Kanada Başbakanı Mark Carney, Perşembe günü Suudi Arabistan'a gerçekleştirdiği resmi ziyarette iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Carney, Krallığın başkenti Riyad'da Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile bir araya gelirken, bu ziyaret 25 yıl aradan sonra bir Kanada başbakanının Suudi Arabistan'a yaptığı ilk resmi temas olma özelliği taşıyor. Carney, basına yaptığı açıklamada, Kanada'nın artık insan hakları konusunda 'uzaktan ders verme' anlayışını terk ettiğini belirterek, yeni dönemde karşılıklı saygı ve ortak çıkarlar temelinde daha pragmatik bir ilişki inşa edileceğinin sinyalini verdi.
25 yıllık aranın ardından stratejik adım
Kanada ile Suudi Arabistan arasında son yıllarda inişli çıkışlı bir seyir izleyen diplomatik ilişkiler, 2018 yılında Ottawa'nın Suudi Arabistan'daki insan hakları ihlallerine yönelik sert eleştirileri sonrası ciddi bir krize girmişti. Suudi yönetimi, Kanada'nın tutumuna karşılık olarak Kanada büyükelçisini sınır dışı etmiş, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerde de belirgin bir soğuma yaşanmıştı. Ancak son dönemde enerji, savunma ve teknoloji alanlarında artan karşılıklı çıkarlar, iki ülkeyi yeniden bir araya getiren temel dinamikler oldu.
Carney'nin ziyareti sırasında, Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre, Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile kapsamlı bir ticaret ve yatırım anlaşmasına imza atılması bekleniyor. Anlaşmanın, Kanada'nın enerji sektöründeki uzmanlığı ile Suudi Arabistan'ın Vizyon 2030 programı kapsamında yürüttüğü ekonomik çeşitlendirme çabalarını birleştirmeyi hedeflediği belirtiliyor. Özellikle hidrojen ekonomisi, yenilenebilir enerji ve savunma sanayii alanlarında iş birliği öngörülüyor.
Carney, yaptığı konuşmada "Kanada dünyanın hiçbir yerinde demokrasi ve insan hakları konusundaki değerlerinden taviz vermez. Ancak bu değerleri savunmanın yolu, karşımızdaki ülkelerle diyalog kurmaktan, onları anlamaktan ve ortak projeler geliştirmekten geçiyor. Suudi Arabistan ile ilişkilerimizi bu anlayışla yeniden inşa etmek istiyoruz" ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve küresel boyut
Kanada'nın Ortadoğu'daki en büyük ticaret ortaklarından biri olan Suudi Arabistan ile ilişkilerin yeniden canlanması, bölgesel dengeler açısından da önem taşıyor. Suudi Arabistan, son yıllarda ABD başta olmak üzere Batılı müttefikleriyle ilişkilerinde çeşitli gerilimler yaşarken, Çin ve Rusya ile daha yakın bağlar kurma eğilimini güçlendirmişti. Kanada'nın hamlesi, Batı dünyasının Suudi Arabistan'a yönelik tutumunda bir revizyon sinyali olarak yorumlanıyor.
Özellikle Ukrayna savaşı sonrası enerji arz güvenliğinin yeniden ön plana çıkması, Kanada gibi enerji ihracatçısı ülkeler için Suudi Arabistan'ı daha da önemli bir ortak haline getirdi. Kanada, doğal gaz ve petrol rezervleriyle dünya enerji piyasasında söz sahibi olurken, Suudi Arabistan da OPEC+ içindeki lider konumuyla küresel enerji fiyatlarını etkileyen kilit aktörlerden biri.
İnsan hakları örgütleri ise Carney'nin 'uzaktan vermeyeceğiz' söylemini eleştirerek, bunun Suudi Arabistan'daki baskıcı yönetime karşı meşruiyet sağlayacağı uyarısında bulundu. Ancak Carney, bu eleştirilere yanıt olarak, "Angajman, izolasyondan daha etkilidir. Biz değişimi içeriden etkilemeyi tercih ediyoruz" dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kanada-Suudi Arabistan yakınlaşması, Türkiye'nin bölgesel politikaları açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme. Suudi Arabistan, son yıllarda Türkiye ile normalleşme sürecine girmiş ve ticari ilişkileri canlandırmıştı. Kanada gibi bir NATO müttefikinin Körfez'deki etkinliğini artırması, bölgesel güç dengelerinde doğrudan bir değişiklik yaratmasa da, enerji ve savunma alanındaki iş birlikleri Türkiye'nin bu alanlardaki rekabet gücünü etkileyebilir. Ayrıca, Kanada'nın insan hakları eleştirilerini geri plana itmesi, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde benzer taleplerle karşılaşma ihtimalini azaltabilir. Ankara'nın, Riyad ile Ottawa arasındaki yeni dönemi dengeli bir şekilde yönetmesi ve kendi çıkarlarını koruyacak adımları atması stratejik önem taşıyor.