Nairobi/Londra/Dakar - Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) salgını uluslararası acil durum ilan etmesinin üzerinden bir ay geçmesine rağmen, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin doğusundaki Ebola salgınıyla mücadele eden sağlık çalışanları, şüpheli vakaları tespit edecek personel, onları taşıyacak ambulans ve hatta izolasyon koğuşları inşa edecek inşaat malzemeleri bulmakta zorlanıyor. Yetkililer ve yardım kuruluşları, salgının kontrol altına alınması için acil desteğe ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.
Ebola Yanıtında Kritik Eksiklikler
DSÖ, 17 Temmuz'da Ebola salgınını uluslararası öneme sahip bir halk sağlığı acil durumu ilan etmişti. Ancak Reuters'a konuşan üç yardım kuruluşu çalışanı ve iki hükümet yetkilisi, sahada durumun kötüleştiğini söylüyor. Şüpheli vakaların takibi için yeterli epidemiyolog bulunmadığı, hastaların tedavi merkezlerine nakli için ambulans sayısının yetersiz olduğu ve yeni tecrit birimlerinin inşası için çimento, çadır gibi malzemelerin tedarik edilemediği bildiriliyor.
Kuzey Kivu ve Ituri eyaletlerinde devam eden silahlı çatışmalar, sağlık ekiplerinin bazı bölgelere erişimini engelliyor. Salgın şimdiye kadar 2.500'den fazla kişiyi enfekte etti ve 1.700'den fazla ölüme yol açtı. DSÖ, salgının komşu ülkelere sıçrama riskinin 'çok yüksek' olduğu uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ebola, Uganda sınırına sadece birkaç kilometre uzaklığa kadar ulaşmış durumda. Uganda, Ruanda ve Güney Sudan gibi komşu ülkeler, sınırlarında sıkı tarama önlemleri alsa da, hasta nakli için yeterli ambulans bulunmaması virüsün yayılmasını hızlandırabilir. Yardım kuruluşları, uluslararası toplumun salgına müdahale için yeterli fon sağlamadığını, bu durumun bölgesel bir sağlık krizine yol açabileceğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kongo'daki Ebola salgını, Türkiye'nin Afrika ile artan ekonomik ve diplomatik ilişkileri bağlamında doğrudan bir etki yaratmasa da, bölgesel istikrarsızlığa katkıda bulunabilir. Türkiye, Afrika'da sağlık altyapısına yatırım yaparken, salgınla mücadele çabalarına lojistik ve tıbbi malzeme desteği sağlayarak bölgesel bir aktör olarak konumunu güçlendirebilir. Ayrıca, Türk vatandaşlarının bölgedeki seyahatleri ve ticari faaliyetleri için dikkatli olunması gerekebilir.