Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, beklenmedik bir kararla görevinden istifa ettiğini açıkladı. Starmer'ın istifası, ülkenin son on yılda yedinci başbakanına tanıklık edeceği anlamına geliyor. Starmer, Kasım 2022'de Liz Truss'un kısa süreli başbakanlığının ardından İşçi Partisi'nin lideri olarak göreve gelmiş, ancak parti içi muhalefet ve düşen anket oranları nedeniyle baskı altındaydı. İstifa kararının hemen ardından, Muhafazakar Parti ve diğer partilerde liderlik yarışı başladı. Ülkede erken seçim olasılığı da gündeme gelirken, yeni başbakanın kim olacağı ve siyasi istikrarın nasıl sağlanacağı merak ediliyor.
Starmer'ın İstifasının Arkasındaki Nedenler
Keir Starmer, 2022 yılında Boris Johnson ve Liz Truss'un istifalarının ardından İşçi Partisi'ni iktidara taşıma vaadiyle başbakan olmuştu. Ancak görev süresi boyunca ekonomik daralma, yüksek enflasyon ve sağlık sistemindeki krizle mücadele etmek zorunda kaldı. Parti içinde, özellikle Brexit sonrası ilişkiler ve göç politikaları konusunda derin görüş ayrılıkları yaşanıyordu. Son haftalarda yapılan anketler, Starmer'ın popülaritesinin yüzde 25'in altına düştüğünü gösteriyordu.
Muhafazakar Parti'nin ana muhalefet olarak yükselişi ve Reform Partisi'nin sağdan gelen tehdidi, Starmer'ın konumunu daha da zayıflattı. Parti içinden gelen istifa çağrılarına direnemeyen Starmer, Buckingham Sarayı'na sunduğu istifa dilekçesinin ardından kamuoyuna bir açıklama yaptı. Açıklamasında, "Ülkenin çıkarları için en doğru kararın bu olduğuna inanıyorum" dedi.
Yeni Başbakan İçin Olası Adaylar ve Seçim Süreci
Starmer'ın istifasının ardından, İşçi Partisi içinde liderlik yarışı başladı. En güçlü adaylar arasında eski Maliye Bakanı Rachel Reeves, Dışişleri Bakanı David Lammy ve eski İçişleri Bakanı Yvette Cooper yer alıyor. Reeves, ekonomik konulardaki uzmanlığıyla parti tabanında destek toplarken, Lammy dış politikadaki deneyimiyle öne çıkıyor. Cooper ise göç ve güvenlik politikalarındaki sert duruşuyla biliniyor.
Ancak Muhafazakar Parti, erken seçim çağrıları yaparak iktidarı geri kazanmayı hedefliyor. Muhafazakar lider Rishi Sunak, "Ülkenin bir an önce istikrara kavuşması gerekiyor" diyerek hükümet kurmaya hazır olduğunu belirtti. Liberal Demokratlar ve diğer küçük partiler de kendi adaylarını çıkarma hazırlığında. Uzmanlar, önümüzdeki haftalarda yapılacak parti içi seçimlerin ardından kraliyet onayıyla yeni başbakanın atanacağını, ancak siyasi istikrarın sağlanmasının zaman alabileceğini vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Birleşik Krallık'taki bu siyasi çalkantı, ülkenin Avrupa Birliği ile ilişkilerinde yeniden belirsizliğe yol açabilir. Starmer döneminde Brexit sonrası ilişkilerde yumuşama sinyalleri verilmişti, ancak yeni liderin daha uzlaşmacı ya da daha mesafeli bir tutum takınması bekleniyor. Ayrıca, İngiltere'nin NATO ve diğer uluslararası kurumlardaki rolü de tartışma konusu. ABD Başkanı Joe Biden, İngiltere ile “özel ilişki” vurgusu yaparken, Avrupa başkentleri gelişmeleri endişeyle izliyor. Ukrayna'ya destek politikalarında değişiklik olup olmayacağı ise merak ediliyor.
Ekonomik cephede ise sterlin bir miktar değer kaybederken, finans piyasaları istikrar arayışına girdi. İngiltere Merkez Bankası'nın faiz kararları ve borçlanma maliyetleri, yeni hükümetin ekonomi politikalarına bağlı olarak şekillenecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki siyasi istikrarsızlık, Türkiye'nin ticaret ve savunma işbirliği alanındaki çıkarlarını etkileyebilir. Türkiye, özellikle Brexit sonrası imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması'nın kapsamını genişletmek için İngiltere ile müzakereler yürütüyordu. Yeni başbakanın bu sürece nasıl yaklaşacağı belirsiz. Ayrıca, savunma sanayiindeki ortak projeler (örneğin Eurofighter Typhoon satışı) yeni hükümetin önceliklerine göre şekillenebilir. Göç konusunda İngiltere'nin politikaları, Türkiye'den geçiş yapan düzensiz göçmenler açısından kritik. İngiltere'nin dış politikada daha izoleci bir çizgiye kayması, NATO içindeki dengeleri değiştirirken Türkiye'nin savunma ve diplomatik alandaki pozisyonunu dolaylı olarak etkileyebilir.