW'ın üzerinde güneş ve rüzgar kapasitesi ekledi. Ancak, enerji talebindeki sürekli artış, kömür santrallerini bir güvence olarak görmesine neden oluyor. Benzer şekilde Hindistan, hızla büyüyen ekonomisinin enerji ihtiyacını karşılamak için kömüre bağımlılığını sürdürüyor. Her iki ülke de Paris İklim Anlaşması kapsamında 2030'a kadar emisyonları azaltma taahhüdünde bulunmuş olsa da, yeni kömür santrali yatırımları bu hedeflerle çelişiyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, küresel kömür talebinin 2024'te zirve yapması bekleniyor; ancak bu öngörü, jeopolitik gerilimler ve enerji güvenliği endişeleri nedeniyle belirsizliğini koruyor.
Küresel Enerji Dönüşümü ve Jeopolitik Dengeler
Kömür kullanımındaki bu çelişkili durum, enerji dönüşümünün karmaşıklığını gözler önüne seriyor. Gelişmiş ülkeler (AB, ABD) kömürden hızla çıkarken, gelişmekte olan ülkeler enerji güvenliği ve ekonomik büyüme arasında denge kurmaya çalışıyor. Bu durum, küresel iklim politikalarında bir kopuş yaratıyor. Özellikle Çin ve Hindistan'ın attığı adımlar, dünya genelinde karbon fiyatlandırması ve yeşil teknoloji transferi gibi konularda yeni tartışmaları beraberinde getiriyor. Ayrıca, Ukrayna-Rusya savaşı sonrası Avrupa'nın enerji arzında yaşadığı kriz, bazı ülkeleri kömüre yöneltti. Bu da, iklim hedefleriyle enerji güvenliği arasındaki gerilimi artırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını kömürden karşılıyor ve yeni kömür santrali yatırımları planlıyor. Küresel kömür üretimindeki düşüş eğilimi, Türkiye'nin iklim taahhütleri (2053 net sıfır hedefi) ile uyumlu bir enerji politikası izlemesini gerektiriyor. Çin ve Hindistan'ın kömüre bağımlılığını sürdürmesi, küresel karbon piyasalarını etkileyerek Türkiye'nin ihracatında karbon vergisi riskini artırabilir. Öte yandan, yenilenebilir enerji potansiyeli yüksek olan Türkiye, bu dönüşümden faydalanarak enerji bağımsızlığını güçlendirebilir. Jeopolitik olarak, enerji arz güvenliği için kömüre alternatif kaynaklara (nükleer, doğalgaz, yenilenebilir) yatırım yapması stratejik bir önem taşıyor.