ABD, aşı karşıtlığının körüklediği ve rekor düzeyde seyreden kızamık salgınıyla boğuşurken, doktorlar ülkenin son büyük salgını olan 2019 New York salgınında yaşanan kabusu gözler önüne seriyor. Columbia Üniversitesi Tıp Merkezi'nden enfeksiyon hastalıkları uzmanı Dr. Stephen Morse, o dönemde Rockland County ve Brooklyn'deki Ortodoks Yahudi topluluklarında yaşananları “Evden art arda ölü çocuk çıkarıyorduk” sözleriyle aktarıyor. Şimdi ise Teksas ve New Mexico'da hızla yayılan salgın, aşılama oranlarının düştüğü bölgelerde yeniden canlanan bir halk sağlığı krizine işaret ediyor. Uzmanlar, kızamığın yalnızca döküntü ve ateşle sınırlı kalmayıp ölümcül komplikasyonlara yol açabileceğini hatırlatıyor.
Kızamığın Geri Dönüşü: Aşı Karşıtlığının Bedeli
Dünya Sağlık Örgütü'ne göre kızamık, aşıyla önlenebilir hastalıklar arasında en bulaşıcı olanlardan biri. Bir enfekte kişi, bağışık olmayan 9-10 kişiye virüsü bulaştırabiliyor. ABD'de bu yıl şu ana kadar 222 vaka doğrulandı; bu sayı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 500'ün üzerinde bir artışa işaret ediyor. Salgının merkezi, aşılama oranının yüzde 80'in altına düştüğü Teksas'ın Gaines County bölgesi. Buradaki okullarda aşı muafiyeti oranı ülke ortalamasının üç katı. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), 2019'da 1.274 vaka ile 25 yılın rekorunu kaydetmişti; bu sayı, New York'taki iki ayrı salgının etkisiyle gerçekleşmişti.
O dönemde New York, 11 bin kişiye zorunlu aşı uygulaması getirmiş ve aşı olmayanları para cezasına çarptırmıştı. Dr. Morse, “Hastaneler dolup taşıyordu, yoğun bakım yatakları yetmiyordu. Özellikle 1 yaş altı bebekler ve bağışıklığı baskılanmış hastalar büyük risk altındaydı. Bir bebek, zatürre ve beyin iltihabı nedeniyle hayatını kaybetmişti” diye anlatıyor. Kızamık virüsü, vücuda girdikten sonra bağışıklık hafızasını silebiliyor; bu da kişiyi diğer enfeksiyonlara karşı savunmasız bırakıyor. Uzun vadede ise nadir görülen ve ölümcül olabilen SSPE (subakut sklerozan panensefalit) hastalığına yol açabiliyor; bu hastalık, virüsün beyinde yıllarca sessizce kalmasının ardından ortaya çıkıyor.
Salgının Küresel Boyutu ve Aşı Eşitsizliği
ABD'deki salgın, küresel ölçekte kızamığın yeniden canlanmasının bir parçası. Dünya Sağlık Örgütü, 2024'te dünya genelinde 10,3 milyon vaka ve 107 bin ölüm raporladı; bunların çoğu, aşıya erişimin kısıtlı olduğu Afrika ve Güney Asya ülkelerinde. Ancak Avrupa'da da durum endişe verici; Birleşik Krallık'ta son 30 yılın en yüksek bulaşma hızı görülüyor. Aşılama oranlarının düşmesinde, pandemi sırasında yaşanan rutin aşılamalardaki aksamalar ve artan aşı kararsızlığı başrol oynuyor. Salgının yayılmasında uluslararası seyahatlerin rolü büyük; virüs, aşılanmamış bir kişinin uçağa binmesiyle kıtalar arasında taşınabiliyor.
Uzmanlar, kızamığın yok edilmesinin ancak yüzde 95 ve üzeri aşılama oranıyla mümkün olacağını vurguluyor. Ancak Teksas'taki son vakaların çoğu, aşılanmamış çocuklardan oluşuyor. Texas Çocuk Hastanesi'nden Dr. Peter Hotez, “Bu, bir halk sağlığı acil durumudur. Aşı karşıtlığı artık sadece bireysel bir tercih değil, toplum sağlığını tehdit eden bir unsur haline geldi” diyor. Hükümet yetkilileri, aşılama kampanyalarını hızlandırmaya çalışırken, bazı eyaletlerde okul aşı zorunluluklarını gevşeten yasalar geçiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, kızamıkla mücadelede köklü bir aşı programına sahip olsa da, son yıllarda özellikle göçmen nüfusun yoğun olduğu bölgelerde aşılama oranlarındaki düşüş ve aşı kararsızlığı nedeniyle yerel salgınlar yaşanabiliyor. Türkiye, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 2023'te 4 binden fazla kızamık vakası bildirdi; bu sayı, 2022'ye kıyasla ciddi bir artışı işaret ediyor. ABD'deki bu tablo, Türkiye için bir uyarı niteliği taşıyor; aşı programlarının aksaması, toplumsal bağışıklığı zayıflatarak büyük salgınlara davetiye çıkarabilir. Türkiye'nin, Suriye'den gelen göçmenlerin yoğun olduğu sınır bölgelerinde aşı kampanyalarını güçlendirmesi ve aşı kararsızlığıyla mücadele için toplum sağlığı merkezlerinin etkinliğini artırması kritik önem taşıyor. Küresel seyahat ve ticaretin yaygınlığı göz önüne alındığında, Türkiye'nin kendi sınırları içinde alacağı önlemler, olası bir uluslararası yayılımın önüne geçilmesinde belirleyici olacaktır.