ABD'nin Küba'ya yönelik olası bir askeri müdahalesi, sadece adanın değil tüm Latin Amerika'nın istikrarını tehdit edecek büyük bir hata olur. Ancak Donald Trump, komünist rejimle yapacağı akıllıca bir anlaşmayla hem ABD'nin çıkarlarını koruyabilir hem de bölgede yeni bir iş birliği dönemi başlatabilir. Uzmanlara göre, elli yılı aşkın ambargo politikası başarısız olmuş, Küba'yı dönüştürmek yerine Rusya ve Çin'e yaklaştırmıştır.
Gelişmenin Arka Planı: Ambargo ve Değişim Rüzgarları
ABD'nin Küba'ya uyguladığı ekonomik ambargo, 1962'den bu yana sürüyor. Soğuk Savaş'ın simgesi haline gelen bu politika, Küba halkına ağır bedeller ödetirken, rejimi yıkmayı başaramadı. Obama döneminde kısmi yumuşama yaşandı; diplomatik ilişkiler yeniden kuruldu, seyahat ve ticaret kısıtlamaları gevşetildi. Ancak Trump, başkan seçildikten sonra bu adımları geri çevirdi ve ambargoyu sıkılaştırdı. Biden yönetimi de bu çizgiyi büyük ölçüde korudu.
Küba, 2020'li yılların başında derin bir ekonomik krizle boğuşuyor. Turizm gelirleri pandemiyle durma noktasına geldi, yaptırımlar ithalatı zorlaştırdı ve temel ihtiyaç maddelerinde kıtlık yaşanıyor. Bu durum, 2021'de tarihi protestolara yol açtı. Havana yönetimi, Rusya ve Çin'den aldığı destekle ayakta kalmaya çalışıyor. Ancak Moskova'nın Ukrayna savaşına odaklanması ve Pekin'in Latin Amerika'ya yayılma stratejisi, Küba'yı daha da kırılgan hale getirdi.
ABD'de ise her iki partiden de ambargonun kaldırılması yönünde artan bir talep var. Tarım ve ilaç şirketleri, Küba pazarına girmek istiyor. Küba kökenli Amerikalıların bir kısmı da yumuşama yanlısı. Sadece Florida'daki muhafazakar Küba diasporası ambargoda ısrar ediyor. Trump'ın, bu grubu kırmadan adayı ticari olarak nasıl açacağı büyük bir stratejik soru.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Latin Amerika'da Dengeler
Latin Amerika, son on yılda ABD'nin etkisinin azaldığı bir bölge haline geldi. Çin, Brezilya ve Arjantin başta olmak üzere birçok ülkeyle ticari bağlarını derinleştirdi. Rusya ise Venezuela ve Nikaragua üzerinden askeri varlığını artırdı. ABD'nin Küba'ya yönelik agresif bir hamlesi, bölgede ciddi bir tepkiyle karşılanır; Brezilya, Meksika ve diğer büyük ülkeler Washington'a sırt çevirebilir. Bu da Çin ve Rusya'nın nüfuzunu daha da pekiştirir.
Olası bir anlaşma ise ABD'yi bölgede yeniden güvenilir bir ortak konumuna getirebilir. Küba'nın turizm, tarım ve biyoteknoloji sektörleri Amerikan yatırımlarına açılabilir. Havana'nın siyasi liberalleşme vaadi karşılığında ambargonun kaldırılması, Küba halkına refah getirirken ABD'ye de sadık bir komşu kazandırabilir. Trump'ın iş insanı kimliği, bu tür bir ticari anlaşmaya doğal olarak daha yatkın. Ayrıca Küba'dan ABD'ye yönelen düzensiz göçü durdurmanın en etkin yolu da adadaki ekonomik koşulları iyileştirmektir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Küba normalleşmesi, Türkiye'nin Latin Amerika açılımına olumlu yansır. Türk firmaları, Küba pazarında ABD ambargosu nedeniyle kısıtlı şekilde faaliyet gösterebiliyor. Ambargonun kalkması, Türk inşaat, turizm ve tarım şirketlerine yeni fırsatlar sunar. Ayrıca Türkiye, Küba ile ilişkilerinde ABD'nin tepkisini çekmeden manevra yapmak zorundaydı; normalleşme bu endişeyi ortadan kaldırır. Bölgesel olarak, ABD'nin Latin Amerika'da yeniden etkinlik kazanması, Çin ve Rusya'nın nüfuzunu dengeleyerek küresel çok kutupluluğu etkiler; Türkiye'nin denge politikasına da katkı sağlar.