İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, Batı Şeria'nın El Halil kentindeki Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) ofisine düzenlenen baskını açıkça kutladı. Ben Gvir, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "UNRWA'nın faaliyetlerine son verilmesi, İsrail'in güvenliği için atılmış doğru bir adımdır" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, uluslararası toplumun ve Filistinli yetkililerin sert tepkisini çekerken, bölgede zaten kırılgan olan ateşkes ortamını daha da gerginleştirdi. Olay, İsrail güçlerinin dün gece düzenlediği operasyon sırasında gerçekleşti ve UNRWA yetkilileri, ofisin kullanılamaz hale geldiğini belirtti.
Gelişmenin arka planı
İsrail güçleri, Batı Şeria'nın El Halil kentinde bulunan UNRWA ofisine gece saatlerinde baskın düzenledi. Görgü tanıklarının ifadesine göre, operasyon sırasında ofis mobilyaları ve bilgisayar ekipmanlarına zarar verildi. UNRWA sözcüsü, baskının ardından ofisin geçici olarak kapatıldığını ve ajansın bölgedeki insani yardım faaliyetlerinin aksadığını duyurdu. Bu olay, İsrail'in UNRWA'ya yönelik son dönemdeki en sert müdahalelerinden biri olarak kayıtlara geçti.
Ben Gvir'in kutlama mesajı, İsrail hükümeti içindeki aşırı sağcı kanadın UNRWA'ya karşı yürüttüğü sistematik kampanyanın bir parçası olarak görülüyor. Bakan, daha önce de ajansın "terör örgütlerine yardım ettiği" yönündeki iddialarını dile getirmiş ve kapatılması çağrısında bulunmuştu. Ancak bu açıklamalar, uluslararası kuruluşlar tarafından ciddi şekilde eleştirilmişti. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, UNRWA'nın bölgedeki mültecilere temel hizmetleri sağladığını ve bu tür baskınların uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı.
UNRWA, 1949 yılından bu yana Filistinli mültecilere eğitim, sağlık ve sosyal hizmetler sunuyor. Ajans, özellikle Gazze Şeridi'nde devam eden savaştan etkilenen yüz binlerce kişiye yardım ulaştırmada kritik bir rol oynuyor. Son baskın, ajansın çalışmalarını daha da zorlaştırırken, bölgedeki insani krizin derinleşmesine neden oluyor. Filistin Yönetimi, baskını "savaş suçu" olarak nitelendirirken, Hamas da İsrail'i "soykırım politikalarına devam etmekle" suçladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Ben Gvir'in bu çıkışı, Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) geçtiğimiz ay aldığı ve İsrail'in Batı Şeria'daki işgalinin hukuka aykırı olduğu yönündeki kararın hemen ertesine denk geldi. UAD'nin tavsiye niteliğindeki kararı, İsrail hükümeti tarafından reddedilmişti. Bu bağlamda, UNRWA'ya yönelik baskın, İsrail'in uluslararası kurumlara karşı meydan okumasının bir yansıması olarak yorumlanıyor. Bölge ülkeleri, özellikle Ürdün ve Mısır, İsrail'in bu tutumunun barış sürecini baltaladığını ve tansiyonu artırdığını belirtiyor.
Küresel anlamda, Batılı ülkelerin İsrail'e yönelik eleştirileri giderek güçleniyor. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, "UNRWA'nın çalışmalarını engellemek, uluslararası topluma saygısızlıktır" açıklamasında bulundu. ABD yönetimi ise daha temkinli bir dil kullanırken, İsrail'in güvenlik endişelerini anladığını ancak sivil halka yönelik insani yardımların devam etmesi gerektiğini ifade etti. Bu olay, aynı zamanda İsrail'in uluslararası alandaki yalnızlaşmasını hızlandırıyor.
Uzmanlar, Ben Gvir'in bu tür kışkırtıcı adımlarının, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun koalisyon hükümetini güçlendirmeye yönelik hesapların bir parçası olabileceğini değerlendiriyor. Aşırı sağcı partilerin desteğine ihtiyaç duyan Netanyahu hükümeti, bu tür eylemlerle sağ tabanını konsolide etmeye çalışıyor olabilir. Ancak bu politikalar, bölgede kalıcı bir çözümün önünü daha da tıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği daha da ön plana çıkarıyor. Türkiye, daha önce UNRWA'ya yaptığı maddi ve manevi destekle biliniyor. Ankara yönetimi, bu tür baskınların uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve Filistinlilerin yaşam koşullarını daha da zorlaştırdığını ifade etmektedir. Ayrıca, Türkiye'nin İsrail ile ilişkileri son dönemde normalleşme sürecine girmişken, bu olayın ilişkileri olumsuz etkileme potansiyeli bulunuyor. Türkiye'nin, bölgesel istikrarı korumak ve Filistin halkının haklarını savunmak adına uluslararası platformlarda daha aktif bir rol üstlenmesi bekleniyor. Bu tür olaylar, Ankara'nın İsrail'e yönelik söylemlerini sertleştirmesine neden olabilir.