Kızıldeniz, Batı Asya ile Afrika Boynuzu'nu birbirine bağlayan stratejik bir su yolu olarak, bölgedeki savaş ve rekabetlerin giderek iç içe geçtiği bir kriz odağına dönüşüyor. Gazze'deki savaşın Husi milislerinin saldırılarıyla Kızıldeniz'e sıçraması, Sudan'daki iç savaşın Körfez ülkeleri arasında yeni bir rekabet yaratması ve Etiyopya'nın denize daha fazla erişim talebi, büyük güçlerin askeri varlığını artırmasına yol açıyor. Bu gelişmeler, Kızıldeniz'in jeopolitik önemini yeniden gündeme taşırken, bölgedeki çatışmaların birbirini tetikleyen bir dinamik kazandığını gösteriyor.
Krizlerin kesişme noktası: Kızıldeniz
Yemen'deki İran destekli Husiler, Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşının ardından İsrail bağlantılı olduğunu iddia ettikleri ticari gemilere yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. Bu saldırılar, küresel ticaretin yaklaşık %12'sinin geçtiği Süveyş Kanalı'ndan geçişleri tehdit ederken, ABD ve İngiltere öncülüğündeki koalisyon Husilere karşı askeri operasyon başlattı. Ancak Husilerin saldırıları durdurma niyeti göstermemesi, bölgedeki gerilimi tırmandırıyor.
Kızıldeniz'in diğer yakasında, Sudan'da Nisan 2023'te patlak veren iç savaş, ülkeyi felç ederken, bölgesel güçlerin müdahalesini beraberinde getirdi. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Sudan'daki nüfuz mücadelesinde karşıt tarafları destekliyor. BAE'nin Sudan'da askeri üs kurma çabaları, Suudi Arabistan'ın Kızıldeniz kıyısındaki varlığını artırmasına neden oluyor. Bu rekabet, Kızıldeniz'in doğu ve batı kıyılarını adeta bir satranç tahtasına çeviriyor.
Etiyopya'nın denize erişim arayışı ve büyük güçlerin oyunu
Etiyopya, 1993'te Eritre'nin bağımsızlığından bu yana denize kıyısı olmayan bir ülke konumunda. Ancak Başbakan Abiy Ahmed'in Ocak 2024'te Somaliland ile imzaladığı mutabakat zaptı, Etiyopya'ya Berbera limanına erişim ve deniz üssü kurma hakkı tanıyor. Bu anlaşma, Somali'nin egemenlik haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle tepki çekerken, Mısır ve Türkiye gibi bölgesel aktörlerin de dikkatini çekti. Mısır, Etiyopya'nın Nil Nehri üzerindeki Rönesans Barajı konusundaki anlaşmazlık nedeniyle Etiyopya'nın denize erişimini engellemeye çalışırken, Türkiye Somali ile deniz güvenliği anlaşması imzaladı.
Büyük güçlerin Kızıldeniz'e ilgisi de artıyor. ABD, Cibuti'deki Camp Lemonnier üssüyle bölgede en büyük askeri varlığa sahipken, Çin de Cibuti'de denizaşırı ilk askeri üssünü kurdu. Rusya, Eritre ile askeri işbirliğini derinleştirirken, Fransa ve Japonya da bölgede üsler bulunduruyor. Bu durum, Kızıldeniz'in Soğuk Savaş sonrası dönemin en yoğun askeri rekabetine sahne olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kızıldeniz'deki gelişmeler, Türkiye'nin Afrika Boynuzu ve Batı Asya'daki dengeleri açısından kritik öneme sahip. Türkiye, Somali ile imzaladığı deniz güvenliği anlaşması ve Katar ile koordineli insani yardım faaliyetleriyle bölgede aktif bir rol oynuyor. Sudan'daki iç savaşta taraflarla dengeli ilişkilerini korumaya çalışan Ankara, Kızıldeniz'deki ticaret yollarının güvenliğinin sağlanması ve Husilerin saldırılarının durdurulması için uluslararası çabalara katkıda bulunuyor. Ayrıca, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji keşifleri ve Libya'daki varlığı, Kızıldeniz'deki güç mücadelesiyle bağlantılı olarak değerlendiriliyor. Bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin deniz ticaretini ve enerji arz güvenliğini doğrudan etkileyebileceği için, Ankara'nın diplomatik ve askeri varlığını sürdürmesi bekleniyor.