Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yayımlanan ortak bir rapor, dünya genelinde 13 "açlık sıcak noktasında" aşırı açlığın yoğunlaştığını ve bu bölgelerden altısının — Sudan, Güney Sudan, Yemen, Somali, Kuzeydoğu Nijerya ve Gazze — acil insani müdahale yapılmazsa anlık kıtlık riskiyle karşı karşıya olduğunu ortaya koydu. 17 Haziran tarihli rapora göre, çatışmalar, ekonomik şoklar ve iklim değişikliğinin birleşik etkisi milyonlarca insanı açlığın eşiğine getirdi.
Kıtlık Riskinin Arka Planı ve Mevcut Durum
BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Dünya Gıda Programı (WFP) tarafından hazırlanan rapor, Sudan'da devam eden iç savaşın tarım üretimini durma noktasına getirdiğini ve 18 milyondan fazla insanın akut gıda güvensizliği çektiğini belirtiyor. Güney Sudan'da sel ve kuraklık döngüsü ile siyasi istikrarsızlık, nüfusun yaklaşık yüzde 60'ını yetersiz beslenmeyle karşı karşıya bıraktı. Yemen'de sekiz yılı aşkın süredir devam eden çatışma, ülkenin gıda ithalatına olan bağımlılığını artırırken, insani yardım fonlarındaki kesintiler krizi derinleştiriyor.
Somali'de kuraklık ve aşırı hava olayları, milyonlarca kişiyi yerinden ederken, 2022'de eşi benzeri görülmemiş bir kıtlıktan kıl payı kurtulmuştu. Kuzeydoğu Nijerya'da Boko Haram ve DEAŞ bağlantılı grupların saldırıları, tarım alanlarını kullanılamaz hale getirirken, insani erişimi kısıtlıyor. Gazze'de ise İsrail'in askeri operasyonları ve abluka, nüfusun yüzde 90'ından fazlasını gıda yardımına muhtaç hale getirirken, temiz su ve sağlık hizmetlerine erişim yok denecek kadar azaldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İnsani Krizin Yayılma Tehlikesi
Rapor, sadece bu altı ülkenin değil, aynı zamanda komşu ülkelerin de krizden etkilenme riski taşıdığına dikkat çekiyor. Sudan'daki çatışma nedeniyle Çad ve Güney Sudan'a kitlesel göçler yaşanırken, Yemen'deki kriz Kızıldeniz ticaret yollarını tehdit ediyor. BM, 2024 yılı için insani yardım çağrılarının yalnızca yüzde 13'ünün finanse edildiğini, bunun da müdahale kapasitesini ciddi şekilde sınırladığını belirtiyor.
Uzmanlar, iklim değişikliğinin bu bölgelerde kuraklık ve sel olaylarının sıklığını artırdığını, bunun da gıda üretimini ve su kaynaklarını olumsuz etkilediğini vurguluyor. Ayrıca, küresel gıda fiyatlarındaki artış ve tedarik zincirlerindeki aksaklıklar, ithalata bağımlı ülkelerde durumu daha da kötüleştiriyor. BM acil durum koordinatörü Martin Griffiths, "Bu krizler insan eliyle yaratılmıştır; siyasi irade ve fonlama ile önlenebilir. Ancak harekete geçmezsek kitlesel açlık ve ölümler kaçınılmaz olacak" uyarısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, özellikle Somali ve Sudan olmak üzere bu bölgelerin birçoğunda insani yardım sağlayıcısı ve arabulucu konumundadır. Sudan'daki kriz, Türkiye’nin bölgedeki yatırımlarını ve diplomatik nüfuzunu tehdit ederken, Somali'deki istikrarsızlık Kızıldeniz güvenliğini ve Türk şirketlerinin faaliyetlerini etkileyebilir. Ayrıca, Gazze'deki insani felaket, Türkiye’nin Filistin politikası ve bölgesel liderlik rolü açısından hassas bir dengedir. Küresel gıda fiyatlarındaki artış, Türkiye’nin gıda enflasyonu ve dış ticaret dengesi üzerinde dolaylı baskı yaratabilir. Türkiye, kriz bölgelerine yönelik yardım faaliyetlerini sürdürmeli ve uluslararası toplumu harekete geçirmek için diplomatik girişimlerini artırmalıdır.