İngiltere'de İşçi Partisi hükümeti, Kuzey Denizi'nde yeni petrol ve gaz sondajlarına yeşil ışık yakmaya hazırlanıyor. Karar, iklim bilimcileri ve çevre örgütleri tarafından büyük tepkiyle karşılanırken, yazar George Monbiot, hükümetin bu adımının arkasında ekonomik gerekçelerden çok siyasi hesapların yattığını öne sürüyor. Monbiot'a göre, planlar ne ekonomik ne de çevresel açıdan mantıklı; asıl amaç, ABD Başkanı Donald Trump'ı yatıştırmak veya Reform UK partisinin yükselişine karşı koymak olabilir.
İşçi Partisi'nin petrol planları neden tartışmalı?
İngiltere'de iktidardaki İşçi Partisi, seçim kampanyasında yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandırma sözü vermişti. Ancak hükümetin, Kuzey Denizi'ndeki mevcut petrol sahalarının ömrünü uzatacak yeni lisanslar vermeye hazırlandığı bildiriliyor. Bu adım, ülkenin iklim taahhütleriyle çelişiyor. Birleşik Krallık, 2050'ye kadar net sıfır emisyon hedefi koymuş durumda. Yeni sondajlar, bu hedefi ciddi şekilde zora sokacak.
George Monbiot, The Guardian'daki yazısında, "İklim felaketi kapımızda ve İşçi Partisi'nin yeni sondaj onayları, küçük kazançlar için daha fazla acı getirecek" diyor. Monbiot, hükümetin bu kararı almasının tek nedeninin ekonomik olmadığını savunuyor: "Burada bir İşçi Partisi hükümeti, küçük maddi kazançlar elde etmek için muazzam miktarda siyasi sermaye harcıyor. Bunun tek açıklaması, Trump'ı yatıştırmak ya da Reform UK'ın oyununa gelmek olabilir."
Uzmanlar, Kuzey Denizi'ndeki yeni sondajların İngiltere'nin enerji güvenliğine katkısının sınırlı olacağını, zira rezervlerin azaldığını ve çıkarılan petrolün büyük kısmının uluslararası piyasalarda satılacağını belirtiyor. Ayrıca, fosil yakıt altyapısına yapılan yatırımlar, yenilenebilir enerji projelerinden kaynak aktarılmasına neden olacak.
Siyasi hesaplar: Trump ve Reform UK faktörü
Monbiot'un analizine göre, İşçi Partisi'nin bu kararı, ABD ile ilişkileri gerginleştirmemek adına atılmış bir adım olabilir. Donald Trump, göreve geldiğinden bu yana Avrupa ülkelerine fosil yakıt üretimini artırmaları yönünde baskı yapıyor. İngiltere'nin yeni petrol lisansları, Washington'la ticaret görüşmelerinde bir koz olarak kullanılabilir.
Öte yandan, anketlerde yükselen Reform UK partisi, iklim politikalarını "aşırı maliyetli" olarak nitelendiriyor ve fosil yakıt üretiminin artırılmasını savunuyor. İşçi Partisi, bu söyleme karşı koymak yerine, onun bir kısmını benimseyerek seçmen kaybetmemeyi hedefliyor olabilir. Ancak bu strateji, partinin genç ve çevre bilinci yüksek seçmen tabanında hayal kırıklığı yaratabilir.
İngiltere'de iklim aktivistleri, hükümetin bu planını "iklim liderliğinde geri adım" olarak değerlendiriyor. Geçtiğimiz yıl Glasgow'daki COP26 zirvesine ev sahipliği yapan Birleşik Krallık'ın, şimdi fosil yakıt genişlemesine gitmesi, uluslararası alanda itibar kaybına yol açabilir.
Küresel etkiler ve enerji piyasaları
Kuzey Denizi, son 50 yılda İngiltere'nin enerji bağımsızlığının temel taşı oldu. Ancak üretim 2000'li yılların başından bu yana istikrarlı şekilde düşüyor. Yeni sahaların işletmeye alınması yıllar alacak ve çıkarılacak petrolün maliyeti yüksek olacak. Bu da projelerin ekonomik fizibilitesini sorgulatıyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), 2021'de yayımladığı raporunda, iklim hedeflerine ulaşmak için yeni fosil yakıt projelerine yatırım yapılmaması gerektiğini vurgulamıştı. İngiltere'nin bu yönde atacağı adım, IEA'nın çağrısına rağmen fosil yakıt genişlemesini sürdüren ülkeler kervanına katılması anlamına geliyor.
Avrupa Birliği, sınırda karbon düzenlemesi mekanizmasıyla fosil yakıt ithalatına kısıtlamalar getiriyor. İngiltere'nin yeni petrolü, AB pazarına girmekte zorlanabilir. Ayrıca, küresel yatırımcıların fosil yakıtlardan çekilmesi, projelerin finansmanını zorlaştırıyor.
Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler açısından ise bu gelişme, yenilenebilir enerjiye geçişin hızlandırılması gerektiğini bir kez daha gösteriyor. İngiltere'nin fosil yakıt ısrarı, küresel karbon fiyatlarını ve enerji güvenliği dengelerini etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin Kuzey Denizi'nde yeni petrol sondajlarına onay vermeye hazırlanması, Türkiye'nin enerji ve iklim politikaları açısından önemli dersler içeriyor. Türkiye, enerji ithalatına bağımlı bir ülke olarak fosil yakıt fiyatlarındaki dalgalanmalardan doğrudan etkileniyor. İngiltere gibi ülkelerin üretimi artırması kısa vadede arzı artırarak fiyatları düşürebilir; ancak uzun vadede iklim hedeflerini zayıflatır. Türkiye, kendi yenilenebilir enerji potansiyelini (güneş, rüzgar, jeotermal) hızla devreye alarak hem cari açığını azaltabilir hem de yeşil mutabakat sürecinde AB ile uyum sağlayabilir. Ayrıca, İngiltere'nin bu adımı, uluslararası iklim müzakerelerinde gelişmiş ülkelerin tutarsızlığına işaret ediyor; Türkiye, adil bir iklim finansmanı için bu tür örnekleri kullanabilir.