Avrupalı otomobil üreticileri, Avrupa Birliği (AB) ile Birleşik Krallık arasındaki ticaret ve işbirliği anlaşması kapsamında 1 Ocak 2024'te yürürlüğe girmesi planlanan daha katı menşe kurallarının, sektör için 'felaket' sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) ve Birleşik Krallık Otomobil Üreticileri ve Satıcıları Birliği (SMMT) tarafından yapılan ortak açıklamada, elektrikli araç bataryaları için gereken yerli içerik oranının henüz karşılanamadığı belirtilerek, kuralların en az üç yıl ertelenmesi çağrısı yapıldı.
Menşe Kuralları ve Ticaret Anlaşmasının Arka Planı
AB ile Birleşik Krallık arasında 24 Aralık 2020'de imzalanan Ticaret ve İşbirliği Anlaşması (TCA), 1 Ocak 2021'den itibaren geçerli olmak üzere iki taraf arasındaki ticareti düzenliyor. Anlaşma, tarife ve kota olmaksızın ticaret imkânı tanırken, belirli menşe kurallarına uyulması şartını getiriyor. Özellikle otomotiv sektörü için kritik olan bu kurallar, bir aracın 'yerli' sayılabilmesi için belirli oranda yerel parça ve iş gücü içermesini zorunlu kılıyor. Elektrikli araçlar için batarya hücreleri ve modülleri gibi kritik bileşenlerde yerli içerik oranının 2024'ten itibaren %60'a, 2027'den itibaren ise %70'e çıkarılması öngörülüyordu. Ancak sektör temsilcileri, özellikle batarya tedarik zincirinin henüz istenen düzeyde Avrupa'da kurulamadığını savunuyor.
Avrupa'daki otomobil üreticileri, pandemi sonrası tedarik zinciri sorunları, çip krizi ve Rusya-Ukrayna savaşının enerji maliyetlerini artırması gibi faktörlerle zaten zor bir dönemden geçiyor. Batarya üretiminde Asya'daki dominant oyunculara (özellikle Çin, Güney Kore ve Japonya) bağımlılık devam ederken, Avrupa'da yeni batarya fabrikalarının kurulması planlanan takvimin gerisinde kalıyor. Bu nedenle, 2024'te yürürlüğe girecek kurallar, AB'de üretilen elektrikli araçların Birleşik Krallık'a ihracatında %10'luk bir tarife ile karşılaşmasına yol açabilir. Bu da hem üreticiler hem de tüketiciler için maliyetleri artıracak.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Konu sadece AB ve Birleşik Krallık'ı değil, küresel otomotiv endüstrisini de yakından ilgilendiriyor. Avrupa, dünyanın en büyük otomobil pazarı konumunda ve elektrikli araçlara geçiş sürecinde kritik bir dönemeçte. AB'nin 2035'e kadar içten yanmalı motorlu araç satışını yasaklama hedefi doğrultusunda, elektrikli araç üretimi ve batarya tedarik zinciri stratejik önem kazanmış durumda. Menşe kurallarının katılaşması, Avrupalı üreticilerin rekabet gücünü azaltarak, ABD ve Çinli rakiplerine karşı dezavantaj yaratabilir. Özellikle ABD'nin Enflasyon Azaltma Yasası (IRA) kapsamında elektrikli araç üreticilerine sağladığı cömert sübvansiyonlar, yatırımların Kuzey Amerika'ya kaymasına neden oluyor. Avrupa'nın bu durumda kendi iç pazarında ve Birleşik Krallık'ta ticaret engelleriyle karşılaşması, sektörün küresel rekabetçiliğini zayıflatacaktır.
Öte yandan, Birleşik Krallık da benzer kaygılar taşıyor. Brexit sonrası AB ile ticaretinde sorunlar yaşayan İngiliz otomobil sektörü, AB'den gelen parçalara bağımlı. Eğer menşe kuralları katılaşırsa, İngiltere'de üretilen araçların AB'ye ihracatı da tarifelere tabi olacak. Bu durum, her iki tarafta da üretim maliyetlerini artıracak ve istihdamı tehdit edecek. Sektör temsilcileri, hükümetleri diyaloga çağırarak, kuralların yumuşatılması veya en azından ertelenmesi için çağrıda bulunuyor. AB Komisyonu'ndan henüz resmi bir yanıt gelmedi, ancak konunun önümüzdeki aylarda müzakere edilmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB ile Gümrük Birliği'ne sahip olması nedeniyle otomotiv sektöründe AB pazarına entegre bir ülke konumunda. Ancak AB-İngiltere ticaret anlaşması, Türkiye'yi doğrudan kapsamıyor; bu da Türk üreticilerin Birleşik Krallık'a ihracatta avantajlı konumda olabileceği anlamına geliyor. Eğer AB-İngiltere arasında menşe kuralları nedeniyle tarifeler artarsa, Türk otomobil üreticileri için Birleşik Krallık pazarında rekabet avantajı doğabilir. Öte yandan, Türkiye'deki üretim tesisleri Avrupa'daki tedarik zincirine bağımlı olduğundan, batarya ve kritik parça tedarikinde yaşanabilecek aksaklıklar Türk sektörünü de etkileyebilir. Türkiye'nin elektrikli araç üretimindeki yükselişi (Togg gibi) düşünüldüğünde, Avrupa'daki bu tür ticaret engelleri, Türkiye'nin küresel pazarlarda daha rekabetçi olma fırsatını artırabilir. Ancak aynı zamanda, AB'nin korumacı eğilimleri Gümrük Birliği'nin güncellenmesi sürecinde Türkiye için de zorluklar yaratabilir.