Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi ülkeler, Salı günü yaptıkları ortak açıklamada, İran'ın Hürmüz Boğazı'nda iki Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) petrol tankerine yönelik saldırılarını sert bir dille kınadı. Açıklamada, bu eylemlerin bölgesel istikrarı, seyrüsefer serbestisini ve küresel enerji arz güvenliğini tehdit ettiği vurgulandı. BAE Dışişleri Bakanlığı, saldırıların pazar günü meydana geldiğini ve tankerlerden birinin hasar gördüğünü ancak herhangi bir can kaybı yaşanmadığını duyurdu. Olay, Hürmüz Boğazı'nın dünya petrol akışının yaklaşık beşte birine ev sahipliği yaptığı bir dönemde, bölgedeki tansiyonu yeniden yükseltti.
Gelişmenin arka planı
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Denizi ve Hint Okyanusu'na bağlayan dar bir su yoludur. Küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'si bu boğazdan geçer. Son yıllarda İran, nükleer programı ve bölgesel nüfuz mücadelesi nedeniyle Batılı ülkeler ve Körfez monarşileriyle sık sık karşı karşıya gelmiştir. 2019'da da benzer saldırılar yaşanmış, İran'a atfedilen mayın patlamaları ve drone saldırıları sonucu birkaç tanker hasar görmüştü. Bu kez, BAE'nin İran ile ilişkilerini normalleştirme çabaları yürüttüğü bir dönemde saldırının gerçekleşmesi dikkat çekiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Saldırı, İran'ın bölgedeki petrol tankerlerine karşı güç kullanma kapasitesini gösterirken, Körfez ülkelerinin kolektif güvenlik arayışlarını da hızlandırabilir. KİK, İran'ın provokasyonlarına karşı ortak bir duruş sergileme konusunda anlaşmış görünüyor. ABD ve Avrupa Birliği de saldırıyı kınayarak, deniz güvenliğinin korunması çağrısı yaptı. Küresel petrol fiyatlarında geçici bir artış yaşanırken, piyasalar olası bir boğaz kapatması senaryosuna karşı temkinli. Suudi Arabistan ve Irak gibi büyük petrol ihracatçıları, alternatif güzergahlar üzerinde çalıştıklarını ancak Hürmüz'ün stratejik öneminin tartışılmaz olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, Türkiye'nin enerji güvenliği açısından kritik öneme sahiptir. Türkiye, petrol ve doğal gaz ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden ithal etmektedir. Boğazda yaşanacak bir kriz, enerji fiyatlarını yükselterek Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, bölgede deniz güvenliğinin sağlanması için uluslararası çabalara destek vermekte ve İran ile diplomatik ilişkilerini sürdürmektedir. Bu olay, Ankara'nın hem Körfez ülkeleriyle hem de Tahran'la dengeli bir ilişki yürütme politikasını test edebilir.