Kanada Başbakanı Mark Carney, ABD mallarına yönelik misilleme tarifelerinin yürürlüğe girmesinin ardından, ülkesinin Washington'a olan ekonomik ve diplomatik bağımlılığını azaltma yönündeki kararlılığını bir kez daha vurguladı. Carney, yaklaşan üst düzey uluslararası temaslar öncesinde yaptığı açıklamada, "Kanada'nın çıkarlarını korumak için elimizdeki tüm araçları kullanmaya devam edeceğiz" dedi. Ottawa'nın yeni stratejisi, ticaret ortaklıklarını çeşitlendirmeyi ve kritik sektörlerde kendi kendine yeterliliği artırmayı hedefliyor.
Gelişmenin Arka Planı: Tarifeler ve Ekonomik Baskılar
ABD yönetiminin çelik, alüminyum ve bazı tarım ürünlerine getirdiği ek gümrük vergilerine karşılık Kanada, aynı oranda misilleme tarifeleri uygulamaya koydu. Bu adım, iki ülke arasındaki ticaret savaşını daha da derinleştirdi. Kanada ekonomisi, GSYİH'sinin yaklaşık yüzde 75'inin ABD ile yapılan ticarete bağlı olması nedeniyle bu tür bir kopuştan en fazla etkilenecek ülkelerin başında geliyor. Carney hükümeti, bu bağımlılığı azaltmak için Asya-Pasifik ve Avrupa pazarlarına yönelik yeni ticaret müzakereleri başlatmış durumda. Ayrıca, yerli üretimi teşvik edecek vergi indirimleri ve altyapı yatırımları gündemde.
Başbakan Carney, son haftalarda Japonya, Güney Kore ve Almanya'ya resmi ziyaretler gerçekleştirdi. Bu ziyaretlerde enerji, teknoloji ve savunma sanayii alanlarında iş birliği anlaşmaları imzalandı. Ottawa ayrıca, Trans-Pasifik Ortaklığı (CPTPP) ve AB ile yürütülen kapsamlı ekonomik ve ticari anlaşma (CETA) çerçevesindeki ilişkilerini güçlendirmeyi planlıyor. Carney, "Kanada artık tek bir pazara bağımlı olmayacak" diyerek çok kutuplu bir dış ticaret stratejisi izleyeceklerini belirtti.
Uzmanlar, Kanada'nın bu yön değişikliğinin sadece ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir hamle olduğunu vurguluyor. ABD'nin son yıllarda artan korumacı politikaları ve Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması'nın (USMCA) yeniden müzakere edilmesi sırasında yaşanan gerginlikler, Kanada'yı alternatif arayışlara itti. Ayrıca, ABD'nin iklim değişikliği politikalarından geri adım atması, Kanada'nın yeşil enerji ve sürdürülebilirlik alanında Avrupa ile yakınlaşmasını hızlandırdı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kanada'nın ABD'den uzaklaşma hamlesi, Kuzey Amerika'nın ekonomik mimarisini derinden etkileyebilir. ABD ile Kanada arasındaki ticaret hacmi yıllık 700 milyar doları aşarken, bu ilişkinin zayıflaması her iki ülke ekonomisine de zarar verir. Ancak Ottawa, uzun vadede daha dirençli bir ekonomik yapı kurmayı hedefliyor. Bu kapsamda, kritik mineraller, yapay zeka ve temiz enerji gibi stratejik sektörlerde kendi Ar-Ge kapasitesini güçlendirmeye yönelik yatırımlar artırıldı.
Küresel ölçekte ise Kanada'nın bu tutumu, diğer orta ölçekli güçler için bir model oluşturabilir. Özellikle ABD'nin çelik ve alüminyum tarifeleri gibi tek taraflı adımlarına karşı benzer misillemelerin artması, Dünya Ticaret Örgütü (WTO) çerçevesinde yeni tartışmaları beraberinde getirebilir. Avrupa Birliği ve Japonya gibi aktörler, Kanada'nın izlediği stratejiyi yakından takip ediyor. Kanada'nın önümüzdeki dönemde imzalayacağı ticaret anlaşmaları, küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesinde belirleyici olabilir.
Öte yandan, Kanada'nın savunma alanında da ABD'ye bağımlılığını azaltma yönünde adımlar attığı görülüyor. NATO içindeki yükümlülüklerini yerine getirirken, aynı zamanda Avrupa ülkeleriyle savunma sanayii iş birliklerini geliştiriyor. Carney, geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada, "Kuzey Amerika'nın güvenliği için ABD ile iş birliğimiz sürecek, ancak kendi savunma kapasitemizi de güçlendirmeliyiz" ifadelerini kullanmıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kanada'nın ABD'den uzaklaşma stratejisi, Türkiye için doğrudan bir tehdit veya fırsat oluşturmasa da, küresel ticaret dengelerindeki değişimi yansıtması açısından önem taşıyor. Türkiye, benzer şekilde batılı müttefikleriyle zaman zaman gerilim yaşayan ve alternatif pazarlar arayan bir ülke konumunda. Kanada'nın çok kutuplu ticaret hamlesi, Türkiye'nin de Asya, Afrika ve Latin Amerika ile ilişkilerini çeşitlendirme çabalarına paralellik gösteriyor. Ayrıca, ABD'nin korumacı politikaları karşısında orta ölçekli güçlerin ittifak arayışları, Türkiye'nin uluslararası platformlardaki pozisyonunu güçlendirebilir. Ancak Kanada'nın bu süreçte Türkiye ile doğrudan bir iş birliği sinyali verip vermeyeceği belirsizliğini koruyor.