Kazakistan, İran'ın silah seviyesine yakın uranyum stokunu depolamayı teklif ederek ABD ile Tahran arasındaki nükleer müzakerelerdeki tıkanıklığı aşmak için önemli bir adım attı. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Başkanı Rafael Grossi, Kazakistan'ın tarafsız ve güvenilir bir ülke olarak bu planı desteklediğini belirtti. Grossi, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin uluslararası denetim altında tutulmasının bölgesel güvenlik açısından kritik olduğunu vurguladı.
Gelişmenin arka planı
İran, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan (KOEP) ABD'nin 2018'de tek taraflı olarak çekilmesinin ardından uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırmış ve yüzde 60 seviyesine ulaşmıştı. Bu oran, silah yapımında kullanılan yüzde 90'lık seviyeye oldukça yakın. Batılı ülkeler, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasından endişe duyuyor. Kazakistan'ın teklifi, uranyumun İran dışında, tarafsız bir ülkede depolanmasını ve uluslararası denetime açık olmasını öngörüyor. Bu sayede İran'ın nükleer programının barışçıl olduğuna dair güven tesis edilmesi hedefleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Kazakistan'ın bu girişimi, sadece ABD-İran ilişkilerini değil, aynı zamanda Orta Asya'nın jeopolitik konumunu da etkileyebilir. Kazakistan, Rusya ve Çin arasında dengeli bir dış politika izlerken, Batı ile de işbirliğini geliştirmeye çalışıyor. Nükleer depolama teklifi, Kazakistan'ın uluslararası arabuluculuk kapasitesini artırabilir. Öte yandan, İran'ın bu teklife nasıl yanıt vereceği merak ediliyor. Tahran daha önce uranyum stokunun yurtdışına çıkarılmasına sıcak bakmamıştı. Ancak ağır ekonomik yaptırımlar altında olan İran, diplomasi yoluyla bir çözüm bulmaya zorlanabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'ın nükleer programı konusunda hassas bir denge politikası izliyor. Bir yandan İran'ın nükleer silah edinmesine karşı çıkarken, diğer yandan komşusuyla ticari ve enerji ilişkilerini sürdürmeye çalışıyor. Kazakistan'ın teklifi, Türkiye için de önemli bir model oluşturabilir. Türkiye, bölgesel bir nükleer krizin önlenmesine katkı sağlayacak her girişimi desteklerken, kendi enerji güvenliğini de gözetiyor. Ayrıca, bu gelişme Türkiye'nin uluslararası arabuluculuk rollerine yeni bir boyut ekleyebilir. Ancak Ankara'nın, İran'ın muhtemel tepkilerini ve bölgesel istikrara etkilerini dikkatle izlemesi gerekiyor.