Kolombiya'da 21 Haziran'da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda yarışacak olan sol görüşlü aday Ivan Cepeda, Perşembe günü yayımladığı bir video mesajında, seçilmesi halinde ülkedeki reformlar için geniş bir ulusal mutabakat arayışına gireceğini söyleyerek, daha önce gündeme getirdiği yeni bir anayasa hazırlamak üzere kurucu meclis toplanması olasılığından uzaklaştı. Bogota'dan yapılan açıklamada Cepeda, "Kolombiya'nın değişime ihtiyacı var ancak bu değişim, ancak tüm kesimlerin katılımıyla sağlanacak bir uzlaşıyla mümkün olacaktır" ifadelerini kullandı. Bu hamle, Cepeda'nın ilk turda elde ettiği güçlü oy oranına rağmen, ikinci turda merkez sağ ve merkez sol seçmeni ikna etme çabası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Cepeda, Mayıs ayındaki seçim kampanyasında, ülkedeki derin siyasi ve toplumsal krizlerin üstesinden gelmek için yeni bir anayasa yapılması gerektiğini savunuyordu. Ancak anketler, seçmenlerin büyük bölümünün bu tür radikal bir adıma sıcak bakmadığını gösteriyor. Özellikle, 2016'da imzalanan barış anlaşması sonrası ülkede yaşanan siyasi kutuplaşma, Cepeda'nın önerdiği kurucu meclis fikrine karşı ciddi bir direnç oluşturdu. Cepeda'nın rakibi, muhafazakar aday Juan Manuel Santos ise seçim kampanyasında istikrar ve mevcut anayasal düzenin korunması mesajını işliyor. Cepeda'nın bu haftaki video açıklaması, kampanya stratejisinde önemli bir dönüşe işaret ediyor. Aday, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında, "Hedefimiz bir anayasa değil, insanların hayatını iyileştirecek somut reformlar. Bunun için herkesle masaya oturmaya hazırım" dedi.
Cepeda'nın bu yeni tutumu, Kolombiya solunun geleneksel olarak savunduğu radikal dönüşüm söyleminden uzaklaşarak, daha pragmatik ve kapsayıcı bir çizgiye yöneldiğini gösteriyor. Analistler, bu hamlenin merkez seçmeni cezbetmek amacı taşıdığını belirtiyor. Zira ilk turda Cepeda'nın oy oranı yüzde 40'ın altında kalmış, ikinci turda kazanabilmesi için merkez sağ ve merkez sol partilerin destekçilerine ihtiyaç duyduğu açıkça ortaya çıkmıştı. Cepeda'nın kampanya ekibi, yeni anayasa vurgusunu gevşeterek, sağlık, eğitim ve yoksullukla mücadele gibi somut vaatlere ağırlık vermeyi planlıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Kolombiya, Venezüella ve Brezilya gibi ülkelerin ardından Güney Amerika'da sol dalganın etkili olduğu bir dönemde seçime gidiyor. Bölgedeki siyasi eğilimler, seçim sonucunun yalnızca Kolombiya için değil, aynı zamanda Latin Amerika'nın genel siyasi dengeleri açısından da belirleyici olacağını gösteriyor. Cepeda'nın seçilmesi halinde, Venezüella ve Brezilya'daki sol hükümetlerle daha yakın ilişkiler kurması, buna karşılık ABD ile ilişkilerde mesafeli bir tutum sergilemesi bekleniyor. Ancak Cepeda'nın son açıklamaları, Washington'u rahatsız edebilecek radikal adımlardan kaçınma eğilimini yansıtıyor. ABD, Kolombiya'nın en büyük ticaret ortağı ve askeri yardım sağlayıcısı konumunda. Bu nedenle Cepeda'nın merkezci seçmeni hedefleyen söylemi, uluslararası toplumda da olumlu karşılanabilir.
Öte yandan, Kolombiya'daki seçim sürecinin şeffaflığı ve güvenliği de uluslararası kamuoyunun dikkatini çekiyor. Ülkede faaliyet gösteren silahlı gruplar ve uyuşturucu kartelleri, seçim sürecine müdahale etme potansiyeline sahip. Özellikle kırsal bölgelerde seçmenlerin oy kullanmasının engellenmesi ve adaylara yönelik tehditler endişe yaratıyor. Cepeda, güvenlik konusunda daha önce sert önlemler alacağını duyurmuş olsa da, bu konuda uluslararası destek arayışında olması muhtemel.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kolombiya'daki seçimlerin sonucu, Türkiye'nin Latin Amerika ülkeleriyle geliştirmeye çalıştığı ekonomik ve siyasi ilişkiler açısından yakından takip edilmeli. Cepeda'nın seçilmesi halinde, Türkiye ile ilişkilerde ideolojik yakınlıktan ziyade pragmatik işbirliği ön plana çıkabilir. Kolombiya, Türkiye'nin bölgedeki önemli ticaret ortaklarından biri olmasa da, ikili ticaret hacmi son yıllarda artış göstermiştir. Ayrıca, Türkiye'nin savunma sanayii alanında Kolombiya'ya ihracat potansiyeli bulunuyor. Cepeda'nın ABD ile mesafeli duruşu, Türkiye'nin alternatif ortaklıklar arayışında bir fırsat penceresi açabilir. Ancak, Cepeda'nın iç politikada istikrarı sağlayıp sağlayamayacağı ve siyasi reformları hayata geçirip geçiremeyeceği, bu potansiyel işbirliğinin ön koşulu olacak.