Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DRC) Sağlık Bakanlığı, 8 Haziran Pazartesi günü yaptığı açıklamada, ülkede devam eden Ebola salgınında doğrulanmış ölüm sayısının 101'e yükseldiğini duyurdu. Bakanlık, salgının en ağır hissedildiği Kuzey Kivu ve Ituri eyaletlerinde silahlı grupların varlığının, sağlık ekiplerinin müdahale çabalarını ciddi şekilde sekteye uğrattığını belirtti. Yetkililer, güvenlik sorunları nedeniyle aşılama ve tedavi çalışmalarının planlanan hızda ilerleyemediğini vurguladı.
Silahlı gruplar sağlık çalışmalarını nasıl etkiliyor?
Kuzey Kivu ve Ituri eyaletleri, uzun süredir faaliyet gösteren silahlı grupların kontrolü altındaki bölgeleri kapsıyor. Bu gruplar, sağlık ekiplerine yönelik saldırılar düzenleyerek Ebola ile mücadele çalışmalarını baltalıyor. DRC Sağlık Bakanı Dr. Eteni Longondo, “Güvenlik durumu, temaslı takibi ve aşılama faaliyetlerimizi ciddi şekilde kısıtlıyor. Bazı bölgelere erişimimiz tamamen engellenmiş durumda” dedi. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, salgının başladığı 1 Haziran 2020'den bu yana 174 vaka tespit edildi ve bunların 101'i ölümle sonuçlandı. Ölüm oranının yüksek olmasında, sağlık hizmetlerine erişimdeki güçlüklerin yanı sıra toplumdaki güvensizlik ve yanlış bilgilendirme de etkili oluyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Ebola'nın yayılma riski
DRC'deki Ebola salgını, 2018-2020 arasında 2.200'den fazla kişinin ölümüne yol açan büyük salgının ardından yeni bir endişe kaynağı. Komşu ülkeler, sınır ötesi yayılma riskine karşı teyakkuzda. Uganda, Ruanda ve Güney Sudan gibi ülkeler sınır kontrollerini artırdı. WHO, salgının kontrol altına alınmaması halinde bölgesel bir krize dönüşebileceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan, geliştirilen yeni aşılar ve tedavi protokolleri sayesinde Ebola'ya karşı daha etkili mücadele mümkün olsa da, lojistik ve güvenlik engelleri bu imkânların kullanımını sınırlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ebola salgınının DRC'de kontrol altına alınamaması, küresel sağlık güvenliği açısından risk oluşturmaktadır. Türkiye, Afrika kıtasında artan diplomatik ve ticari ilişkileri kapsamında, salgın yönetiminde uluslararası iş birliğine katkı sağlayabilir. Ancak doğrudan bir etki beklenmemekle birlikte, salgının yayılması halinde küresel tedarik zincirlerinde aksamalar ve seyahat kısıtlamaları yaşanabilir. Türkiye'nin sağlık diplomasisi deneyimi, özellikle Afrika'da kapasite artırımı ve aşı yardımı gibi alanlarda değerlendirilebilir.