Suriye kaya porsuğu, İsrail-Lübnan sınırındaki kırılgan peyzaja bağımlı bir tür. Çevreciler, İsrail'in Lübnan'a yönelik savaşının bu hayvanın yaşam alanını nasıl yok ettiğini gözler önüne seriyor. Savaşlar genellikle ölü sayısı, yıkılan evler ve haritadan silinen kasabalarla ölçülür; ancak ekosistem üzerindeki yıkım çoğu zaman göz ardı edilir.
Arka Plan: Savaşın Gölgesinde Kalan Doğa
Suriye kaya porsuğu (Procavia capensis syriaca), Orta Doğu'nun dağlık bölgelerinde yaşayan küçük, otçul bir memeli. İsrail-Lübnan sınırı boyunca uzanan kayalık yamaçlar, bu türün hayatta kalması için kritik öneme sahip. Ancak bölgede yıllardır süren çatışmalar, özellikle 2006 ve sonrasındaki İsrail saldırıları, bu hassas habitatı ciddi şekilde tahrip etti.
Çevre aktivisti Hisham Younes ve meslektaşları, savaşın ekosistem üzerindeki etkilerini belgelemek için yıllardır bölgede çalışıyor. Younes, "Savaş sadece insanları değil, tüm bir ekosistemi yok ediyor. Kaya porsuğu gibi türler, bombaların ve askeri araçların neden olduğu toprak kaymaları, yangınlar ve kimyasal kirlilik nedeniyle yuvalarını terk etmek zorunda kalıyor" diyor. Younes'in ekibi, İsrail'in Lübnan'a düzenlediği son saldırılarda, sınır hattındaki doğal koruma alanlarının da hedef alındığını tespit etti.
Beyrut'taki Lübnan Üniversitesi'nden çevre bilimci Dr. Leila Haddad, "Bu türün popülasyonu son on yılda %40 azaldı. Savaşın dolaylı etkileri -- ormansızlaşma, su kaynaklarının kirlenmesi ve gıda zincirinin bozulması -- doğrudan bombalardan daha yıkıcı olabilir" açıklamasında bulundu. Haddad, bölgedeki mayınlar ve patlamamış mühimmat nedeniyle bilim insanlarının saha çalışması yapmakta zorlandığını da ekledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Savaşın Ekolojik Ayak İzi
İsrail'in Lübnan'a yönelik askeri operasyonları, sadece iki ülke arasındaki bir çatışma değil; aynı zamanda Akdeniz havzasının biyolojik çeşitliliğini tehdit eden bir kriz. Lübnan, Orta Doğu'nun en zengin bitki örtüsüne sahip ülkelerinden biri ve buradaki habitat kaybı, göçmen kuşlar, böcekler ve diğer memeliler için de zincirleme etki yaratıyor.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) raporlarına göre, silahlı çatışmaların %80'i biyolojik çeşitlilik açısından zengin bölgelerde yaşanıyor. Lübnan-İsrail sınırı da bu kapsamda. 2023-2024 yıllarında artan gerginlik, bölgedeki orman yangınlarını tetikledi; Lübnanlı yetkililer, İsrail'in beyaz fosfor kullanımının geniş tarım alanlarını ve doğal yaşamı zehirlediğini belirtiyor. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, bu iddiaları doğrulayan raporlar yayımladı.
Kaya porsuğu, sadece bir hayvan değil; aynı zamanda sınır ekosisteminin sağlığının göstergesi. Bilim insanları, bu türün yok olmasının, bölgedeki diğer canlı türlerinin de tehlikede olduğunun işareti olduğunu vurguluyor. İsrail ve Lübnan arasındaki çatışmanın çözülmemesi, ekolojik restorasyon çabalarını da engelliyor. Sınırın her iki tarafında da çevre örgütleri, barış olmadan doğanın korunamayacağını savunuyor.
Uluslararası toplum, savaşın çevresel etkilerini genellikle görmezden geliyor. Ancak son yıllarda "ekolojik savaş suçları" kavramı, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin de gündemine girdi. Çevre aktivistleri, İsrail'in Lübnan'daki doğal kaynaklara verdiği zararın da soruşturulması gerektiğini belirtiyor. Öte yandan, bölgede kalıcı bir barış sağlanmadan ne kaya porsuğu ne de diğer türler güvende olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail-Lübnan sınırındaki ekolojik yıkım, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, Akdeniz havzasının biyolojik çeşitliliğinden sorumlu ülkelerden biri ve sınır komşusu Suriye üzerinden bu ekosistemle bağlantılı. Savaşın yol açtığı habitat kaybı, göçmen türlerin rotalarını değiştirebilir ve Türkiye'nin güneyindeki tarım ve doğal alanları olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgede yürüttüğü çevre diplomasisi ve insani yardım çabaları, çatışmanın ekolojik boyutunu da kapsamalı. Uzun vadede, İsrail-Lübnan arasında kalıcı bir çözüm, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki güvenliği ve enerji projeleri için de kritik.