Stockholm — İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, 2026 genel seçimlerine giden süreçte aşırı sağcı İsveç Demokratları (SD) ile mevcut işbirliğini savunarak yeni bir başbakanlık dönemi için destek arıyor. 2018'de Holokost'tan sağ kurtulan Hedi Fried'e, Ilımlılar Partisi'nin aşırı sağcı İsveç Demokratları ile asla işbirliği yapmayacağı sözünü veren Kristersson, bugün bu tutumundan vazgeçmiş durumda. O dönemde İsveç'in sağ kanadının büyük bölümü tarafından siyasi bir dışlanmış olarak görülen SD, şimdi Kristersson'un azınlık hükümetini dışarıdan destekleyen kilit bir ortak haline geldi.
Gelişmenin Arka Planı: 2018'den Bugüne Uzanan Süreç
Ulf Kristersson'un 2018'deki sözü, o dönemde İsveç siyasetinde aşırı sağın hâlâ tabu olduğu bir döneme işaret ediyordu. Ancak 2022 seçimlerinin ardından Kristersson, İsveç Demokratları'nın dışarıdan desteğiyle bir koalisyon hükümeti kurdu. Bu ortaklık, İsveç siyasetinde köklü bir değişimi simgeliyor. SD, göçmen karşıtı politikaları ve Avrupa şüpheciliği ile biliniyor. Kristersson, bu işbirliğini savunurken, SD'nin artık "sorumlu bir parti" haline geldiğini ve hükümetin göç, entegrasyon ve suçla mücadele politikalarında önemli rol oynadığını vurguluyor.
2026 seçimleri yaklaşırken Kristersson, hem kendi partisi içinde hem de kamuoyunda bu ortaklığı meşrulaştırmaya çalışıyor. Ancak anketler, SD'nin oy oranını koruduğunu ve hatta artırdığını gösteriyor. Bu durum, Kristersson'un seçim stratejisini SD ile ittifak üzerine kurmasına neden oluyor. Muhalefetteki Sosyal Demokratlar ise bu ortaklığı "İsveç'in değerlerine ihanet" olarak nitelendiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsveç'teki bu siyasi kayma, Avrupa genelinde aşırı sağın yükselişiyle paralellik gösteriyor. Fransa'da Ulusal Birlik (RN), İtalya'da İtalya'nın Kardeşleri (FdI), Almanya'da Almanya için Alternatif (AfD) gibi partiler, ana akım siyasette daha fazla kabul görüyor. İsveç Demokratları da bu trendin bir parçası olarak, göçmen karşıtı söylemi ve AB karşıtı tutumuyla öne çıkıyor. Ancak SD'nin Ukrayna'ya desteği ve NATO üyeliğine verdiği destek, partinin bazı konularda ana akıma yaklaştığını gösteriyor.
İsveç'in NATO üyeliği süreci, Türkiye'nin onayıyla 2024'te tamamlanmıştı. Bu süreçte İsveç, PKK/YPG'ye yönelik tutumunu sertleştirme sözü vermişti. Kristersson hükümeti, bu taahhütleri yerine getirme konusunda adımlar attı. Ancak SD'nin bazı söylemleri, özellikle göçmen karşıtlığı, Türkiye'nin Avrupa'daki algısını etkileyebilir. İsveç'teki Türk toplumu, aşırı sağın yükselişinden endişe duyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsveç'te aşırı sağcı İsveç Demokratları'nın yükselişi ve Kristersson'un bu partiyle işbirliğini derinleştirmesi, Türkiye için hem riskler hem de fırsatlar barındırıyor. Öncelikle, SD'nin göçmen karşıtı ve İslamofobik söylemleri, İsveç'teki Türk ve Müslüman toplumu hedef alabilir. Ayrıca, SD'nin PKK/YPG konusundaki tutumu belirsiz; partinin geçmişte PKK'ya sempatiyle yaklaşan açıklamaları olmuştu. Türkiye, İsveç'in NATO üyeliği sürecinde PKK/YPG'ye karşı somut adımlar beklediğini açıklamıştı. Kristersson hükümeti bu konuda ilerleme kaydetse de, SD'nin etkisi bu süreci sekteye uğratabilir. Öte yandan, SD'nin AB karşıtı tutumu, Türkiye'nin AB üyelik sürecine dolaylı olarak etki edebilir. Türkiye, İsveç ile ilişkilerinde dengeyi korumak ve aşırı sağın yükselişini yakından izlemek durumunda.