Kolombiya, 19 Haziran Pazar günü yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turuyla birlikte, on yıllardır süren silahlı çatışmada dramatik bir dönüşümün eşiğinde bulunuyor. Anketlerde önde gelen aday Abelardo de la Espriella, silahlı gruplara karşı topyekûn askeri çatışmaya geri dönme sözü vererek, ülkenin kırılgan barış sürecini tersine çevirme tehdidinde bulunuyor. Seçim sonucu, yalnızca Kolombiya'nın iç dinamiklerini değil, aynı zamanda bölgesel istikrarı ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadeleyi de derinden etkileyecek.
Seçimin arka planı: Barış süreci çöküşün eşiğinde
Kolombiya, 2016'da imzalanan tarihi barış anlaşmasıyla FARC gerillalarının silah bırakmasını sağlamış, ancak ELN ve diğer silahlı grupların varlığı ile uyuşturucu kartellerinin etkinliği çatışmayı canlı tutmuştu. Mevcut hükümetin kısmi başarılarına rağmen, kırsal bölgelerde şiddet olayları devam ediyor. De la Espriella, barış anlaşmasının ''teröristlere ödün verdiğini'' savunarak, sert bir askeri çizgi benimsiyor. Rakibi ise daha ılımlı bir yaklaşımı temsil ediyor. Seçim, ülkenin gelecekteki rotasını belirleyecek bir referandum niteliği taşıyor.
Bölgesel ve küresel etkiler
Kolombiya, Latin Amerika'nın en büyük üçüncü ekonomisi ve ABD'nin en yakın müttefiklerinden biri. De la Espriella'nın zaferi, ABD ile ilişkilerde gerginliğe yol açabilir; zira Washington, barış sürecini desteklemişti. Ayrıca, askeri çatışmanın tırmanması, komşu Venezuela ve Ekvador'a mülteci akışını artırabilir. Uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede ise, sert askeri yöntemler kısa vadede etkili olsa da, uzun vadede alternatif geçim kaynakları yaratılmazsa sorunun derinleşmesine neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kolombiya'daki gelişmeler, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel uyuşturucu ticareti ve terörle mücadele politikaları açısından önem taşıyor. Kolombiya, dünya kokain üretiminin büyük kısmını karşılarken, çatışmanın tırmanması uyuşturucu akışını Avrupa ve Türkiye'ye de yansıyabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Latin Amerika'da artan diplomatik ve ekonomik varlığı göz önüne alındığında, bölgesel istikrarsızlık ticari ilişkileri etkileyebilir. Ankara, çatışma çözümü deneyimini paylaşarak barış sürecine katkıda bulunabilir.