Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC), Perşembe günü İsrail'deki büyükelçiliğini Kudüs'e taşıyacağını duyurdu. Böylece KDC, ABD'nin öncülük ettiği ve aralarında Guatemala, Honduras, Kosova gibi ülkelerin bulunduğu, İsrail'in tartışmalı kutsal şehir üzerindeki egemenliğini tanıyan küçük gruba katılmış oldu. Karar, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile KDC Devlet Başkanı Felix Tshisekedi arasındaki görüşmenin ardından geldi.
Gelişmenin Arka Planı
KDC'nin kararı, İsrail'in Kudüs'ü başkenti olarak tanıma yönündeki diplomatik çabalarının bir parçası. 2017'de ABD Başkanı Donald Trump, ABD büyükelçiliğini Tel Aviv'den Kudüs'e taşıma kararı almış, bu adım uluslararası alanda geniş yankı uyandırmıştı. Ardından Guatemala, Honduras, Kosova gibi ülkeler de aynı yolu izledi. KDC ise Afrika kıtasından bu adımı atan ilk ülkelerden biri olma özelliği taşıyor. Karar, İsrail'in Afrika'daki etkisini artırma stratejisi çerçevesinde değerlendiriliyor. İsrail, son yıllarda Afrika ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirmeye çalışıyor; özellikle ekonomik ve güvenlik işbirliği alanlarında adımlar atıyor. KDC ise zengin doğal kaynaklarına rağmen uzun süredir istikrarsızlık ve çatışmalarla boğuşuyor. İsrail ile kurulan yakın ilişkiler, KDC'nin güvenlik ve teknoloji alanında destek arayışı olarak yorumlanıyor.
Filistin yönetimi ve Arap Birliği, Kudüs'ün statüsünün tek taraflı değiştirilmesine karşı çıkıyor. Uluslararası hukuka göre Doğu Kudüs, 1967'den beri İsrail işgali altında ve uluslararası toplumun büyük çoğunluğu Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımıyor. Bu nedenle KDC'nin kararı, Filistin davasına destek veren ülkeler tarafından kınanabilir. Öte yandan, İsrail Dışişleri Bakanlığı kararı memnuniyetle karşıladı ve bunun ikili ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu belirtti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
KDC'nin kararı, Afrika'da İsrail lehine diplomatik bir kazanım olarak öne çıkıyor. Afrika Birliği, Filistin yanlısı bir tutum sergiliyor ve Kudüs'ün statüsünün değiştirilmesine karşı çıkıyor. Ancak bazı Afrika ülkeleri, İsrail ile ilişkilerini normalleştirme eğiliminde. 2020'de Sudan ve Fas, İbrahim Anlaşmaları çerçevesinde İsrail ile ilişkilerini normalleştirmişti. KDC'nin adımı, bu eğilimin Afrika'nın iç kesimlerine yayılabileceğinin işareti olarak görülüyor. Ayrıca, KDC'nin kararı, İsrail'in Afrika'daki diplomatik izolasyonunu kırma çabalarının bir parçası. İsrail, Afrika ülkeleriyle tarım, su teknolojileri, siber güvenlik gibi alanlarda işbirliği yaparak nüfuzunu artırmayı hedefliyor.
Uluslararası alanda ise Kudüs meselesi, İsrail-Filistin çatışmasının en hassas konularından biri olmaya devam ediyor. ABD'nin arabuluculuğunda yürütülen barış görüşmeleri uzun süredir tıkanmış durumda. KDC'nin kararı, iki devletli çözüm perspektifine zarar verdiği gerekçesiyle eleştirilebilir. Ancak İsrail, Kudüs'ün kendi başkenti olduğunu ve bu gerçeğin uluslararası alanda daha fazla ülke tarafından tanınması gerektiğini savunuyor. Bu adım, İsrail'in diplomatik zaferi olarak kaydedilirken, Filistinliler için yeni bir hayal kırıklığı anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kudüs'ün statüsünün tek taraflı değiştirilmesine karşı çıkan ve Doğu Kudüs'ün Filistin başkenti olması gerektiğini savunan bir ülke. KDC'nin kararı, Türkiye'nin Filistin politikasına aykırı bir gelişme. Ankara, bu tür adımların uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve bölgede barışı baltaladığını sık sık dile getiriyor. Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) çerçevesinde Kudüs'ün statüsünün korunması için diplomatik girişimlerde bulunuyor. KDC'nin kararı, Türkiye'nin Afrika'daki etkisini de dolaylı olarak etkileyebilir; zira Türkiye, Afrika ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor ve Filistin davasını destekleyen bir aktör olarak konumlanıyor. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik dengeleri yeniden değerlendirmesine yol açabilir. Ayrıca, İsrail'in Afrika'daki nüfuz artışı, Türkiye'nin kıtadaki ekonomik ve siyasi çıkarları açısından izlenmesi gereken bir gelişme.