Küresel ekonomi, enflasyonun yeniden yükselişe geçmesiyle sarsılıyor. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki keskin artış, arz zincirlerindeki aksamalar ve jeopolitik gerilimler, başta ABD, Avrupa Birliği ve Asya olmak üzere dünya genelinde fiyat istikrarını tehdit ediyor. Merkez bankaları, enflasyonu kontrol altına almak için faiz oranlarını artırmaya devam ediyor. Bu durum, ekonomik büyüme beklentilerini aşağı çekerken, borç yükü yüksek ülkeler için yeni riskler barındırıyor.
Enflasyonun Yeniden Yükselişinin Arka Planı
2023 yılı boyunca düşüş eğilimine giren küresel enflasyon, 2024 son çeyreğinden itibaren yeniden ivme kazandı. Bunun en önemli nedeni, energy fiyatlarındaki artış. Brent petrol varil fiyatı son altı ayda %30'dan fazla yükselerek 95 dolar seviyesini aştı. Doğalgaz fiyatları da Avrupa'da megavatsaat başına 50 avronun üzerine çıktı. Bu fiyat artışları, başta ulaşım, üretim ve ısınma olmak üzere ekonomilerin genel maliyetlerini yükseltiyor.
Arz yönlü şoklar da enflasyonu körüklüyor. Kızıldeniz'deki Husi saldırıları nedeniyle küresel deniz taşımacılığında yaşanan aksamalar, nakliye maliyetlerini artırdı. Ayrıca, Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimler ve Rusya-Ukrayna savaşının devam eden etkileri, enerji arzında belirsizliği sürdürüyor. Kuraklık ve iklim olayları da gıda fiyatlarını yukarı çekiyor.
Talep tarafında ise, pandemi sonrası toparlanma ve bazı ülkelerde uygulanan genişletici maliye politikaları enflasyonist baskıyı artırdı. ABD'de güçlü istihdam ve ücret artışları, hizmet enflasyonunu yüksek tutuyor. Avrupa'da ise enerji krizi ve yüksek kamu borcu, ekonomik kırılganlığı derinleştiriyor.
Merkez Bankalarının Faiz Artırım Stratejileri ve Küresel Etkiler
Enflasyonla mücadelede merkez bankaları faiz artırımına gidiyor. ABD Merkez Bankası (Fed), politika faizini 2024'ün son çeyreğinden bu yana 75 baz puan artırarak %5,75-6,00 aralığına yükseltti. Avrupa Merkez Bankası (ECB) da mevduat faizini %4,25'e çıkardı. İngiltere Merkez Bankası ise faizi %5,50'de sabit tutmakla birlikte, enflasyonun hedefin üzerinde seyretmesi durumunda ek artırım sinyali verdi. Japonya Merkez Bankası, uzun süredir devam eden negatif faiz politikasını sonlandırarak %0,25'e yükseltti.
Bu faiz artırımları, küresel finansal koşulları sıkılaştırıyor. Gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışı hızlanırken, borçlanma maliyetleri artıyor. Türkiye gibi yüksek dış borcu olan ülkeler için bu durum, kur baskısı ve finansman zorluğu anlamına geliyor. Öte yandan, emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar ve doların güçlenmesi, ithalat bağımlısı ekonomilerde enflasyonu daha da yükseltiyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası, küresel büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize etti. IMF, 2025 için küresel büyüme beklentisini %3,2'den %2,9'a düşürdü. Enflasyonun 2025 ortalarına kadar yüksek seyretmesi, ardından kademeli olarak düşmesi bekleniyor. Ancak jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki oynaklık, bu öngörüyü belirsiz kılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel enflasyonun yeniden yükselişi, Türkiye ekonomisi için hem riskler hem de fırsatlar barındırıyor. Enerji ithalatçısı olan Türkiye, petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artıştan olumsuz etkileniyor; cari açık ve enflasyon üzerindeki baskı artıyor. Fed ve ECB'nin faiz artırımları, TL üzerinde değer kaybı baskısı yaratırken, dış borçlanma maliyetlerini yükseltiyor. Öte yandan, Türkiye'nin ihracat pazarlarındaki yavaşlama, büyüme üzerinde aşağı yönlü risk oluşturuyor. Ancak, küresel tedarik zincirlerindeki kaymalar, Türkiye'yi alternatif üretim üssü haline getirebilir. Yine de enerji faturası ve kur istikrarı, önümüzdeki dönemde kritik önemde olacak.