Etiyopya'nın kuzeyindeki Tigray bölgesinde, Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) ile federal ordu arasında çatışmalar yeniden başladı. Bölgenin tartışmalı bir alanında yaşanan çatışmalar, 2020-2022 yılları arasında süren ve 600 bin kişinin ölümüne yol açan yıkıcı savaşın tekrarlanacağı endişesini doğurdu. Taraflar birbirlerini ateşkes ihlaliyle suçlarken, bölgedeki insani durumun her geçen gün kötüleştiği belirtiliyor. ABD'nin arabuluculuk çabaları ise henüz somut bir sonuç vermiş değil.
Çatışmaların Arka Planı
Tigray, Etiyopya'nın kuzeyinde yer alan ve uzun süredir merkezi hükümetle gerilim yaşayan bir bölge. TPLF, 1991'den 2018'e kadar ülkeyi fiilen yöneten koalisyonun ana bileşeniydi. Ancak Başbakan Abiy Ahmed'in 2018'de iktidara gelmesiyle TPLF'in etkisi azaldı. 2020'de TPLF'in federal orduya yönelik saldırısıyla başlayan savaş, bölgeyi harap etti. Birleşmiş Milletler'in verilerine göre, çatışmalarda 600 bin kişi hayatını kaybetti, yüz binlerce kişi yerinden edildi ve bölgede büyük bir insani kriz yaşandı.
2022'nin Kasım ayında imzalanan Pretoria Anlaşması ile çatışmalar resmen sona ermişti. Anlaşma kapsamında TPLF'in silahsızlandırılması, federal otoritenin bölgeye geri dönüşü ve işgal edilen bölgelerin boşaltılması öngörülüyordu. Ancak güvenilir kaynaklara göre, anlaşmanın uygulanması yavaş ilerledi ve taraflar birbirlerini anlaşmayı ihlal etmekle suçladı. Son çatışmalar, özellikle kuzey Tigray'daki bazı köylerin kontrolü konusunda yaşanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, Afrika Boynuzu'ndaki istikrar açısından kritik bir öneme sahip. Etiyopya, Afrika Birliği'nin merkezi olan Addis Ababa'ya ev sahipliği yapıyor ve bölgesel bir güç olarak kabul ediliyor. Çatışmaların yeniden başlaması, Eritre, Sudan ve Somali gibi komşu ülkeleri de olumsuz etkileyebilir. Özellikle Eritre, 2020-2022 savaşında Etiyopya federal güçlerinin yanında yer almıştı ve şimdi yeniden karışabilir. Uluslararası toplum, iki yıl süren savaşın ardından bölgede kalıcı bir barışın sağlanması için arabuluculuk çabalarını sürdürüyor. ABD, Afrika Birliği ve BM, taraflara itidal çağrısında bulunuyor ve diyalog çağrısı yapıyor.
Ancak analistler, taraflar arasındaki güvenin zedelendiğini ve kapsamlı bir siyasi çözüm olmadan çatışmaların tekrarlanabileceği uyarısında bulunuyor. Pretoria Anlaşması'ndan sonra hâlâ çözülmemiş sorunlar bulunuyor: TPLF'in silahsızlandırılması, federal güçlerin bölgedeki varlığı, yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşü ve savaşın neden olduğu yıkımın onarılması. Ayrıca, güneydeki Amhara bölgesinde yaşanan benzer etnik gerilimler, ülkenin genelini istikrarsızlaştırma potansiyeli taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Etiyopya ile tarihsel ve ekonomik bağlara sahip önemli bir aktördür. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), bölgede kalkınma projeleri yürütmektedir. Ayrıca Türkiye, Afrika Boynuzu'nda düzenin korunmasına ve bölgesel istikrara önem vermektedir; bu nedenle çatışmaların yeniden alevlenmesi, Türkiye'nin bölgedeki çıkarlarını doğrudan etkileyebilir. Öte yandan, Türkiye'nin Katar ve Somali ile yakın ilişkileri bulunmakta ve Etiyopya'daki istikrar, Kızıldeniz'in güvenliği açısından da hayati önem taşımaktadır. Bu nedenle Türkiye, taraflar arasında diyaloğu teşvik eden bir rol üstlenebilir ve barış çabalarını destekleyebilir.