ABD'de yükseköğretimde yaşanan derin bir kriz, temel okuryazarlığın artık üniversiteye giriş için bir ön koşul olmadığı gerçeğini gün yüzüne çıkarıyor. Amerikan sınıflarında okuma ve matematik puanlarında gözlemlenen düşüş, yalnızca eğitim sisteminin değil, aynı zamanda bir uygarlık sorununun da habercisi. Zira bu düşüş, IQ puanlarındaki gerilemeyle doğrudan bağlantılıdır. Uzmanlar, yapay zeka kullanımının yaygınlaşmasının, öğrencilerin muhakeme yeteneğini zayıflattığını ve kendi başlarına düşünme becerilerini körelttiğini belirtiyor. Bu durum, Amerikan toplumunun geleceği için ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Okuma ve Matematik Puanlarındaki Tarihi Düşüş
Ulusal Eğitim İstatistikleri Merkezi'nin (NCES) son verilerine göre, 2023 yılında 13 yaşındaki öğrencilerin okuma puanları, son on yılın en düşük seviyesine geriledi. Matematik puanlarında da benzer bir düşüş yaşandı. 2022'de yayımlanan Ulusal Eğitim Değerlendirme Sınavı (NAEP) sonuçları, 9 yaşındaki öğrencilerde okuma ve matematik puanlarının pandemi öncesine göre önemli ölçüde düştüğünü ortaya koydu. Bu düşüş, sadece pandemi kaynaklı öğrenme kayıplarına bağlanamaz; uzun vadeli eğilimler, okuryazarlık ve sayısal becerilerde sistematik bir erozyona işaret ediyor.
Üniversiteye hazırlık sürecinde, temel okuryazarlık becerilerinin eksikliği, özellikle topluluk kolejlerinde ve bazı devlet üniversitelerinde belirgin hale geliyor. Öğrencilerin önemli bir kısmı, telafi edici (remedial) dersler almak zorunda kalıyor. Bu dersler, üniversite kredisi sayılmıyor ve öğrencilerin mezuniyet süresini uzatıyor. Harvard Üniversitesi'nden eğitim profesörü Daniel Koretz, "Temel becerilerdeki bu erozyon, üniversitelerin akademik standartlarını düşürmesine yol açıyor. Artık birçok okul, lisans düzeyinde okuma ve yazma derslerini zorunlu tutamıyor" diyor.
Yapay Zeka ve Bilişsel Beceriler Üzerindeki Etkisi
Yapay zeka araçlarının öğrenciler arasında yaygın kullanımı, bilişsel beceriler üzerinde olumsuz bir etki yaratıyor. Öğrenciler, ödevlerini yapmak için ChatGPT gibi araçlara giderek daha fazla bağımlı hale geliyor. Bu durum, eleştirel düşünme, problem çözme ve bağımsız muhakeme yeteneklerini köreltiyor. Stanford Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma, AI kullanımının öğrencilerin okuduğunu anlama ve analitik yazma becerilerinde belirgin bir düşüşe neden olduğunu gösterdi.
Uzmanlar, AI'nın sadece bir araç olarak kullanılması gerektiğini vurgularken, eğitimciler müfredata AI okuryazarlığının entegre edilmesi gerektiğini savunuyor. Ancak mevcut eğilim, AI'nın öğrenme yerine öğrenmeyi ikame ettiği yönünde. Bu, uzun vadede toplumun genel entelektüel kapasitesini tehdit eden bir gelişme. James Flynn'in 'Flynn Etkisi' olarak bilinen, her on yılda IQ puanlarındaki artış eğilimi, tersine dönmüş olabilir. Bazı araştırmalar, 2000'li yıllardan itibaren birçok gelişmiş ülkede IQ puanlarının düşüşe geçtiğini öne sürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de temel okuryazarlık ve bilişsel becerilerdeki bu düşüşün Türkiye'ye doğrudan bir etkisi olmasa da, küresel eğitim trendleri açısından önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye'de de dijital araçların ve yapay zekanın eğitimdeki rolü hızla artıyor. PISA gibi uluslararası değerlendirmelerde Türkiye'nin okuma ve matematik puanları düşük sıralarda yer alıyor. Bu nedenle, ABD'deki bu gelişmeleri yakından takip etmek ve AI'nın eğitimde bilinçli kullanımı için politikalar geliştirmek, Türkiye'nin beşeri sermayesini korumak adına kritik önem taşıyor.