Kıbrıs Cumhuriyeti Yolsuzlukla Mücadele Kurumu, eski Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis'in görev süresi boyunca yetkisini kötüye kullanmış olabileceğine yönelik ciddi bulgular tespit etti. Ada genelinde yankı uyandıran bu gelişme, kurum tarafından Lefkoşa Başsavcılığı'na iletilerek hukuki sürecin başlatılması talep edildi. Söz konusu iddialar, Anastasiadis'in 2013-2023 yılları arasında yürüttüğü cumhurbaşkanlığı dönemine ait çeşitli karar ve uygulamalarını kapsıyor.
Soruşturmanın arka planı ve iddialar
Kıbrıs Yolsuzlukla Mücadele Kurumu, yaptığı ön incelemede Anastasiadis'in kamu kaynaklarını usulsüz kullandığı, bazı özel şirketlere imtiyazlı ihaleler verdiği ve yakın çevresine haksız kazanç sağladığı yönünde güçlü deliller elde etti. Kurum Başkanı Haris Poyiadjis, yaptığı yazılı açıklamada, "Mevcut veriler, eski cumhurbaşkanının yetkilerini kişisel çıkarlar veya üçüncü tarafların menfaati doğrultusunda kullandığına işaret etmektedir" ifadelerini kullandı. Anastasiadis ise iddiaları şiddetle reddederken, hakkındaki suçlamaların siyasi amaçlı olduğunu savundu.
Kurumun başsavcılığa sevk ettiği dosyada, özellikle 2018-2022 yılları arasında imzalanan bazı büyük altyapı sözleşmeleri ve vatandaşlık programı kapsamında yapılan düzenlemeler mercek altına alındı. Vatandaşlık karşılığı yatırım programında usulsüzlük yapıldığı, bazı yüksek profilli şahısların gerekli denetimlerden geçirilmeden Kıbrıs pasaportu aldığı iddiaları da soruşturmanın önemli bir bölümünü oluşturuyor. Bu program, daha önce Avrupa Komisyonu tarafından da eleştirilmiş ve Kıbrıs hükümeti 2020 yılında programı sonlandırmak zorunda kalmıştı.
Bölgesel ve siyasi yansımalar
Bu gelişme, Kıbrıs'ta yaklaşık bir yıl önce yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından siyasi dengeleri yeniden şekillendirebilir. Anastasiadis'in partisi Demokratik Seferberlik (DİSİ), muhalefette olmasına rağmen hala önemli bir siyasi güç olarak kabul ediliyor. Soruşturmanın derinleşmesi halinde, partinin önümüzdeki yerel seçimlerde oy kaybına uğraması bekleniyor. Ayrıca, Kıbrıs'ta yolsuzlukla mücadele konusunda uluslararası baskı da artıyor. Avrupa Birliği, üye ülkelerde hukukun üstünlüğü ilkelerine uyulmasını yakından takip ediyor; bu nedenle dava süreci Brüksel'de de dikkatle izlenecektir.
Öte yandan, Kıbrıs Rum kesimindeki bu iç siyasi çalkantı, adanın kuzeyindeki Kıbrıs Türk toplumu ile ilişkileri de dolaylı olarak etkileyebilir. İki toplum arasındaki müzakereler uzun süredir tıkanmış durumda; Rum tarafındaki siyasi istikrarsızlığın bu süreci daha da olumsuz etkilemesinden endişe ediliyor. Anastasiadis döneminde Kıbrıs sorununda kayda değer bir ilerleme sağlanamadığından, yeni yönetimin bu dosyaya daha fazla zaman ayıramaması riski bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türk dış politikası açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, Kıbrıs Rum kesimindeki siyasi istikrarsızlık Doğu Akdeniz'deki dengeleri etkileyebilir. Anastasiadis'in halefi Nikos Hristodulidis, Türkiye ile ilişkilerde daha yapıcı bir dil kullanmaya çalışsa da, eski yönetimin yolsuzluk iddiaları Rum kamuoyunda güven bunalımına yol açabilir. Bu durum, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik müzakerelerde Rum tarafının elini zayıflatabilir. Ayrıca, uluslararası yatırımcıların Kıbrıs Rum kesimine olan güveni sarsılabileceğinden, adanın ekonomik istikrarı da dolaylı olarak etkilenebilir. Türkiye, süreci yakından takip ederek Doğu Akdeniz'deki çıkarlarını korumaya yönelik adımlar atabilir.