Kanada Başbakanı Mark Carney, ABD ile İran arasında olası bir nükleer anlaşmanın 'oyunun kurallarını değiştirecek' bir gelişme olduğunu belirtti. Carney, yaptığı açıklamada, böyle bir anlaşmanın hem Ortadoğu'da istikrarı sağlama potansiyeline sahip olduğunu hem de küresel güvenlik açısından kritik bir adım teşkil ettiğini vurguladı. Kanada Başbakanı'nın bu açıklaması, ABD ile İran arasında Umman'da yürütülen dolaylı müzakerelerin ardından geldi. Müzakerelerde, İran'ın nükleer programına ilişkin kısıtlamalar ve yaptırımların hafifletilmesi konularının ele alındığı bildiriliyor. Görüşmelerin, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasının ardından başlatılması dikkat çekiyor. Carney, anlaşmanın sadece iki ülke arasındaki ilişkileri değil, aynı zamanda bölgedeki diğer aktörlerin de pozisyonlarını etkileyeceğini ifade etti.
Anlaşmanın arka planı ve müzakerelerin seyri
ABD ile İran arasındaki nükleer anlaşma müzakereleri, 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) 2018'de ABD'nin tek taraflı olarak çekilmesiyle askıya alınmıştı. Trump yönetiminin ardından göreve gelen Joe Biden yönetimi, anlaşmaya geri dönülmesi için müzakerelere başlamış ancak süreç istikrarlı bir ilerleme kaydedememişti. Son haftalarda ise Trump yönetiminin yeniden iş başına gelmesiyle birlikte, İran ile müzakerelerin hız kazandığı görülüyor. Umman'da gerçekleştirilen görüşmelere ABD adına Özel Temsilci Steve Witkoff, İran adına ise Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin katıldığı belirtiliyor. Görüşmelerin odak noktasının, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine yönelik sınırlamalar ve yaptırımların kademeli olarak kaldırılması olduğu ifade ediliyor. Kanada Başbakanı Carney, anlaşmanın başarıyla sonuçlanması halinde uluslararası toplumun nükleer yayılmayı önleme çabalarına önemli bir katkı sağlayacağını söyledi.
Bölgesel ve küresel boyut
Olası bir ABD-İran anlaşması, Ortadoğu'daki güç dengelerini değiştirme potansiyeline sahip. İran'ın nükleer programının kontrol altına alınması, Suudi Arabistan ve İsrail gibi bölge ülkelerinin güvenlik endişelerini azaltabilir. Ayrıca, yaptırımların hafifletilmesiyle İran ekonomisinin canlanması ve enerji piyasalarında arz artışı bekleniyor. Ancak anlaşmanın uygulanmasında karşılaşılabilecek zorluklar da bulunuyor. İran'ın yerel siyasi dinamikleri, anlaşmanın onaylanmasını ve sürdürülebilirliğini etkileyebilir. Diğer yandan, ABD'deki siyasi iklim ve Kongre'nin yaptırımlar konusundaki tutumu da önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Küresel ölçekte, bu anlaşma nükleer silahların yayılmasını önleme rejimine güveni artırabilir ve diğer bölgelerdeki benzer müzakerelere örnek teşkil edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile 535 kilometrelik sınırı bulunan ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran doğalgazı ile karşılayan bir ülke olarak, ABD-İran anlaşmasından doğrudan etkilenecektir. Anlaşmanın sağlanması halinde, İran'a yönelik yaptırımların hafiflemesi Türkiye-İran ticaretini ve enerji iş birliğini olumlu etkileyebilir. Ancak anlaşmanın, bölgedeki İran etkisini artırması durumunda Türkiye'nin Suriye ve Irak politikaları üzerinde yeni dengeler oluşabilir. Ayrıca, anlaşma sürecinin Türkiye'nin arabuluculuk rolünü ön plana çıkarabileceği gibi, bölgesel rekabeti de tetikleyebileceği unutulmamalıdır.