Kanada'nın, ABD'nin çelik ve alüminyum ithalatına getirdiği ek vergilere karşılık olarak yaklaşık 19,8 milyar dolar değerindeki ABD menşeli ürüne uyguladığı yüzde 50'ye varan misilleme tarifeleri bu Salı günü yürürlüğe girdi. Bu adım, iki komşu ülke arasındaki ticaret savaşını daha da derinleştirirken, ABD Başkanı Donald Trump, Kanada merkezli uçak üreticisi Bombardier'nin tüm uçaklarının ABD'de satışının yasaklanmasıyla tehdit etti.
Ticaret Savaşının Arka Planı
ABD yönetimi, Mart 2018'de çelik ithalatına yüzde 25, alüminyuma yüzde 10 ek gümrük vergisi getirmişti. Kanada başlangıçta bu vergilerden muaf tutulmuş, ancak Washington yönetimi 31 Mayıs 2018'de Kanada, Meksika ve Avrupa Birliği'ne yönelik muafiyeti sona erdirdi. Bunun üzerine Ottawa, 1 Temmuz 2018'den itibaren geçerli olmak üzere 16,6 milyar Kanada doları (yaklaşık 12,6 milyar ABD doları) değerinde ABD ürününe misilleme tarifesi uygulayacağını duyurdu. Ancak son açıklamayla bu rakam 19,8 milyar dolara yükseltildi ve kapsam genişletildi. Yeni tarifeler, ABD'den ithal edilen çelik, alüminyum, gıda ürünleri, tarım makineleri ve bazı tüketici ürünlerini kapsıyor.
Kanada Başbakanı Justin Trudeau, tarifelerin "ABD'nin haksız ve hukuksuz eylemlerine karşı bir yanıt" olduğunu belirterek, "Kanadalı işçileri ve işletmeleri korumak için elimizden geleni yapacağız" dedi. Trudeau ayrıca, "ABD ile ticaret savaşını tırmandırmak istemiyoruz, ancak kendi çıkarlarımızı savunmak zorundayız" ifadelerini kullandı.
Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, "Kanada, ABD'li çiftçilerimize ve işçilerimize yıllardır zarar veriyor. Şimdi de misilleme tarifeleriyle ekonomimize saldırıyor. Bombardier dahil, Kanada'nın ürettiği tüm uçakların ABD'de satışını yasaklayacağım. Bu konuda hiçbir tereddüdüm yok" dedi. Trump'ın bu tehdidi, ABD Ticaret Bakanlığı'nın Bombardier'nin C-Serisi uçaklarına yönelik soruşturmasıyla aynı döneme denk geldi. Bakanlık, Bombardier'nin ABD'li uçak üreticisi Boeing'e karşı haksız sübvansiyon aldığı iddiasıyla yüzde 220 oranında antidamping vergisi uygulanmasını önermişti. Bombardier ise suçlamaları reddediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD ile Kanada arasındaki ticaret gerilimi, sadece iki ülkeyi değil, Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması'nın (NAFTA) yerini alması planlanan Yeni NAFTA (USMCA) müzakerelerini de doğrudan etkiliyor. Kanada, Meksika ve ABD arasında yıl sonuna kadar imzalanması hedeflenen anlaşma, tarifeler nedeniyle askıya alınmış durumda. Kanada, tarifeler kaldırılmadıkça anlaşmayı onaylamayacağını açıkladı.
Ayrıca, bu gelişme küresel ticaret savaşlarının bir parçası olarak görülüyor. ABD'nin çelik ve alüminyum vergilerine karşı Çin, Avrupa Birliği, Meksika ve Türkiye gibi ülkeler de misilleme tarifeleri uygulamıştı. Dünya Ticaret Örgütü (WTO), ticaret kısıtlamalarının 2018'de rekor seviyeye ulaştığını ve küresel ekonominin büyüme hızını düşürdüğünü bildirdi. Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Christine Lagarde, ticaret savaşlarının "küresel büyüme için en büyük tehdit" olduğunu söyledi.
Bombardier yasağı tehdidi ise havacılık sektöründe büyük yankı uyandırdı. Bombardier, Kanada'nın en büyük uçak üreticisi ve Quebec eyaletinin ekonomisinde önemli bir yere sahip. Şirketin ABD'de 5 binden fazla çalışanı bulunuyor ve ABD'deki tedarik zinciri geniş. Trump'ın tehdidi gerçekleşirse, hem Kanada hem de ABD'deki istihdam olumsuz etkilenecek. Boeing ise Bombardier'ye karşı açtığı davada haklı olduğunu savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD ile benzer bir ticaret gerilimi yaşıyor. ABD'nin çelik ve alüminyum vergilerine karşı Türkiye de misilleme tarifeleri uygulamış, karşılıklı yaptırımlar 2018'de döviz krizini tetiklemişti. Kanada'nın misillemesi, Türkiye'nin kendi tarifelerini meşrulaştırması ve uluslararası ticaret kuralları çerçevesinde hareket ettiğini göstermesi açısından önemli. Ayrıca, ABD'nin Bombardier'e yönelik tehdidi, Türk havacılık sektörü için de uyarı niteliğinde: Türkiye'nin yerli uçak projeleri ve savunma sanayii, benzer korumacılık önlemleriyle karşılaşabilir. Bu gelişmeler, Türkiye'nin ticaret ortaklarını çeşitlendirmesi ve DTÖ reformu konusunda daha aktif olması gerektiğini gösteriyor.