ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlık kampanyasında ve göreve başlama sürecinde Katar'dan gördüğü cömert destek, özellikle de kendisine hediye edilen lüks bir uçak, Washington ile Doha arasındaki ilişkilerin seyrini belirleyen önemli bir faktör oldu. Ancak bu yakınlık, Trump'ın görevdeki ilk yılında Katar'ın en büyük kriziyle karşı karşıya kaldığı bir dönemde, ABD'nin tutumuyla sınandı. Katar, komşuları Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Mısır'ın 5 Haziran 2017'de uygulamaya koyduğu ambargo ve abluka ile karşı karşıya kaldı. Bu abluka, Katar'ın hava sahasını kapatması, kara sınırını kapatması ve diplomatik ilişkileri kesmesi anlamına geliyordu. Katar, bu krizde en büyük müttefiki olarak gördüğü ABD'den destek beklerken, Trump'ın Katar'ın rakibi BAE'ye yaptığı büyük silah satışı onayı, Doha'da hayal kırıklığı yarattı.
Katar'ın Trump'a Yatırımı ve Beklentiler
Katar, Trump ailesiyle yakın ilişkiler kurmuş ve bu ilişkileri çeşitli yollarla pekiştirmişti. Trump'ın 2016 başkanlık kampanyası sırasında Katar, Washington'daki nüfuzunu artırmak için önemli miktarda kaynak ayırmıştı. Trump'ın zaferinin ardından, Katar yönetimi, Başkan Trump'ın göreve başlama törenine geniş bir heyetle katılmış ve 2017 yılında Trump'a özel bir hediye olarak, yaklaşık 100 milyon dolar değerinde olduğu belirtilen bir Boeing 747-8 uçağı (Air Force One versiyonu) tahsis etmeyi teklif etmişti. Bu jest, Katar'ın Trump'la kişisel düzeyde iyi ilişkiler kurma ve ABD'nin Körfez politikalarında Katar'ın çıkarlarını gözetmesini sağlama çabasının bir parçasıydı. Katar, ayrıca ABD'nin bölgedeki askeri varlığı için kritik öneme sahip El-Udeid Hava Üssü'nü işletmekte ve bu üssün genişletilmesi için milyarlarca dolarlık yatırım yapmaktaydı. Bu yatırımlar, Katar'ın ABD ile güvenlik bağlarını güçlendirme ve Trump yönetimini etkileme stratejisinin bir parçasıydı.
Trump'ın Tutumu ve Krizin Derinleşmesi
Ancak Trump, Katar'ın bu yatırımlarına rağmen, krize ilişkin ilk tavrında Katar aleyhine bir tutum sergiledi. Ablukanın başlamasından kısa bir süre sonra, Trump, Twitter hesabından yaptığı açıklamalarda Katar'ı terörü finanse etmekle suçlayan ve ablukayı uygulayan ülkeleri destekleyen ifadeler kullandı. Daha da önemlisi, Trump yönetimi, ablukanın başlamasından sadece birkaç gün sonra, BAE'ye 3.5 milyar dolarlık F-35 savaş uçağı ve silah satışını onayladı. Bu satış, Katar'ın bölgesel rakibi BAE'nin askeri gücünü önemli ölçüde artıracak nitelikteydi ve Katar'da Trump'ın kendilerini sattığı şeklinde yorumlandı. ABD'nin bu adımı, Katar'ın güvenlik endişelerini derinleştirdi ve bölgedeki dengeleri Katar aleyhine değiştirdi. Katar yönetimi, ABD'nin bu tutumunu, kendilerine verdiği desteğin samimiyetsiz olduğu ve kişisel çıkarların öncelikli olduğu şeklinde değerlendirdi.
Krizin Küresel ve Bölgesel Boyutu
Katar ablukası, sadece Körfez bölgesindeki dengeleri değil, aynı zamanda küresel enerji piyasalarını da etkiledi. Katar, dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihracatçılarından biri olarak, küresel enerji arzında kritik bir role sahiptir. Abluka, Katar'ın doğalgaz ihracatını tehdit etmiş ve bu durum küresel enerji piyasalarında fiyat dalgalanmalarına yol açmıştır. Katar, bu krizde alternatif tedarik yolları bularak ve üretimini artırarak ablukaya direndi. Bölgesel olarak, abluka, İran ve Türkiye'nin Katar'a verdiği destekle yeni bir jeopolitik hattın oluşmasına neden oldu. Katar, İran'dan hava yoluyla yardım alırken, Türkiye de Katar'a gıda ve askeri destek sağladı. Bu durum, Körfez'deki ittifakları yeniden şekillendirdi ve bölgesel güç mücadelesini derinleştirdi. Kriz, ayrıca ABD'nin bölgedeki çıkarları için de bir sınav niteliği taşıdı; zira ABD, Katar'daki askeri üssüne rağmen, Suudi Arabistan ve BAE'nin ablukasına net bir karşı çıkış sergilemedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Katar ablukası sırasında Katar'ın yanında yer alarak, Doha'ya gıda, su ve askeri malzeme sevkiyatı yapmış, ayrıca Katar'daki askeri üssüne takviye birlikler göndermiştir. Bu destek, Türkiye ile Katar arasındaki stratejik ortaklığı güçlendirmiş ve Türkiye'nin Körfez bölgesindeki etkinliğini artırmıştır. Türkiye'nin bu tutumu, Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerinde gerginliğe yol açmış olsa da, Katar ile olan ekonomik ve askeri iş birliğini derinleştirmiştir. Ayrıca, Türkiye'nin enerji bağımlılığı göz önüne alındığında, Katar'ın LNG arz güvenliğinin sağlanması, Türkiye için stratejik önem taşımaktadır. Bu kriz, Türkiye'nin bölgesel krizlerde aktif bir arabulucu ve destekleyici rol oynayabileceğini göstermiş ve dış politikada çok yönlü stratejisinin bir parçası olarak Katar'la ilişkilerini güçlendirmiştir.