ABD'li yetkililer ve Batılı diplomatlara göre, Trump yönetimi İngiltere öncülüğünde işgal altındaki Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerine yeni yaptırımlar uygulanmasına yönelik girişime karşı çıkmadı. Beyaz Saray'ın bu hamleye itiraz etmemesi, Washington'un İsrail'e yönelik geleneksel politikasında dikkat çekici bir değişiklik olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
İngiltere liderliğinde bir grup Batılı ülke, işgal altındaki Batı Şeria'da yerleşim faaliyetlerine karışan İsrailli bireyler ve kuruluşlara yönelik yeni yaptırımlar hazırlığı içinde. Söz konusu yaptırımların, yerleşim inşaatlarına finansal veya lojistik destek sağlayan kişi ve şirketleri hedef alması bekleniyor.
ABD'li yetkililere göre, Trump yönetimi bu girişimi engellemek için herhangi bir diplomatik baskı uygulamadı veya müttefiklerini bu adımdan vazgeçirmeye çalışmadı. Beyaz Saray'dan konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı; ancak üst düzey bir yetkili, "Müttefiklerimizin kendi kararlarını alma hakkına saygı duyuyoruz" demekle yetindi.
Bu tutum, ABD'nin geçmişte İsrail yerleşimlerine yönelik uluslararası yaptırım çabalarını sıklıkla veto ettiği veya yumuşattığı düşünüldüğünde önemli bir farklılık olarak öne çıkıyor. Özellikle Trump'ın ilk başkanlık döneminde Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıması ve yerleşimleri "uluslararası hukuka aykırı" görmeyen açıklamaları hatırlandığında, bu son gelişme kafa karışıklığı yaratıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere'nin öncülük ettiği yaptırım girişimi, Avrupa Birliği içinde de tartışılıyor. Fransa, Almanya ve İspanya gibi ülkelerin yerleşim karşıtı tutumları biliniyor. Ancak ABD'nin sessiz kalması, Avrupa başkentlerinde "Washington yeşil ışık mı yaktı?" sorusunu gündeme getirdi.
İsrail hükümeti ise olası yaptırımlara sert tepki göstereceğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu, "Müttefiklerimizin bu tür adımlar atması kabul edilemez" diyerek ABD'ye dolaylı mesaj gönderdi. İsrail Dışişleri Bakanlığı, İngiltere'nin girişimini "uluslararası hukuku çarpıtmak" olarak nitelendirdi.
Uzmanlar, Trump yönetiminin bu tutumunun arkasında birkaç neden olabileceğini belirtiyor: İsrail iç siyasetindeki kırılganlık, Gazze sonrası dönemde Filistin meselesinin yeniden uluslararası gündeme gelmesi ve ABD'nin Orta Doğu'da daha geniş bir denge arayışı. Ayrıca, yaptırımların sembolik kalacağı ve pratikte çok az etki yaratacağı düşüncesi de Washington'ın sessizliğini açıklayabilir.
Öte yandan, insan hakları örgütleri ve Filistin yanlısı gruplar, yaptırımların bir an önce hayata geçirilmesi çağrısında bulunuyor. Uluslararası Af Örgütü, "Yerleşimler uluslararası hukuka aykırıdır ve bunlara destek verenler hesap vermelidir" açıklamasını yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail yerleşimlerini uluslararası hukuka aykırı olarak tanımlıyor ve Filistin davasını destekliyor. ABD'nin İngiltere öncülüğündeki yaptırım girişimine karşı çıkmaması, Ankara için olumlu bir gelişme olarak yorumlanabilir. Bu tutum, Batı'nın İsrail politikalarına yönelik tutumunda bir yumuşama sinyali olarak okunabilir. Türkiye, benzer adımların BM çatısı altında daha kapsamlı yaptırımlara dönüşmesi için çağrıda bulunabilir. Ayrıca, ABD'nin sessizliği, Türkiye'nin bölgesel barış çabalarında elini güçlendirebilir. Ancak yaptırımların sembolik kalması ve ABD'nin tutumunun kalıcı olup olmadığı belirsizliğini koruyor.