Kenya Yüksek Mahkemesi, ABD'nin Ebola virüsü taşıyan Amerikalı hastalar için Kenya topraklarında kurmayı planladığı sahra hastanesinin açılışını geçici olarak durduran kararını yedi gün daha uzattı. Mahkeme ayrıca Kenya hükümetine, Washington yönetimiyle yapılan anlaşmanın tüm detaylarını kamuoyuna sunması için talimat verdi. Karar, Nairobi'nin egemenlik hakları ve halk sağlığı endişeleriyle ilgili tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Gelişmenin Arka Planı
Dava, Kenya'nın doğusundaki Garissa ilçesinde konuşlandırılması planlanan ABD sahra hastanesi etrafında dönüyor. Amerikan ordusuna ait bu tesisin, Batı Afrika'da Ebola salgınıyla mücadele eden ABD sağlık personelinin tedavisi için kullanılması öngörülüyor. Ancak yerel halk ve bazı sivil toplum kuruluşları, hastanenin virüsün Kenya'ya yayılmasına yol açabileceği ve Nairobi'nin egemenliğini zedeleyebileceği gerekçesiyle karşı çıkmıştı.
Kenya Yüksek Mahkemesi, ilk olarak iki hafta önce aldığı ihtiyati tedbir kararıyla hastanenin açılışını durdurmuş ve hükümete anlaşmanın şeffaf bir şekilde açıklanması için süre vermişti. Mahkemenin yeni kararıyla bu süre bir hafta daha uzatıldı. Mahkeme Başkanı Fred Ochieng, "Kamu yararı, devletler arası anlaşmaların gizliliğinden üstündür; bu nedenle hükümetin anlaşma metnini paylaşması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Kenya Dışişleri Bakanlığı ise anlaşmanın sadece ABD sağlık personeline yönelik olduğunu ve Kenya'nın iç işlerine müdahale anlamı taşımadığını savunuyor. Bakanlık sözcüsü, "Bu tesis yalnızca Amerikalı hastalar içindir; Kenya vatandaşlarına veya diğer Afrika ülkelerine hizmet vermeyecektir" dedi. Ancak muhalefet partileri ve insan hakları örgütleri, anlaşmanın kapsamının net olmadığını ve Kenya'nın biyogüvenlik protokollerini ihlal ettiğini iddia ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ebola salgını, özellikle Batı Afrika'da binlerce kişinin ölümüne yol açmış ve küresel sağlık güvenliğini tehdit eden bir kriz haline gelmişti. ABD, salgına müdahale için bölgeye binlerce askeri personel göndermiş ve bu personelin tıbbi ihtiyaçlarını karşılamak üzere mobil hastaneler kurmayı planlamıştı. Ancak Kenya gibi hastaneye ev sahipliği yapacak ülkeler, bu tür tesislerin biyogüvenlik riskleri ve egemenlik sorunları yarattığı endişesiyle direniyor.
Bu dava, Afrika ülkeleri ile ABD arasındaki askeri ve sağlık işbirliğinin hassas doğasını ortaya koyuyor. Bir yandan ABD'nin bölgedeki varlığı, Ebola gibi salgınlarla mücadelede kritik öneme sahip; diğer yandan yerel halk ve hükümetler, yabancı askeri tesislerin uzun vadeli siyasi ve çevresel etkilerinden çekiniyor. Kenya örneği, diğer Afrika ülkelerine de emsal teşkil edebilir: Uganda, Tanzanya ve Etiyopya da benzer anlaşmaların şeffaflığı konusunda taleplerle karşı karşıya.
Uzmanlar, mahkemenin kararının ABD-Kenya ilişkilerinde kısa vadede gerilim yaratabileceğini, ancak uzun vadede anlaşmaların daha hesap verebilir bir temele oturmasını sağlayabileceğini belirtiyor. Özellikle Çin'in Afrika'da artan nüfuzu karşısında ABD'nin bölgedeki sağlık diplomasisi stratejisi, bu tür davalarla test ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kenya'daki bu gelişme, Türkiye'nin Afrika kıtasındaki sağlık diplomasisi ve askeri işbirlikleri açısından dikkatle izlenmesi gereken bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, Somali, Sudan ve Cibuti gibi ülkelerde benzer sahra hastaneleri kurmuş veya sağlık altyapısı projeleri yürütmüştür. Bu tür yatırımların, ev sahibi ülkelerin egemenlik kaygıları ve yerel halkın şeffaflık talepleriyle karşılaşma potansiyeli bulunuyor. Türkiye'nin Afrika politikasında, anlaşmaların şeffaf, halk sağlığına saygılı ve çevresel risklere karşı duyarlı bir şekilde tasarlanması, itibarı ve sürdürülebilir işbirlikleri için kritik öneme sahiptir. Ayrıca, bu dava Türk sağlık diplomatlarının benzer anlaşmaları müzakere ederken yasal ve toplumsal hassasiyetleri göz önünde bulundurması gerektiğini hatırlatıyor.