İran, Pazar günü Hürmüz Boğazı'nın kapalı olduğunu ilan eder etmez, ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri Basra Körfezi'nde bir dizi hava saldırısı başlattı. Bu, son iki haftada gerçekleşen en ciddi askeri karşılaşma olarak kayıtlara geçti. Pentagon'dan yapılan açıklamada, saldırıların İran'ın boğazı kapatma kararına misilleme olarak değil, uluslararası deniz ticaret yollarının güvenliğini sağlamak için yapıldığı belirtildi. Ancak Tahran yönetimi, bu saldırıları 'provokasyon' olarak nitelendirerek karşılık vereceğini duyurdu.
Gelişmenin Arka Planı
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği stratejik bir su yoludur. İran, uzun süredir bu boğazı koz olarak kullanma tehdidinde bulunuyordu. Son günlerde tırmanan gerginlik, İran'ın nükleer programına yönelik uluslararası baskılar ve ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırmasıyla başladı. İran'ın boğazı kapattığını ilan etmesi, dünya petrol piyasalarında anında dalgalanmaya neden oldu ve petrol fiyatları yüzde 5'in üzerinde yükseldi.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), saldırıların İran'ın deniz mayınları döşediği tespit edilen bölgelere yönelik olduğunu duyurdu. İlk belirlemelere göre, ABD savaş uçakları ve donanma gemileri, İran Devrim Muhafızları'na ait üç adet hücumbotu imha etti. Ayrıca, kıyıdaki füze rampaları da hedef alındı. İran tarafından henüz resmi bir açıklama gelmezken, resmi haber ajansı IRNA, 'misilleme operasyonlarının devam edeceğini' duyurdu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu saldırılar, sadece İran ve ABD'yi değil, tüm bölgeyi etkileyecek bir krizi tetikleyebilir. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi Körfez ülkeleri, ABD'nin yanında yer alırken, Katar ve Umut, arabuluculuk çağrısı yaptı. Çin ve Rusya, tarafları itidal çağrısında bulunurken, Avrupa Birliği, derhal ateşkes istedi.
Petrol piyasaları bu gelişmeye sert tepki verdi. Brent petrol fiyatı varil başına 75 doların üzerine çıkarak son yedi ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Uzmanlar, İran'ın boğazı fiilen kapatması halinde petrol fiyatlarının 100 doları aşabileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum, küresel enflasyon ve büyüme üzerinde ciddi baskı yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerjisinin önemli bir bölümünü ithal eden bir ülke olarak bu krizden doğrudan etkilenebilir. Petrol fiyatlarındaki artış, cari açığı büyütebilir ve iç piyasada enflasyonu tetikleyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgesel ticareti ve özellikle Körfez ülkeleriyle olan ekonomik ilişkileri zarar görebilir. Diplomatik açıdan ise, Türkiye'nin hem İran hem de ABD'yle dengeli ilişkiler sürdürme çabası zorlaşacaktır. Ankara, daha önce benzer krizlerde arabulucu rol üstlenmişti; bu kez de benzer bir girişimde bulunması beklenebilir. Ancak, Rusya ve Çin'in tutumu da Türkiye'nin manevra alanını etkileyecektir.